• BIST 106.942
  • Altın 141,866
  • Dolar 3,5300
  • Euro 4,1089
  • İstanbul 28 °C
  • Diyarbakır 41 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 33 °C
  • Berlin 23 °C

Barışa bak!

Gülay Göktürk

Çözüm sürecinin başından bu yana, bu sürecin temel güvencesinin çok kısa sürede kazandığı büyük toplumsal destek olduğunu yazıyorum. Bütün oyunları bozacak, bütün şer ititfaklarını boşa çıkartacak tek yol, tek güvence bu…

PKK dahil herkes bu mayanın tuttuğunun farkında. Artık hiç kimse bölge halkını silahlara yeniden sarılmak gerektiğine inandıramaz. Hiç kimse, anadilde eğitim hakkını tam olarak kazanmak ya da yerinden yönetimi güçlendirmek ya da ekşit vatandaşlık hakkını anayasal düzeyde kazanmak için “sonuç verici yolun” yeniden dağlara çıkmak olduğuna ikna edemez Kürtleri... Milyonlarca Kürt, bu hedeflere ulaşmak için tek yapılması gerekenin barışçı demokratik mücadele olduğunu derinden kavrıyor. Sürecin devamını işte bu bilinç güvenceye alıyor. Süreci sabote etmeye çalışanlar bu yüzden maske takmak zorunda kalıyor.

Ne var ki, yaşadığımız şu tehlikeli dönemecin aşılması için, toplumun Süreç’e gösterdiği pasif desteğin, daha aktif, daha görünür hale getirmesi şart. Bugün milyonların barışı korumak üzere siyaset sahnesine çıkmasına ihtiyacımız var.

Süreci bozmaya çalışan seslerin imza kampanyalarıyla, mitinglerle, gösteri ve yürüyüşlerle boğulmasına; bozguncuların kuşatılıp tecrit edilmesine ihtiyacımız var.

Bugün sütunumu böyle bir çağrıya ayırıyorum.

“Barışa bak” sloganıyla açılan imza kampanyasının çağrıcıları şöyle bir metin kaleme almışlar:

“Bugüne kadarki bütün barış denemelerimiz eski devlet aklının karanlık duvarlarına çarpıp parçalandı. Yıllarımızı, canlarımızı, çocuklarımızın geleceğine yatırılacak kaynaklarımızı, uzadıkça anlamsızlaşan bir savaşta heba ettik. Ortak aklımız, ortak vicdanımız, bizi bize bağlayan bin yıllık kardeşlik hukukumuz, hakikatimiz felç edildi. Gerçekte var olmayan bir düşmanlığın peşinden 30 yıl sürüklenerek, gençlerimizi namluya sürülen mermiler gibi harcadık. Hep birlikte harcandık.

Şimdi ilk defa barışa bu kadar yakınız. Tarihimizin toplumdan en yüksek desteği alan yerli ve bize has projesi Çözüm Süreci’yle, ilk defa barışın kapısına kadar geldik. Artık barışın ışığını görüyor, sıcağını hissediyoruz. Elimizi uzatsak dokunacağız. O kadar yakın, o kadar gerçek.

Ama yine yolumuza taş koyanlar var. Hükümet devirme girişimleriyle, sokak isyanlarıyla, provokasyonlarla, itibarsızlaştırma kampanyalarıyla gözümüzü, gönlümüzü, dikkatimizi barıştan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. En küçük aksaklıkta “Süreç çöktü. Böyle barış olmaz” korosu devreye giriyor. Küçük ama etkili bir azınlık, aklımızı çelip bizi yeniden savaşa sürüklemek istiyor.

Bütün Türkiyelilere çağrımızdır:

Çözüm Süreci, kesintiye uğratılan bin yıllık kardeşliğimizin yeniden tesisine sunulmuş büyük bir imkândır. Gerçek potansiyelimizi açığa çıkaracak büyük bir fırsat, büyük bir nimettir. Yeni Türkiye’nin kuruluşunda bir sıçrama tahtasıdır. Sadece bizim değil, bugün kanlı oyunlarda perişan edilen sınır komşularımızın da aydınlığa çıkış anahtarıdır.

Gelin bu defa savaş çığırtkanlarına izin vermeyelim. Onlar bir avuç, biz milyonlarız. Yeni Türkiye’nin yeni ortak aklını, yeni ortak vicdanını hep birlikte inşa edelim. Barışın ağır yükünü bir avuç fedakâr insanın omzuna bırakmayalım. İstasyonda tren bekler gibi barışı bekleyip, kenardan seyretmeyelim. Kardeş soframızı el ele, omuz omuza kurup, barışın tatlı meyvelerini hep beraber yiyelim. Bu sofrada hepimize yer var.

Büyük barışımızı kurmak için “muhtaç olduğumuz kudret” kadim Anadolu topraklarının geleneklerinde mevcut. Yeter ki dikkatimiz dağılmasın, barışa odaklanalım.

Gelin Türkiyeliler;

Her şeyi bir kenara bırakalım.

Barışa bakalım.”

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89