• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin -4 °C

Barış Konseyi çözüm olabilir

Nabi Yağcı

Önceki yazımda son üç beş günde yaşanan önemli gelişmelerden söz etmiştim. Bunlardan biri Abdullah Öcalan’ın Barış Konseyi kurulması yönünde devletle mutabakata vardıkları açıklamasıydı. Adının ne olacağı önemli değil, şimdiden misyon tarifi de gerekli değil ama böyle bir adımı atma niyetini resmileştirmek önemli. Böylece birlikte çözüm iradesi deklare edilmiş olur.

Silahların susması elbette her tür ileri adım için önşart ama gördük ki, ateşkese rağmen saldırı olayları ve askerî operasyonlar tümüyle son bulmuyor. İşte şimdi de iki asker ve bir sağlık teknisyeninin kaçırılması gündeme düştü. İnternet ortamında bu olay üstüne müthiş kışkırtmalar yapıldığını görebilirsiniz. Örneğin “İsrail’in askeri kaçırılmış olsaydı bomba yağdırırdı İsrail. AKP hükümeti aciz ve korkak” türünden kışkırtmalar yapılmakta. Kuşkusuz bu tür kışkırtmalar ciddiye alınabilir şeyler değil, kamuoyu artık eskisi gibi kolayca tahrik edilemiyor. Herkes olaylardan ders aldı. Fakat buna rağmen bu tür provokatif olayları hafife almamak gerek. Bir iki, üç derken bu tür saldırı olayları birikim yaratabilir. Siyaseten yarayı kaşımaya hazır çevreler de var. Boş durmayacaklar. 

Acilen güven ortamı yaratılmalıdır

Bir tarafta tarih boyu aldatılmış, hakları, özgürlükleri gasp edilmiş, ulusal kimlikleri, dilleri yok sayılmış, saldırılara uğramış, sayısız faili meçhule kurban vermiş bir halk var. Bu halk devlete güven duymamakta yerden göğe haklıdır. Ve şimdi tarihlerinde hiç olmadığı kadar kitlesel bir özgürlük hareketi yükselişini yaşıyorlar. Bu kitlesel destekle geleceklerini güvence altına alma konusunda titizlenmeleri ve hatta aşırı hassasiyet göstermeleri anlaşılır olmalı. Bu noktaya kolay gelmediler.

Öte yandan iktidarda AK Parti gibi tabanında milliyetçi-muhafazakârların da olduğu bir hükümet var. Bu hükümet milliyetçi-ulusalcı muhalefetle (MHP/CHP) karşı karşıya. Hükümetin, PKK’nin içinden çıkan kontrol dışı eylemler nedeniyle her an zor durumda kalacağını düşünmesi ve güven duymaması da anlaşılabilirdir.

Bu nedenle tarafların da içinde bulunduğu yarı-resmi bir organizasyon, güven ortamının yaratılması için çaba harcayarak barışın tesisi ve korunmasında etkili bir rol oynayabilir.

Başbakan’ın yeni hükümet programını açıklayan konuşmasında üstüne gidilip içi doldurulacak hedefler var. Adı barış konseyi olur, başka şey olur, böyle bir organizasyon demokratik reformların çerçevesinin genişletilmesi, hayata geçmesinde de eleştirici, yol gösterici, destekleyici bir rol oynayabilir. Yeni anayasa yapılması sürecine ciddi katkılar getirebilir. 

Yeni bir adım şart

Sözlerden öteye, sonu kötü bitmiş olsa da Habur girişi gibi gelecek için ciddi yeni bir adım şart. Ama elbette geçmişten ders alarak önü sonu iyi hesap edilmiş, iyi planlanmış bir adım olmalı bu. Barış Konseyi böylesi bir adım olabilir ve ardından yol açıcı başka adımlar da gelebilir. KCK tutuklularının serbest kalmaları gibi.

Herkes, tüm taraflar ötekinin hamlesini kollamayı bırakıp iyi şeylerin olması için hamle yapmalıdır. Bu satırları yazarken henüz kaçırılanlarla ilgili olarak PKK’den bir açıklama gelmiş değildi. Eğer gerçekten kaçırma operasyonu PKK tarafından yapılmış ise, bir yandan 15 haziran tarihini iptal ederek barışa şans tanıyan Öcalan’ın çizgisiyle bu eylemi kimler gerçekleştirmiş ise onlar arasında çelişki büyüyor demektir. Değilse bir yandan Barış Konseyi gibi bir çözüm ileri sürüp öte yandan saldırgan eylemlerden medet ummak birarada olamaz. Kürt siyaseti bu eylemi kesin dille mahkûm etmeli ve kaçırılanların iadesi için aktif tutum almalıdır. Umarız kötü bir sonuçla karşılaşmayız. Şu âna kadar bu kaçırılma eylemiyle ilgili soğukkanlı davranmış olan hükümeti de takdir etmek gerek.

Barış Konseyi gibi bir organizasyon hemen gerçekleşemez, ama bu projenin olumlu bulunduğu ve üstünde çalışılabileceği iktidar tarafından açıklanırsa güven ortamına doğru bir adım olur bu. Zira hükümetten karşı tarafı muhatap aldığını gösteren bir açıklama şimdiye dek yapılmadı. Bu nedenle ortak bir girişim üstüne yapılacak açıklama dikkat yaratabilir. Hatta böyle bir açıklama Meclis tatile girmezden önce yapılırsa BDP ve bağımsız vekillerin Meclis’e dönmelerini de sağlayabilir.

CHP’nin Meclis’e dönmesi olumlu bir sonuç, BDP’nin de gelmesiyle önümüzde duran yeni sayfayı hep birlikte açmak mümkün olabilir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89