• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 6 °C

Barış hasar raporu (2)

Yıldıray Oğur

Barışa hazırlıksız yakalanan, kendi kendilerini olan bitenden özenle tasfiye eden muhalefete bakalım biraz da.

» Cumhuriyet Halk Partisi:
Bugün olmasına çalışanların dört yıl önce Habur’da olamamasının, yani 2009’dan bu yana binlerce gencin ölmesinin iki sorumlusu var: Habur’u hükümeti vurmak için kullanan medya, barış ihtimalini belagatiyle döven Baykal’ın CHP’si.

Ajda Pekkanlı açılım kahvaltılarına bile ihanet diyen Baykal’ın CHP’siyle, Dersimli Kılıçdaroğlu’nun yeni CHP’si arasında yeni demeyi hak eden en paradigmatik değişim Kürt meselesinde yaşanmıştı. Belki de hâlâ faili karanlık olan bu kaset darbesinin muradı da buydu. Kılıçdaroğlu’nun bu sürece en büyük katkısı Erdoğan’ın “devlet görüşüyor” diyerek alenileştirdiği İmralı görüşmelerine destek vermiş olmaktı. İşte tuhaflık tam da burada başlıyor. O gün kimsenin ne görüşüldüğünü bilmediği İmralı görüşmelerini gözü kapalı destekleyen Kılıçdaroğlu, bugün Guatemala’da interneti olan ve İngilizce bilen bir kahve üreticisinin bile içeriğinden haberdar olduğu görüşmeler hakkında Baykal taklidi yapıyor. Anayasa’daki Türklük maddesinin değişmesine karşı çıkıp, “Özgürlük istiyoruz” diye ant içmeyi öneren ergen işi paketler açıyor.

Aynı Kılıçdaroğlu’nun seçimlerde teşkilatlarında biten otların ağaca döndüğü Hakkâri’de PKK’nın jestiyle meydanları doldurup, özerklik vaat ettiğine, KCK davası avukatlarından birini genel başkan yardımcısı yaptığına, Kürt meselesine çözüm için Meclis’te adımlar atıp, KCK, Uludere meselelerine sahip çıktığına kim inanır.

Birkaç ay önce PKK’lı “genç arkadaşlar” tarafından Dersim dağlarında adrenalini yüksek bir barış turuna çıkarılmasının heyecanına kapılmış vekile, bugün neredeyse Öcalan’ı Cemaat tarafından PKK’ya sızdırılmış ilan ettiren ise başka bir hayal kırıklığı olmalı.

CHP’nin aniden yeniden altı oklarından birinin milliyetçilik olduğuna uyanmasıyla PKK’nın Suriye-İran cephesinden kopup, Devrimci Halk Savaşı’ndan vazgeçmesi, Öcalan’ın hükümetle çözüm için masaya oturmasının sadece zamanlamaları manidar değil. “Türkler ve Kürtler Cihangir’de mi tanıştı” diyerek köprüleri atan Kürt siyaseti aks değiştiriyor. Ve sadece Türkiye’de değil, Suriye’de ve bütün bölgede.

CHP’nin Kürt meselesinde oynadığı, sosyolojik akrabalık hissettiği kanat mücadeleyi kaybetti. Kazanan Öcalan ve Karayılan kanadı oldu. PKK, Yeni Ortadoğu’dan yana durarak, bölgedeki büyük kırılmada CHP’nin de içinde olduğu hattan ayrıldı.

CHP, sivilleşmeyi Silivri’de karşılamıştı, barışı da Ankara’da karşıladı. Barışa Google searchten bulunmuş photoshoplu Türk bayraklarıyla ve hamasetle cevap veren CHP, atanamayan İşçi Partisi olarak kaç seçimi daha cepteki oyları yiyerek atlatır bilinmez. Bölgesel güç dengelerinde AKP karşısında cepheye oturup, oralardan medet ummanın, Alevilerin, Beyaz Türklerin korkularıyla Meclis’teki koltukları doldur-boşalt yapmanın Genelkurmay’ın boşalttığı ana muhalefet koltuğuna talip olmaktan daha garantici olduğu kesin. Yeni CHP, Yeni Türkiye karşısında çabucak eskidi.

Her şeye rağmen CHP’ye çözüm sürecinin önünde takozdur demek haksızlık olur. Hem artık istese de öyle bir gücü olmadığı için ama daha çok varılan Kemal İnce- Birgül Ayman Aygün senteziyle herkes birbirini kilitlediği için. CHP, Habur’daki CHP değil. Kılıçdaroğlu’nun çözüm sürecine muhalefeti düşük profilli. Ya da Kılıçdaroğlu kadar profilli. E, daha ne olsun?

» Milliyetçi Hareket Partisi: “Son sözümüzü söylemedik”
tehdidinin ne anlama geldiğini öğrenmek uzun sürmedi. Bursa’dan İmralı’ya sesini duyurmaya çalışan Bahçeli, mitingde “Vur de vuralım, öl de ölelim” diyenlere “Onun da zamanı gelecek” diye cevap vererek söyleyecek sözünün kalmadığını ilan etmiş oldu.

Neredeyse mesele çözüldüğü çözülecek, MHP’nin hâlâ daha son sözünü söylememesi, hâlâ daha vurma zamanının gelmemesini yine de Bahçeli’nin büyük devlet adamlığına vermek mümkün. Şimdi değilse ne zaman, değil mi? Belki de sözünün bitmesinin sebebi PKK’nın Türkiye’nin bütünlüğünden yana taraf olduğunu açıkça dillendirmesi, silah bırakması, sınır dışına çekilmesiyle bir milliyetçi partinin bütün sözlerini elinden almasıdır.

Newroz’a karşı Meclis’te powerpointta hazırlanmış haritalı Türk bayraklarıyla protesto gösterisi düzenleyen MHP’liler, o gün muhtemelen liderlerinin yazılı açıklamasından çok Öcalan’ın mektubuna dikkat kesilmişlerdir. Öcalan’ın yazdığı bilinmese MHP grubunda Bahçeli’nin prompterdan okuduğu sıkıcı konuşmalardan daha çok alkış alacak o mektubun Çanakkale Savaşı vurguları sırasında tüyleri diken diken olmayan MHP’liler azınlıktadır herhalde.

1999’da Öcalan yakalandığında, hem de Kürt meselesinde ciddi bir milliyetçi mahalle baskısı altındayken idamı kaldıran imzalardan birinin sahibi olan Bahçeli, geçenlerde hâlâ o imzasının arkasında olduğunu, çünkü onu terörü bitirmek için attığını söyledi. Hâl böyleyken bugün o silahı tümüyle ortadan kaldıracak bir sürece karşı silahlı mücadele çağrısına ramak kalmış tepkiler vermeyi MHP kime nasıl anlatabilir? En başta artık orta sınıflaşan, 12 Eylül’ün üzerlerinden geçtiği devlete karşı mesafe almış, kardeş kavgası duyarlılığı yüksek ülkücülere anlatabilir mi? Kaç ülkücü Kürt meselesinde çözüm olmasın Bahçeli’nin talimatıyla vurur ya da ölür? MHP sözün bittiği yere geldi. Bundan sonra barış konuşacak çünkü...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89