• BIST 81.835
  • Altın 146,097
  • Dolar 3,7748
  • Euro 3,9972
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin -2 °C

Barış, dürüstlük ve şeffaflık üzerinden yükselir

Ömer Ağın

Jean Valjean’ın yaşadığı yer, ihtilaller şehri, “Göğü fethe kalkan” “Paris komünü” çocuklarının dünyaya seslendiği kent, Paris artık Kürtler için günahkar bir cinayet şehri...”. Paris’te 9 Ocak günü PKK kurucularından Sakine Cansız, Paris temsilcisi Fidan Doğan ve gençlik hareketi üyesi Leyla Şaylemez hunharca katledildi.

Bu katliam Avrupa hukukuna ve demokrasi tarihine vurulmuş bir kara lekedir. Kürt kanı Avrupa demokrasisini karartmıştır.

Sakine Cansız Kürtlerin Zoya’sı (Tanya, SS güçleri tarafından hunharca kat edilen Sovyet partizanı). Sakine ile Amed zindanlarında tanışmıştım. PKK’nin “Ana dava” savunmalarında, cezaevi direnişlerinde adı hep önde olan militan bir PKK’liydi. Hem işkenceci cezaevi yönetimi hem de Amed zindanında yatan herkes onu tanırdı...

PKK lideri Abdullah Öcalan’la diyalog haberi medyaya düşer düşmez Paris’in göbeğinde üç Kürt kadınının “titiz” bir şekilde öldürülmüş olması birçok soruyu beraberinde gündeme getirdi. Öncelikle şunu söyleyelim; Kürt halkının evlatlarına karşı işlenen bu tür cinayetler ne ilktir, ne de son olacaktır. Dr. Abdulrehman Qasimlo’nun 13 Temmuz 1989 da Viyana’da İran hükümeti yetkilileriyle Kürt sorununun çözümü için yapılan bir müzakere sırasında canice öldürülmesi Kürtlerin havzasından silinmiş değildir. Avusturya hükümeti bu cinayetin ortaya çıkması için duyarlı davrandı ve katilin İran hükümeti olduğunu kamuoyuna açıkladı. İran bu alışkanlığını kolay kolay terketmeyeceğe benziyor.

Katiller henüz ortalıkta olmasa da cinayetin amacı belli olmuştur. Kürt halkının eşitlik, özgürlük ve barış istemi karanlık bir kuyuya hapsedilmek isteniyor. Bu katliam diyalog sürecini boğmak için bir tufan olmuştur. Öncelikle şunun altını çizmek gerekir: Bu cinayet İmralı’yla görüşüldüğü haberi medyaya düştükten sonra, birilerinin duygularına ve reflekslerine hâkim olamayıp Kürt militanları katletmeye karar vermiş değildir. Bu cinayet uzun süre düşünülmüş ve ince, ince planlar yapıldıktan sonra işlenmiştir.

Daha cinayetin işlendiği yerdeki barut kokusu dağılmadan “bu cinayet bir iç hesaplaşmadır” açıklamaları katillerin ekmeğine bal sürmüştür. AKP’li Hüseyin Çelik’in açıklamaları başlı başına vakadır. Arkasından Tayyip Erdoğan’ın benzer açıklamaları güvenin zedelemesine çanak tutmuştur. Hükümet yanlısı medya ve yazarlarının benzer tutumu olayın tuzu-biberi olmuştur.

Kürt sorununun çözülmesi, Kürtlerin ve Türklerin eşit, adil ve özgür olarak birlikte yaşamaları birçok çevreyi rahatsız ediyor. AKP içinde politika yapan kimi rantçı Kürtlerin çözümden rahatsızlık duyduklarını biliyoruz. Gergin ve çatışmalı bir ortamın devam etmesi bu kesimlerin çıkarınadır. Kürtler ve Türkler arasındaki ideolojik ve politik mücadelenin derinleşmesi için bu çevreler özel çaba sarf etmektedirler. Çünkü Kürt sorunu çözüldüğü zaman bu zatlar hem maddi, hem de manevi zarara uğrayacaklarını biliyorlar.

Bu kaygı verici bir tutumdur ve asla Kürt sorununun çözümünün iradesi olamaz. Kırılgan ve nazik bir süreçten geçiyoruz. Katillerin bulunabilmesi için AKP hükümetine de büyük görevler düşmektedir. Bu cinayeti işleyenler toplumumuzun hümanist duygusunun altına bomba koymuştur. Kimse savaştan medet ummasın, 30 yılı aşkındır süren bu savaşın galibi yoktur. Herkes bu savaşın nedenini, yarattığı yıkımı nesnel olara irdelemek zorundadır. Bu barışın yol alması için yapılan duyarlı analizlerle ortaya çıkacaktır. Bir yandan Kürt sorununun çözümünden yana olduğunu söylenmek, diğer yandan Kürt özgürlük hareketinin arasına nifak sokmaya çalışmak diyaloğu ilerletmez. Ciddi bir devlet adamı tavrını sergilemenin zamanı çoktan gelmiştir.

Kerkük’te Kürtlere yönelik yapılan bombalı saldırılar Paris’teki cinayetin başka bir benzeridir. Hükümet bu saldırılar karşısında da kayıtsız kalmamalıdır.

Kürt halkı ayaktadır. Güney Kürdistan parlamentosu Paris’te işlenen cinayeti kınadı. Başta Batı Kürdistan olmak üzere, Kürdistan’ın diğer parçalarında yaşayan Kürt partileri ve sivil toplum kuruluşları cinayeti lanetledi. Hem Paris katliamı hem de Kerkük saldırısı bir kez daha gösteriyor ki, Kürtler ulusal demokratik birliğini sağlamak zorundadır. Kadim Kürt halkı mücadeleci geleneğine bağlı kalarak kararlı bir şekilde yoluna devam edecektir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89