• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 1 °C

Baldıran zehiri

Mümtaz er Türköne

Bahçeli ile Erdoğan arasındaki “baldıran zehiri” polemiği siyasete, hasret kaldığımız zarif bir parantez açtı. Çağrışımı zengin mecazlar ve teşbihlerle zor olanı kolaylaştırmak, karmakarışık şeyleri anlaşılır kılmak mümkün. 

Baldıran, maydanozgillerden bir bitki, kökünden ağır bir zehir elde ediliyor. Baldıranın çoğu öldürücü bir zehir, azı ise birçok hastalığa şifa olan bir ilaç. “Baldıran zehiri içmek” tabiri ise, bu zehirle idam edilen Sokrates’i ve onun onurlu duruşunu hatırlatıyor. Sokrates, haksız yere idam edildi. İdam kararının gerekçesi, “gençleri doğru yoldan ayırmak ve devletin tanrılarına inanmamak” idi. Büyük filozof, bu haksızlığı büyük bir olgunlukla karşıladı ve tarihin en heybetli düşünce suçlusu olarak celladın sunduğu baldıran zehiri kâsesini bir dikişte içti. Davası tam 2414 yıldır kapanmadı. Devam etmesinin sırrı ise Başbakan Erdoğan’ın eline aynı kâseyi yakıştıran aktörlerde saklı. Sokrates, demokrasi tarafından ölüme mahkûm edildi. Onun hayatına son veren zalim bir despot değil, halkın kendisiydi. 500 yargıçtan oluşan Atina mahkemesi, demokratik bir organdı. Sokrates’i halk ölüme mahkûm etti. Sokrates’in baldıran zehiri ile idama mahkûm edilmesi, bu uzun tarih boyunca demokrasilerin nasıl büyük haksızlıkların ve hataların müsebbibi olabileceğine dair trajik bir örnek olarak tartışıldı. 

Demek ki Başbakan “gerekirse baldıran zehirini içerim” dediği zaman, terör sorununu çözerken halkın vereceği hükme atıfta bulunmuş oluyor. Bu zengin çağrışımlı mecaz, içinden geçtiğimiz hassas sürecin gerçek belirleyici gücünü ifşa ediyor. Erdoğan’ın eline baldıran zehiri kâsesini tutuşturacak olanlar halkın kendisi. Bu yüzden baldıran kâsesi bir gerçek; nitekim Başbakan sık sık siyasetin risk almak olduğunu boşuna söylemiyor. Riski kime karşı alıyor? “Çoğunluğun kararı”na, yani demokrasinin gücüne güvenemeyeceğimiz bir sorunu çözmeye çalışıyoruz. Önümüzde duran sorun bir “ulusal azınlık” sorunu. Genel nüfus içinde sayıca az olan Kürtlerin sorunlarından neşet eden bir terör sorununu ve arkasından sorunun kendisini, “ulusal çoğunluk” çözecek. Çoğunluk, azınlığın eşitlik ve onur arayışına dair bir karara varmış olacak. Başbakan’ın önce temsilini üstlendiği çoğunluğu ikna etmesi gerekecek. İmralı ile yürütülen müzakereleri böylesine bir karşılaşma olarak yorumlamayı deneyelim. Anayasa’daki vatandaşlık tanımındaki “Türk” çoğunluğun iradesini yansıtıyor; azınlık ise bu ibarenin kalkmasını istiyor. Vatandaşlık sadece bir örnek. Çoğunluk, kendince bir fedakârlıkta bulunacak. Çoğunluğun yargısına, adaletine nasıl güvenebilirsiniz? Tabii çoğunluk, Öcalan’ı veya PKK’yı değil, ellerinde tuttukları baldıran zehiri kâsesi ile peşinden gittikleri Erdoğan’ı yargılayacak ve onun hakkında bir hükme varacak. 

Toplumun yarısını temsil eden Başbakan, temsil ettiği kitlelerin hukukunu ilgilendiren bir müzakere yürütüyor. Gerçekte çoğunluk ile azınlık karşı karşıya geliyor. Demokrasilere, temel hak ve özgürlüklerin yaptığı bir ayar var ve buna anayasal demokrasi adı veriliyor: Tek bir kişinin hakkı bile çoğunluğun kararına bırakılamaz. Ama görünen o ki, önümüzdeki süreçte Kürt sorununu iki tarafın çoğunluğu çözecek. İki tarafın da ayrı ayrı kendi içlerindeki çoğunluğunu tatmin etmek neredeyse imkânsız. Başbakan bu imkânsız olanı başaracak. Peki nasıl? Baldıran zehirine bağışıklık kazanarak. Sonuca odaklanarak ve kınayanların kınamasına aldırmayarak. İmralı tutanaklarının yol açtığı sarsıntıya bakın. Kapıda kim bilir daha neler bekliyor? Bize düşen ahlakî görev, bu zehirden hiç olmazsa bir miktarını da bizim içmemiz olmalı. Siyasetçisi risk alıyorsa aydını da almalı.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89