• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -7 °C

‘Barış süreci’ ve ‘demokratikleşme’

Ömer Ağın

‘Barış süreci’ ve ‘demokratikleşme’ birbirini tamamlayan bir süreçtir.

Sayın Öcalan’ın Amed Newroz’undaki mesajında “Silahlı mücadele dönemi bitmiştir. Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun” düşüncesinden sonra sınır dışına fiilen çekilme süreci başladı. Bu, Kürt sorununun çözümü açısından tarihi bir adımdır. Eğer bu süreç provokasyonlardan uzak olarak tamamlanabilinirse kuşkusuz yeni bir sayfa açılacaktır. Ama öte yandan kaygı ve tedirginlikler de yok değil. Geçmişte yaşanan olumsuz olayların ve tutulmayan sözlerin bu kaygıların temel nedenini oluşturduğunu biliyoruz. Ancak geçmişin olumsuz olaylarına takılıp kalmak yerine, güven verici yeni konumları kazanmak herkesin görevidir. Bugün çözüm sürecinin Kürt sorununun askeri yöntemlerle değil, siyasi yöntemlerle çözülebileceğini gösterdiğini biliyoruz. Kamuoyunda “Barış Süreci” olarak bilinen görüşmeler, Kürt sorununun çözümünün askeri yöntemlerle değil siyasi yöntemlerle çözülmesinin anlaşılması açısından demokratikleşmenin olmazsa olmaz etmen olduğu da apaçık olarak ortadadır. Bu nedenle “barış süreci” ve “demokratikleşme” birbirinden ayrılmayan, dahası birbirini tamamlayan tek süreçtir. Her barış yolunda bir müzakere vardır. Bu doğallık bugüne kadar hep böyle olmuştur. Bunun üzerine vurgunculuk yapmak demokrasi güçlerine bir yarar getirmeyecektir. Çözüm sürecinin kalıcı bir barışa kavuşması ve tüm Türkiye için özgürlükçü bir demokrasi sağlayacak şekilde sonlandırılması için öncelikle demokratikleşmeye ihtiyaç olduğunu Kürtler gayet iyi bilmektedirler. Daha 1835’te Soran Beyi Mir Muhammed ve 1841-1847’deki Bedirhan Bey İsyanı’nın Kürtlerin birliğini oluşturmadaki yöntem farklılığı “demokrasinin” Kürtler açısından ne kadar önemli olduğunu göstermiştir.

Bilindiği gibi Bedirhan Bey, Mir Muhammed’den farklı olarak Kürt aşiret ve beyliklerin birliğini sağlamada baskı ve zor kullanarak değil, diyalog ve ikna yöntemini seçmiş olmakla Botan isyanını çağdaş bir Kürt hareketini günümüze kadar taşıyan nedenlerden biri olmuştur. Kürtler, özgürlük taleplerini demokrasi mevzileriyle güçlendirdikleri ölçüde eşit ve adil bir toplum yaratabileceklerini çok iyi bilmektedirler. O nedenle Kürt Özgürlük Hareketi, eğer denetim mekanizmaları güçlendirilir, kuvvetler ayrılığı güvenceye alınırsa, yerel yönetimlere özerklik verilir, adem-i merkeziyetçilik kabul edilirse, seçim ve siyasi partiler yasası değiştirilse, Kürtlerin demokratik birliği gelişirse Kürt sorunu kalıcı bir çözüme kavuşur ve Türkiye’ye de demokrasi gelir demektedir.

Daha da önemlisi demokratik bir yaşam, Kürtlerin varolmalarının bir zorunluluğu olmuştur. Demokratik olmayan, diyalog ilişkilerine dayanmayan, katılım sağlamayan, katkılar almayan hiçbir Kürt kazanımının uzun vadeli yaşamasının şansı yoktur. Çünkü Kürt sorunu ayni zamanda gecikmiş bir sorundur. Gecikmiş sorunların günümüzde çözümleri ancak ve ancak demokratik bir yöntem ve anlayışı temel alan bir ilişkiyle kalıcı çözüme kavuşabilir. O nedenle Kürt Özgürlük Hareketi “ulus devletler artık sorunları çözemez” tespitini yapmıştır. Başka bir ifadeyle demokrasi Kürtleri var eden bir içsel sorun olmuştur. Kürt sorununun çözümü için Kürtlerin kendi içinde bir demokratik yapı oluşturması da yetmez. Türkiye’nin demokratik bir yapıya kavuşması gerekir. Ancak demokratik bir Türkiye, farklılıkları bir zenginlik olarak görebilir ve başka halklarla eşit ve kardeşçe birlikte yaşanabilir. Türk devletinin tamamen ırkçı düşünceden arınması ancak ve ancak demokratik bir toplum olmasından geçer. Bu konuda da Kürtlere büyük görevler düştüğü açıktır. Türkiye demokrasiye kavuşmadan Kürt sorununun çözümü çok zordur. Kürt sorunu çözülmeden de Türkiye’ye demokrasi gelmesi de imkansızdır. Kürt sorunu, Türkiye demokrasisinin ana sorunudur dememizin nedeni budur. Türkiye’nin demokratik bir ülke olması hem bölge barışı için hem de Türkiye’nin adil bir yöntemle büyümesi için de zorunludur. Barış ve demokrasinin bu kadar içi içe geçtiği başka bir ülkeden söz edilemez. Kürtler bu dönüşümün atomlarından biridir.

Olası bir bölge savaşının, çatışma alanının Kürdistan toprakları olacağını tahmin etmek için kahin olmaya gerek yok. Bir bölgesel savaşta en fazla kayba uğrayanların Kürtler olacağı açıktır. Kürtler hem demokratik haklarına kavuşmak için hem de bölge savaşının çıkmasını engellemek için mücadele vermektedirler. Kürtlerin bölgede en saygın ve demokratik bir güç olmalarına neden olan şey bu görev için verdikleri uğraştır. Bölge savaşının engellenmesi ancak demokratik bir Ortadoğu ile olasıdır. Tüm bölge devletleri demokratik rejimlere kavuşmadıkça, kalıcı ve adil bir bölge barışından söz etmek zordur.

Kuşkusuz soyut bir demokrasiden söz etmiyoruz. Demokrasi kavramının içeriğini dolduran toplumsal altyapılardır. Yani emeğin ve halkların özgürleşme konumlarıdır. Eğer bir ülkede eşitlik ve özgürlükten söz edilecekse mutlak olarak o ülkede demokrasinin olması gerekir. Demokrasinin olmadığı yerde barıştan ve kalkınmadan söz etmek imkansızdır. Kürtler sadece özgür olmak istemiyorlar, aynı zamanda müreffeh bir ülke de olmak zorundadırlar. Bu ise üretici güçlerin nitel ve nicel olarak gelişmesiyle mümkündür. Başta insan faktörü olmak üzere tüm üretimin yeni bir nitelik alması ancak demokratik bir ortamda olasıdır. Bütün bunlar biliniyorken hala “Kürtler barış için demokrasiyi feda ediyor” denilmesinin manası ne olabilir?

Güncel temel görev, hem temkinli olmak hem de iyimserliği korumaktır. Kürt halkının mücadele deneyimi, bölgenin yeniden yapılanıyor olması ve Türkiye’nin reel durumu, barışçı çözümün önünü açabilir. Çok narin ve engebeli bir dönemden geçiliyor. Şimdi kazanımları koruma görevi demokrasi güçleri ve Kürt halkındadır. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89