• BIST 82.549
  • Altın 146,569
  • Dolar 3,7625
  • Euro 4,0173
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -5 °C

Barış süreci mülâanesi

Nazlı Ilıcak

HDP’nin barajı aşması AK Parti’ye yönelik büyük bir tehdit. Zira bu durumda, yüzde 43 oranında oy alsa dahi, AK Parti tek başına iktidar olamıyor. Barış sürecinin Selahattin Demirtaş’a yaradığı bir gerçek. Çatışma ihtimali bertaraf edildikçe seçmen, genç, dinamik ve samimi görünen bu lidere yöneliyor. Öyleyse, karanlık dehlizlerde kanlı bir plan yapalım, HDP’lileri paçalarından aşağı çekelim…

Zihniyeti biliyoruz: "Gerekirse Suriye'ye dört adam gönderirim. Türkiye'ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim; Süleyman Şah Türbesi’ne de saldırtırız…" Böyle bir zihniyet pekâlâ Ağrı’da da ortaya çıkabilir. Ağrı’nın Diyadin ilçesinde askerle PKK arasında çatışma meydana geldi. Tayyip Erdoğan, o sırada Sakarya mitingindeydi. Bu çatışma hakkında canlı yayın yaptı. HDP’yi suçladı. Baskıyla oy topladıklarını söyledi vs… Zamanlamayı bile mitinge göre ayarlamışlar. Seçim endeksli bu tehlikeli girişimin bir tertip olması ihtimali yüksek. Sadece Cumhurbaşkanı’nın meydanlarda bunu malzeme olarak kullanması değil Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklaması da bunun işareti: “Bahar şenliği olarak isimlendirilen etkinlikte bölücü terör örgütünün propagandasının yapılacağı, vatandaşlarımıza seçimde destekledikleri adaylara oy vermesi konusunda baskı uygulanacağı bilgisinin alınması üzerine, kamu düzeninin sağlanması için Ağrı Valiliği’nin talimatıyla, 15 timden oluşan güvenlik gücü 10-11 Nisan gecesi bölgeye sevk edilmiş, teröristler tarafından unsurlarımıza silahla ateş edilmiştir. 4 askeri personelimiz çeşitli yerlerinden yaralanmıştır.”

Artık “bölücü terör örgütü” mü kaldı? Hükümet açıkça İmralı’da, onların liderleriyle müzakere etmiyor mu? Nevruz’da PKK bayrakları asılıp, Öcalan bildirisi okunmuyor mu? O zaman Türk Silahlı Kuvvetleri Nevruz şenliklerini de bassın… Falanca adaya oy verilmesi için baskı yapılacağı iddiasıyla, asker müdahale eder mi? Ne malûm baskı yapılacağı? Velev ki yapılıyor… TSK’nın üstüne vazife mi bunu engellemek? Yargıya şikâyet edilir; savcı el koyar… Söylenti üzerine çatışmaya girişilir mi? Varsayımlardan yola çıkarak bir operasyon düzenlenmiş ve AK Parti’ye siyasi malzeme hazırlanmıştır.

Ama bakın sonra ne oldu… Vatandaş, Silvan benzeri bir senaryonun gerçekleşmesinin önünü kesti. Cumhuriyet’te Ahmet Şık yazıyor: “Ağrı’nın Diyadin ilçesinde çatışmayı bitirenler, canlı kalkan olarak askerlerle PKK’lıların arasına bedenlerinden barikat kuran sivillerdi. Siviller çatışmaları bitirmekle kalmamış, yaralanan askerleri de olay yerinden çıkarmışlardı.”

Geçen sene de aynı şekilde bahar şenliği düzenlenmiş ve gene PKK’lılar bu şenliğe katılmış ama müdahale yapılmadığı için hiçbir çatışma olmamıştı...

“Cumhurbaşkanı AK Parti’nin oylarını yükseltmek için Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kullanıyor mu” diye soranlar, haksız değil. Nitekim Demirtaş da tepkisini Fethullah Gülen’e benzer bir mülâaneyle dile getirdi: “Kim silahtan beslenerek oy topluyorsa, Allah onun bin defa belâsını versin. Kim emrindeki silahlı gücüne güvenerek oy toplamak istiyorsa Allah onun burnundan fitil fitil getirsin. Seçimi görmeyi nasip etmesin. Bizsek biz, sizseniz siz.”

