• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -8 °C
  • İzmir 2 °C
  • Berlin 2 °C

Barış

Emre Uslu

PKK şiddeti yeniden tırmandırıp Kandile yeniden operasyonlar başlayınca doğal olarak “barış” tartışmaları da yeniden başladı. Bu tartışmayı sürdüren üç ana damar var. PKK çevresinde konuşlanan Kürtler, liberaller ve devlet çevresinde konuşlanan Türkler. Her üç kesim de barış istiyor ama ortada “barış” kavramı üzerinde bile bir anlaşma yok. Örneğin PKK çevresinin istediği “barış” ile devlet çevresinin istediği “barış” arasında dağlar kadar fark var. Bizim kanat liberallerin istediği “barış” her ikisinden de farklı.

Önce PKK çevresinden söz edelim. PKK çevresinin istediği barış kesinlikle sadece silahların susması ve ölümlerin durması anlamına gelmiyor. Hatta Kürtlerin demokratik haklarının verilmesi, Kürtçe eğitim hakkının verilmesi bile PKK çevresinin “barış” yapması için yeterli değildir. PKK çevresi bu anlamda“barış” derken asılında “tanınma, muhatap alınma” demek istiyor. PKK özetle şunu söylüyor: “Biz dağlara zaten ölmeye çıktık, ya istediğimizi kabul edeceksiniz ya da ölmeye öldürmeye devam edeceğiz.” İsteğiniz ne dendiğinde aslında özet olarak cevap şu: 1) PKK’yı muhatap alıp görüşmeler yapacaksınız; 2) Demokratik özerk Kürdistan’ı ilan edeceğiz; 3) Öz savunma gücü olarak PKK militanlarını bu gücün unsurları olarak konuşlandıracağız. Kimse bana böyle talepler yok demesin. PKK’nın aslında istediklerinin özünde bu olduğunu bölgenin önemli bir şehrinin belediye başkanı ifade etti.

Devlet çevresinin “barış”ı Kürtlere hakları verelim ama PKK’yı muhatap almayalım noktasında duruyor.
Bu noktada devletin Kürt kimliğinin önündeki engellerin kaldırılması noktasında kararlı olduğunu biliyorum. Hatta Kürtçe eğitimin önce Halk Eğitim Merkezlerinde daha sonra da devlet okullarında okutulması konusunda bir planın aşamalı olarak yürürlüğe konulması noktasında hazırlıklar yapıldığını da biliyorum. Ancak PKK’nın son sabotaj girişimleri bu hazırlıkları erteledi mi bundan emin değilim. Dolayısıyla devlet “barış” derken Kürtlerin istediği bütün hakları bir süreç içersinde verme noktasına iradesi var,ancak bu “barış” PKK’nın istediği barış değil.

Liberallerin istediği “barış” iki yaklaşımın da ortasında bir yerde duran barış. Liberaller muhatapsız barış olmaz noktasından hareketle PKK’nın muhatap alınması gerektiğini, görüşmeler yapılarak al-ver yöntemiyle bir barışın kazanılması gerektiğini ifade ediyorlar.
Bana göre ideal olan bir tutum ama gerçekçi değil. PKK ile barış masasına oturulabileceğine inanan liberaller “PKK’ya niye öldürüyorsun demek saçma geliyor. Sanki karşında uluslararası anlaşmalara imza atmış bir devlet varmış gibi” değerlendirmesini beraber yapıyor. Yani bir tarafın sorumsuzluğu kabul ediliyor ama o sorumsuzla barış yapılabileceği de kabul ediliyor. Yani barış için ilk şart olan “adam öldürme” sözünü bile söyleyemediğiniz bir örgütle barışa masasına oturmanın mümkün olup olmadığı tartışılmıyor bile.

Dahası PKK kendi lideri Öcalan’ın koyduğu kurallara uymayan militanlardan oluşan bir örgüt. Örneğin seçimlerden önce ilan ettiği “çatışmasızlık” sürecinde militanlarına koyduğu şartlardan biri “militanlar yerlerini muhafaza etsin hareketli bulunmasınlar” önerisini hiçe sayıp Karadeniz Bölgesi’nin altını üstüne getiren militanları kim nasıl durduracak? Bu sorunun cevabını vermeden liberallerin istediği türden bir barışın da pratikte mümkün odluğunu sanmıyorum.

Özet olarak bu barış mevcut pozisyonların korunması durumunda mümkün değildir.
Bazı liberallerin “muhatapsız barış olmaz” argümanı da Öcalan’la görüşmelerin PKK tarafından yıkılmasıyla çökmüştür. Devlet yarın karar verse, Kandil’i muhatap alıp onlarla konuşsa bile “Dersim” kanadı, Suriyeliler kanadı derken bu çatışmaları tamamen durdurması mümkün değildir. Zira bölge çok hareketli ve aktörlerin ellerindeki kartlar sürekli değişiyor. IRA ve ETA ile barış yapıldı diyenlerin görmedikleri bir başka gerçek de IRA ve ETA’nın bulunduğu bölgenin sosyolojik durağanlığa ulaştığı gerçeğidir. Aktörlerin uluslararası güçlerin pozisyonlarını kısmen sabitleyip bölgesel bir barışın gelmiş olması IRA ve ETA ile yapılan barışa zemin oluşturmuştur. Bizim liberallerin de barış isteyen kesimlerin de görmek istemediği, Ortadoğu bu kadar kaynarken, PKK şimdiye kadar aktörler arası dengelerle yaşamını sürdürdüğü gerçeğini görmeden sanki sadece PKK muhatap alınarak bu barışın mümkün olabileceğine inanmalarıdır.

Eğer barışı gerçekten istiyorsak Kürt ve Türk halkının dinamiklerini harekete geçirip PKK’nın sınır dışına çıkmasını sağlamaktan başka çaremiz yoktur.
Bu çok zor bir iş ama toplumsal dinamikler harekete geçerse PKK buna dayanamayacaktır. Ben bunun dışında Kandil ile masaya bile oturulsa gerçekçi bir barışın mümkün olmadığını düşünüyorum. Gerçeği görmek için kaç defa yanılmamız gerekiyor?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89