• BIST 108.197
  • Altın 153,753
  • Dolar 3,8399
  • Euro 4,5165
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 4 °C

Barış, hakikat, cesaret...

Cafer Solgun

Öcalan’ın “Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulsun” önerisinin tarihi oldukça eski. Öcalan, PKK’nin ilk ateşkes kararını aldığı 1993 yılından bu yana “siyasi çözüm”ün gündeme geldiği her dönemde bu komisyonun kurulmasının gereğine işaret etti. Çöken “Oslo Süreci” döneminde hazırladığı üç aşamalı “yol haritası” olarak adlandırdığı ve kamuoyuna açıklanmasına izin verilmeyen belgede de bu komisyonun kurulmasını önermişti. Sözkonusu yol haritasında Öcalan’ın görüşü ilk aşamada silahların susturulması, ikinci aşamada Hakikatleri Araştırma ve Uzlaşma Komisyonu kurulması ve üçüncü aşamada da gerekli yasal ve anayasal değişikliklerin yapılması ile “çözüm”ün kalıcı kılınmasının teminat altına alınması idi. Aradan geçen zaman zarfında, üslup ve söylem farkları bir yana bırakılacak olursa, Öcalan’ın duruşunu koruduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Meseleyi “nasıl” çözeceğine bir türlü karar veremeyen, kafası karışık olan, Öcalan’dan ziyade devletin kendisi. Bunu açıklıkla belirtmekte yarar var.

Belirtilmesinde yarar olan hususlardan biri de, bu konuyu konuşurken artık “kompleks” yapmamak gerektiğidir. Malum, sırf Öcalan dedi diye ya da KCK dedi diye yapacağı varsa bile yapmaktan uzak duran bir kafa yapısı hâlen var. Oysa bu “Hakikatleri Araştırma Komisyonu” önerisinin mucidi Öcalan filan değil, herkes rahat olsun. Başka örnekleri de var, ama özellikle Güney Afrika’daki ırkçı Apartheid rejiminden devlet ve toplum olarak arınmanın yolu olarak oluşturulmuştu Hakikat ve Uzlaşma Komisyonları. Her deneyim kendi şartları içinde değerlendirilmelidir kuşkusuz; başka ülkelerin deneyimlerini “şablon” olarak almak değil, yararlanmak ve elbette ki kendi şartlarına uygun bir “model” geliştirmektir doğrusu.

Âkil İnsanlar Komisyonu, meselenin kamuoyuna anlatılması bakımından bir rol oynadı. Çalışmalarının ardından kamuoyuna yansıyan bilgilerden anlayabildiğimiz kadarıyla sürecin kalıcı bir barışa evrilebilmesine yönelik yapıcı öneriler içeren raporlar da hazırlandı, hükümete sunuldu.

Fakat Çözüm Süreci’nin yol alabilmesi bakımından asıl ihtiyaç, adı ne olursa olsun, fiilen sürecin gidişatının güvencesi olarak rol oynayacak bir komisyonun oluşturulmasıdır. Devlete de örgüte de yeri geldiğinde görev ve ödevlerini hatırlatacak, karşılıklı aşırılıkları törpüleyecek, öneriler, projeler oluşturacak, raporlar hazırlayacak bu komisyonun gerek bileşimi, gerekse de misyonunu netleştirmek, eğer ihtiyaçları doğru tespit edersek, çok da zor olmayacaktır. Bu, süreci sahici ve kalıcı bir barışa taşıyabilmek açısından demokratik ve son derece makul bir yoldur.

Aynı somutlukta olması ve kuşkusuz süreci yürütecek bir anlamı olması kaydıyla başka öneriler de olabilir, olmalıdır ve tartışılmalıdır.

En olmayacak şey, bugün tabak gibi bir gerçek olarak ortaya çıkmış olan durumu “çözüm” sanmaktır. İnkâr zihniyetinin eseri olarak ortaya çıkmış, bölgesel ve uluslararası boyutları da bulunan ağır bir sorundur sözkonusu olan ve siz bu sorunu “Öcalan düğmeye basar, giderler; düğmeye basar, silahları gömerler; düğmeye basar ve sorun buharlaşır gider” kolaycılığında ele alamazsınız. Ya da attığınız adımı seçim merkezli dar bir siyasi hesabın konusu olarak göremezsiniz. Bu tür kolaycı ve kestirmeci yaklaşımların kendisi, sürecin gerçekten de “çözüm”ü hedefleyen bir iradeyle ele alınıp alınmadığını tartışmalı kılar. PKK/KCK bünyesinde “çözüm”e kafası yatmayanlar kadar bu kolaycılığın sahipleri de barış umut ve beklentilerine zarar vermektedirler.

Süreç” de yazılarım da devam edecek... Çünkü 29 Ekim günü herkes kendi niyetine bayram kutlar ve “sultanların rüyası” Marmaray’ın açılışında coşarken, Şemdinli’de “oyuncak” sandığı askerî mayının paramparça ettiği sekiz yaşındaki Behzat Özen, tıpkı Ceylan ve diğer çocuklarımız gibi bize bakıyor. Ve barış, onların gözlerine bakabilmek cesaretidir...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89