Bakalım bu sözler kimi çarpacak?..

Sonuç itibariyle…

1) Ağrı olayı, olağan bir çatışma gibi görünmüyor. Zira bu bölgede, ilk defa PKK’lıların katılımıyla bahar şenliği düzenlenmiyor.

2) Öcalan’ın posterinin asıldığı Nevruz şenliğine müdahale etmeyen TSK’nın, bahar şenliğini hedef alması, siyasi amaç güdüldüğü şüphesini uyandırıyor.

3) Kürt vatandaşlarımız provokasyona gelmedi. Aktif bir tutum sergiledi. Üstelik yaralı askerleri hastanelere taşımak suretiyle iyi niyetini gösterdi.

Demirtaş gibi biz de mülâane yapalım: “Barış deyip de iktidar hırsı yüzünden kan içici vampirlere dönüşenlerin Allah belâsını versin. Bunu yapan HDP ise HDP’nin, AK Parti ise AK Parti’nin…”
 
Demirtaş’a göre Ağrı çatışması:
 
“Dün Ağrı’da bir çatışma değil önceden provası yapılmış bir kurgu operasyon vardı; oradan mümkün olduğunca fazla cenaze çıkarmaya çalıştılar. 15 askeri çatışma bölgesinde bırakıp terk ettiler. Bunlardan 8’i yaralıydı. Yaralı askerleri çatışma bölgesinde bırakıp geri çekildiler. Neden? O askerler yaşamını yitirsin ve ülkede AKP’nin oyları tavan yapsın diye. Ne oldu peki? HDP’li yönetici arkadaşlarımız çatışma bölgesine giderek, yaralı askerleri oradan alıp çıkarttılar."
 
İki tweet

 
Cüneyt Özdemir: “Eğer birisi koltuğunu korumak için barışı bozmayı bile göze alıyorsa, kaybedecek şeyleri tahminimizden çok demektir.”

Mehmet Altan: “400 olmadı, 335 olsun… Nasıl olsun? 2 roket atarız, 1 molotof patlatırız, derin devleti devreye sokar, suikast yaparız… MİT bizim değil mi?”
 
Polis kolejleri ve akademi
 
Herkes askeri, polisi, memuru daha iyi eğitim alsın ister. Ama bizde aksi bir gelişme mevcut. Polis kolejleri ve polis akademisi kapatılıyor. Bu iki kurum da Atatürk tarafından kurulmuştu. Sonra, yıllar içinde daha da geliştirildi. Ve nitelikli polis amirlerinin yetişmesine zemin hazırladı. Polis kolejine girmek kolay değil. Fen Lisesi puanını tutturanlar bile polis kolejini tercih ediyor, böylece garantili bir meslek yolu önlerinde açılıyordu. Polis kolejinden sonra çoğu polis akademisine devam ediyordu. Akademiyi tamamlayınca da komiser yardımcısı rütbesiyle göreve başlıyordu. Akademi mezunlarının pek çoğu iki dil biliyordu. Yüksek lisans ve doktora çalışmaları yapanlar da vardı.

AK Parti hükümeti neden böyle bir tasarrufta bulundu? Atatürk düşmanlığı mı? Yani “Atatürk kurdu biz kapatalım” diye mi düşündüler yoksa polis düşmanlığı mı?
“Madem yolsuzluklarımız ortaya çıktı, polisin kökünü kazıyalım” gayretine mi girdiler? Artık orasına siz karar verin. Peki bundan sonra polis nasıl yetişecek? 2 yıllık polis meslek yüksek okulları devam ediyor. Herhangi bir liseden gelenler, polis meslek yüksek okullarında 2 yıl eğitim gördükten sonra düz polis memuru olabiliyor. Farklı üniversitelerde okuyanlar da polis akademisinde, sadece 8 aylık bir eğitim görecekler. (4 yıllık Güvenlik Bilimleri Fakültesi kapatıldı.) Bu 8 aylık eğitimle, komiser yardımcılığından başlayarak emniyet müdürlüğüne kadar tırmanabilecekler.

Emniyet teşkilâtını böylesine zaafa uğratmakla elinize ne geçecek? Acaba amaç, nitelikli polisleri ortadan kaldırıp, hırsızlara, yolsuzlara daha rahat hareket edebilecekleri bir saha mı açmak?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89