• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 7 °C

Barış Konseyi

Emre Uslu

Seçimlerden önceki gelişmeler konusunda ne kadar umutsuzsam seçimlerden sonrası için o kadar umutluydum. Bu görüşümü her fırsatta dile getirip devlet ile Öcalan’ın mutabakatının iyi gittiğini ancak hem devletin hem de PKK’nın içinde bazılarının bu süreci baltalamak için elinden geleni yaptığını ifade ettim. Seçimlerden sonra gelinen noktada bu baltalama süreci BDP’nin boykotuyla zirve yaptı. Blok’un adaylarının Öcalan’ı çok memnun etmediğini de ifade etmiştim. Bu süreçte başlatılan çatışmalar, operasyonlar da bu sürecin baltalanmasına yönelikti.

Görüşme sürecinin yeniden rayına oturmasını sağlayacak son açıklama Öcalan’dan geldi: “En son heyetle yaptığımız bugünkü görüşmede üzerinde uzlaştığımız en önemli ve atılması gereken pratik adım, Barış Konseyi’nin oluşturulmasına-kurulmasına ilişkindi. Heyetle Barış Konseyi’nin kurulmasına ilişkin bir mutabakata varmış durumdayız. Zaten bu durum protokollerde de yer almaktadır. Barış Konseyi’nin kurulması, atılması gereken ve atılacak en önemli somut adımdır. Barış Konseyi, mutlaka kurulmalıdır. Barış Konseyi ne resmî bir devlet organı olacak ne de sadece sivil bir organ olacaktır. Barış Konseyi, barış çalışmaları, barışın gerçekleşmesi ve çözüm için çalışacaktır. Bir ay veya bir aydan daha kısa bir sürede Barış Konseyi kurulmalıdır.”

Öcalan’ın açıklamasının hem kendi tabanına hem de dışarıya yönelik mesajları var. Öcalan Barış Konseyi açıklamasının hemen öncesinde çok kritik bir ifade kullanıyor. “Daha önce bahsettiğimiz 15 Temmuz tarihi yanlış algılanmasın. 15 Temmuz dememizin sebebi heyetle yapacağımız son görüşme tarihinin 15 Temmuz’a yakın tarih olmasındandır. Zaten heyetle yapacağımız görüşmeyi daha erken gerçekleştirdik. Benim için esas olan bu görüşmeydi, 15 Temmuz tarihi değil. Bu görüşmeyi de bugün gerçekleştirdiğimizden artık benim için 15 Temmuz’un bir hükmü ve bir anlamı kalmamıştır.”

Öcalan’ın 15 Temmuz mesajı ve yüksek perdeden “devletle uzlaştım” mesajının öncelikle PKK içinde var olan ve uzun süredir üstünde durduğum barışı dinamitlemek isteyen grubun 15 Temmuz tarihini bahane ederek çatışmaları yeniden başlatmasının önünü kesmek için yapılmış bir açıklama olduğunu düşünüyorum. Öcalan ilk telaffuz ettiğinde PKK adına Duran Kalkan 15 Temmuz tarihini şu şekilde tercüme etmişti: “15 Haziran 15 Temmuz’a taşmış oldu. Olmasa şimdi iki yoldan söz ediyor. Demokratik anayasal çözüm bir de devrimci halk savaşı. Demokratik anayasal çözümün olup olmayacağı 15 Temmuz’a kadar belli olacak. 15 Temmuz’a kadar buna evet denilirse o süreç ilerleyecek. Denmese bitecek. Tek yol kalacak, Devrimci Halk Savaşı. 15 Temmuz’da her şey belirlenecek. 15 Temmuz’a kadar devletin vereceği karar temelinde sonraki süreç yürüyecek. Net olan durum budur.”

Öcalan 15 Temmuz tarihinin yanlış anlaşıldığını belirterek aslında PKK içinden gelecek bir oldubitti ile yeşertilen barış umudunun önünün kesilmemesini sağlamaya çalışıyor. Bu nedenle de 15 Temmuz’un anlamının kalmadığına özellikle net bir şekilde vurgu yapıyor.

Bu kritik bir açıklama, zira Öcalan’ın açıklamasıyla aynı gün Fırat Haber Ajansı Mustafa Karasu’nun da açıklamalarına yer verdi. Karasu’nun PKK içindeki pozisyonu nedeniyle bu açıklama da dikkate alınması gereken bir açıklama: “Önder Apo, ‘Milletvekilleri Meclis’e girmezse bu savaş ilanıdır’ dedi. Meclis’e girmelerinin önü tıkandı. Bu açıktan açığa Önder Apo’nun çabalarına, hareketimizin olumlu yaklaşımlarına karşın tersten bir cevap ve sabotörlüktür. Bir kere biz bunu böyle anlıyoruz” dedi. “Bırakalım yumuşamayı şu anda polisler ve devlet Kürdistan’da tam bir terör estiriyorlar. Bu durum karşısında Kürt Halkı örgütlü olmalı ve tutumunu ortaya koymalıdır. Bunlara tutum koymadan geri adım attırılamaz. Nasıl ki Diyarbakır zindan zulmüne, irade kırma ve teslim alma politikalarına karşı 14 Temmuz’la direnildi ve bu politikalar boşa çıkarıldıysa bugün de aynı anlayışla direnilerek sonuç alınabilir.” “Eğer BDP’ye, ‘Kürt Özgürlük Hareketi’ne diz çöktüreceğiz’ ya da ‘kendi Kürt konseptimizi Kürt Özgürlük Hareketi’ne kabul ettireceğiz’ diyorlarsa açıkça söylüyorum, çok büyük yanılırlar. Büyük şoklar bile yaşayabilirler” dedi. Bunu bir tehdit olarak dile getirmediğini ifade eden Karasu, “Biz özgürlük için bu mücadeleye başladık. Birilerinin keyfine ve politikalarına bu halkın özgürlük mücadelesini kurban edemeyiz. Bunun herkes tarafından bilinmesi gerekir.”

Mustafa Karasu’nun Öcalan’ın görüşlerinden habersiz olarak bu açıklamayı yapması imkânsız, zira avukatları Öcalan’ın görüşlerini öncelikle Kandil’e iletip daha sonra kamuoyuna duyuruyor. Bu nedenle de Karasu’nun açıklamaları Öcalan’ın sözünün üstüne söz söyleme açıklaması olarak okunabilir. Eğer bu Öcalan’la anlaşmalı bir açıklama değilse Karasu’nun açıklamaları tam anlamıyla öncelikle Öcalan’ın temsil ettiği fikre karşı açılanmış bir meydan okumadır.

Ben PKK içindeki yapıya, devlet içindeki duruma bakınca “Barış Konseyi”nin oluşturulmaması için çok savaşların verileceğini düşünüyorum. Umarım yanılırım ama o konsey öyle Öcalan’ın dediği gibi bir ayda filan kurulamaz. Öncelikle PKK içinde Öcalan’ın –denge arayışları– nedeniyle özenle koruduğu derine yakın grubun kolay izin vermeyeceğini düşünüyorum. Ancak her şeye rağmen olumlu bir adım ortaya çıktı ve derin dalgalara rağmen bu adım yeşertilmeli...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89