• BIST 83.106
  • Altın 146,948
  • Dolar 3,7641
  • Euro 4,0426
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara -3 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin -4 °C

Barışa, çözüme ve insanlığa destek

Atilla Yayla

Aralarında benim de bulunduğum bazı akademisyenler bir bildiri yayınlayarak Cengiz Algan’ın koordinatörlüğünde yürütülmekte olan BARIŞA BAK kampanyasına destek verdi. Bildiri şöyle:

“Türkiye otuz yıl boyunca resmen ilân edilmemiş bir iç savaş yaşadı. Türk ve Kürt evlatlarını acımasız bir kavgada kaybetti. Bu anlamsız çatışma Türkiye’yi içten içe yiyip bitiriyor. Tüm toplumun huzuru ve refahı için sarf edilmesi gereken insan gücü kaynaklarımız ve maddî varlıklarımız, sadece yenilenin değil yenenin de kaybedeceği, aslında hiçbir tarafın asla kazanamayacağı bir çatışmada harcanıyor.

Türkiye bu kavgayı daha fazla sürdüremez. Ülkenin her bireyi ve her kesimi bu sorundan kurtulmak için elini taşın altına koymalı. Evrensel insan haklarının ve demokrasinin temel ilkelerinin rehberliğinde acilen bir çözüme ulaşmak için harekete geçmeli. Artık kaybedecek zamanımız yok. Ölüme gönderecek insanımız yok.

Son otuz yıldır ilk defa barışa-çözüme çok yakınız. Taraflar şimdiye kadarki en kuvvetli çözüm-barış arzusunu ve iradesini sergiliyor. Süreç zaman zaman boy gösteren provokasyonlara, sabotajlara, hatalara rağmen ilerliyor. Bizler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bu sürece kayıtsız kalamayız. Aktörleri kimler olursa olsun barış çabalarından desteğimizi esirgeyemeyiz. Tarihî, insanî, ahlâkî sorumluluklarımızdan kaçamayız. Barış-çözüm süreci başarıya ulaşmadan bu ülkenin ileriye doğru yürüyebileceğini hayal edemeyiz.

İşte bu yüzden ses vermek istiyoruz. Biz aşağıda ismi bulunan akademisyenler, dikkatimizi hiçbir şeyin dağıtmasına müsaade etmiyoruz. Her şeyi bir tarafa bırakıp, BARIŞA BAKIYORUZ!”

Barış ve çözüm sürecine verilen bu tür desteklerin ne kadar anlamlı ve değerli olduğunu, “barışa bak!” kampanyasına karşı çıkan şahısların ve çevrelerin tepkilerinden anlıyoruz. Barışın ne olduğunu da uygarlığın barışla nasıl bir ilişki içinde bulunduğunu da bilmeyen kimileri, barış ve çözüm yolunda kararlılıkla ilerleyelim diyenlere arsızca saldırıyorlar. Bunlardan biri, bir süre önce yazdığı, kendisine yakışan seviyesizlik ve samimiyetsizlikteki bir yazısında, kampanyaya öncülük edenlere ve destek verenlere hakaretler yağdırmak için debelenmişti. Kimse tarafından kaale alınmayınca yaptığı kendi bataklığında çırpınmaktan öteye geçemedi.

Bu tiplerin anlayacağından umutlu değilim ama yine de bazı gerçekleri tekrarlayayım. Türkiye Kürt problemini en kısa zamanda çözmek zorunda. Bunun taraflarca silahla yapılamayacağı anlaşıldı. Silaha dayalı çözüm ne mümkün ne de uygarca. Bu yüzden, işler bir çözümün önünü açmak gerekiyor. Bunun ilk adımı, silahların susması, insanların ölmesine engel olunması, kısaca, barışın tesis edilmesi. Ancak bir sulh ortamında taraflar kendilerini doğru düzgün anlatabilir. Silahların konuştuğu yerde fikirler konuşamaz. Haklılarla haksızlar ayırt edilemez. Beraber yaşama iradesi kuvvetlendirilemez. Bu yüzden, insanlık değerlerine gerçekten önem veren herkesin barış için atılan adımlara destek olması beklenir.

Barış sürecinde kimin inisiyatif almış olduğunun önemi yok. Sonunda barışı savaşanlar kimse onlar yapacak. Ancak, barışın asıl sahibinin toplum olduğu bilinirse, taraflara gösterilirse, barış ve çözüm iradesi daha güçlü olur. Bizim yapmak istediğimiz de bu. Barışı ve problemin çözülmesini, yukarda atıf yaptığım türden hastalıklı kimseler dışında, tüm toplum istiyor.

Şüphe yok ki, barış bir amaç değer olmaktan ziyade bir araç değer. Biz imzacıların bu süreçten beklediği sadece silahların susması ve geriye kalan hiçbir şeyin değişmemesi, her şeyin yerli yerinde kalması değil. Aksine, barışın önümüzü daha iyi görmeyi ve problemlerin çözümü için somut adımlar atmayı kolaylaştırmasını umuyoruz.

Bu satırların yazarı temel insani değerlerin özgürlük ve adâlet olduğuna inanıyor. Barış bir ara çözüm veya gerçek barışın bir önceki merhalesidir. Türkiye Kürt probleminin nihaî çözümünü de özgürlüğün ve adâletin tesisiyle sağlayabilir. Cari sistemde, siyasi statüde, toplumsal sözleşmede bu istikamette değişiklikler yapılmalıdır. Aksi takdirde, barış kurulmuş olsa bile çözüm hayal olacaktır. Bizim istediğimiz bu değil.

Barış-çözüm sürecinin aktörlerinin kendi eko-sistemlerinde karşılaştıkları zorlukların farkındayız. Bir gün içinde bunların aşılmasını beklemiyoruz. Ancak, istediğimiz, bu istikamette yürüme iradesinin kaybolmaması, zayıflamak yerine her geçen gün güçlenmesi. Bizler de bu kampanyayla barış ve çözüm sürecinin arkasında ve sürecin aktif aktörlerinin yanında olduğumuzu hatırlatmak istedik.

Evet, biz imzacı akademisyenler, pür dikkat, BARIŞA BAK’ıyoruz!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89