• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 15 °C

Barış ve çözüm hala uzak

Muzaffer Ayata

68 gün süren açlık grevleri Sayın Öcalan’ın çağrısıyla bitirildi. Bu eylem iç ve dış kamuoyunda önemli bir etki yarattı. Türk hükümeti olabildiği gibi eylemi küçümsemeye ve tahrik etmeye çalıştı. Bu tahripkar dilin sahibi de özellikle Başbakan Erdoğan’dı. Ancak Erdoğan bu öfkeli ve saldırgan tutumuna rağmen eylemi bitirme veya kırma becerisini gösteremedi. Tıkanan ve ölüm sürecine giren eylemleri yine Sayın Öcalan bitirdi. Hem Erdoğan hem de tüm Türkiye rahat bir nefes aldı.

Eylem sürecinde Kürt halkı giderek artan bir duyarlılık gösterdi. Halkın önemli bir kısmı ayağa kalktı. Ancak Türk basını ve resmi çevreler yine olabildiği kadar gelişmeleri gizlemeye, görmemeye veya geçiştirmeye çalıştı. Gizlenemez noktaya gelindiğinde de başta Fethullahçılar ve yandaşlar psikolojik savaşa hız verdiler. Kürtlerin doğal hakları ve bu haklar için canlarını ortaya koymaları yine suçlanmaları için yeterli bir nedendi.

Kürtlerden gelen hiçbir talebi ve örgütlü hareketleri görmek istemedikleri çok açık. Sıkıştıklarında ve olayları çözme yetenekleri göstermediklerinde en çok küfrettikleri Sayın Öcalan’ın kapısını çalmaktan da kendilerini alıkoyamamaktalar. Bir yandan Öcalan’ı etkisizleştirmek ve unuttturmak için yasalarını çiğneyerek izole ediyorlar ama sıkıştıklarında da krizleri çözmesi için yardımını istiyorlar. Bunu da artık tüm yolları denedikleri ve tam bir çıkmaza girdiklerinde yapıyorlar. Bu açlık grevlerinin iki ayı aşması gerekmiyordu. Daha önce de bu yardım istenebilirdi. Ancak iç ve dış tepkiler büyüdü, ölümler halinde daha vahim olayların olacağını gördükten sonra harekete geçtiler.

Türk hükümetleri Kürtlere karşı niye hep böyle ölümcül politikları benimsiyorlar? Bu büyük bir sorun. Tarihsel nedenleri var. Bugüne kadar Kürtlere karşı yaptıkları tüm katliam ve sürgünler, asimilasyon uygulamaları için hiç bir hesap vermemişler. Uluslararası alanda kimse Kürtlere sahip çıkmamış. Sorun BM ve diğer kurumlara gitmemiş. Türk hükümetleri ne yapmışsa yanlarına kar kalmış. Kürtler de halk olarak güçlü biçimde örgütlenememiş, dört parçada birliğini sağlayamamış. Halk olarak kendilerine karşı böyle ölümcül politikalar yürüten hükmetlerden hesap sorucu bir güç durumuna gelememişler. Bu durumlar hükümetleri Kürtlere karşı eli kolu serbest hale getirmiş. Kürtlerden ne korkmuşlar ne de utanmışlar. En ırkçı ve zalimane politikaları rahatlıkla devlet politikası olarak gündemleştirmişler.

AKP eliyle yapılanlar da farklı değil. Basit bazı düzenlemeleri Fethullahçı ve yandaş çevreler büyük bir reform veya devrim diye Kürtlere yutturmaya çalışıyorlar. Ama temelinde Kemalist inkar ve ırkçı politikalar terk edilmiyor. İnkar farklı biçimde üretiliyor. Hedef, Kürtlerin tüm örgütlü yapılarını bitirmek ve Türk egemen sistemi içinde eritmektir. Onlara göre Kürtler istediği için değil, devlet ve hükümet iyi olduğu için bazı adımları atıyor. Yani kırk yıllık direniş, onbinlerce insanın canına ve büyük maddi kayıplara neden olan direnişler hiç olmamış, olsa da hiç bir şey ifade etmemiş. Tek muktedir devletttir. Kimse başka bir şey düşünmesin ve varolmasın.

Açlık grevlerinin sonuçları tartışılmaya başlandığı bu günlerde İsrail-Filistin çatışması gündeme geldi. Türkiye’de barıştan ve demokrasiden yana olan çevreler açlık grevlerinin bitmesinden sonra daha köklü bir yumuşama olabilir mi, Öcalan üzerindeki tecrit kalkar mı, diye tartışmaya başlarken Filistin sorunu gündeme oturtuldu. Ahmet Davutoğlu İsrail-Filistin ateşkesi için çabalarken, Erdoğan esip gürlerken kendi Kürtlerini unutturmaya çalıştılar. Davutoğlu, Filistin için gösterdiği çabanın yarısını Kürtlerle ateşkese harcasa şimdi durum bambaşka olurdu. Ama kendi Kürtlerini bombalamaktan ve hapishaneler doldurmaktan doymuyorlar. İtiraz edenleri de susturmanın yollarını arıyorlar.

Erdoğan, Pakistan dönüşü yaptığı açıklamada PKK ile ateşkes olmaz. Silah bırakacaklar, silahlı güçleri yurtdışında bir yerlere gidebilirler, diyor. Erdoğan bir çözüm ve barış arayışı içinde değil. Görüldüğü gibi emir ve direktiflerle işi hal etmeyi düşünüyor. Erdoğan’ın kafasında Kürt sorununu çözmek ve Kürtlerle barış yapmak yoktur. Bu sorunun bir sonucu olan örgütlü Kürt güçlerinden kurtulmak sorunu var.

PKK silah bırakacak ve yurtdışında bir yerlerde barınmalarına ses çıkarmayacağız, diyor. Burada Kürt halkının varlığı ve haklarıyla ilgili bir belirti var mı? Erdoğan bu ırkçı sistemi yeniden organize etmekle meşgul dediğimizde bazı çevreler buna inanmıyordu. Erdoğan’ın kendisi artık niyetini gizlemiyor. Artık Kürt sorunu kalmamış, Kürt kökenli vatandaşlarımızın bazı sorunları var, demektedir. Eğer Kürtler direnmese ve sorun çıkarmasa Erdoğan, ne Kürt sorununu ağzına alır ne de çözüm lafı eder.

Dünyanın her yerinde önce görüşmeler, ateskeşler ve anlaşmalar olur, en son da silahlar bırakılır. Ancak Erdoğan iş Kürtlere geldi mi arabayı atın önüne koşar. En son istenecek olanı en başa koyar. Bunun mümkün olmadığını bile bile bunu dayatır. Çünkü niyeti barış ve demokrasi değildir. Kürtlerle egemenliği zırnık paylaşmak istemez. Tek muktedir güç olarak Ankara’nın kalmasını ister. Asimilasyonun kalkmasını ve Kürtlerin kendileri üzerinde söz sahibi olmalarını düşünmüyor.

Kürt halkı ve örgütlü güçleri varlıklarından ve haklarından vazgeçemezler. Türkiye’li güçler de kaderlerini bir hükümete teslim edemezler. Demokrasi ve barıştan yana tüm güçlerin bu inkarcı ve savaş politikalarını savunanlara karşı örgütlü bir muhalefet yürütmeleri yaşamsal bir sorundur. Kürtler son kırk yıl başlarına gelen felaketleri ve ödedikleri bedelleri bir kenara atamazlar. Daha da direnerek ama daha örgütlü olarak ancak bu zalim güçleri durdurabilirler.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89