• BIST 107.303
  • Altın 152,979
  • Dolar 3,7134
  • Euro 4,3645
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 11 °C

Bahçeli ne derse desin...

Ali Bayramoğlu

Bahçeli son grup toplantısında yine aynı işi yaptı. Kandil'e giderek önemli bir gazetecilik işine imza atan Hasan Cemal ile Cengiz Çandar'ın, aylar süren görüşmeler ve çalışma sonucu TESEV için hazırladığı Kürt meselesine ilişkin raporunu diline doladı.

Hedef gösterircesine...

İlk kez yapmıyor, bu tür işler ilk kez olmuyor...

Hasan Cemal ve Cengiz Çandar sadece gazeteci değiller, onlar aynı zamanda ülkeleri hakkında düşünen, bilgi üreten, ülkenin yol alması için fikri ve siyasi alanlar arasında köprü kuran aktörler, aydınlar...

Sorun da burada...

Aydın, bu ülkede, hemen her zaman, değişim, özgürlük ve adalet taleplerine duyulan "öfke"nin, ülkeye "egemen olan yapı ve zihniyet"in en hızlı, en etkin, en keskin fatura kestiği kesim oldu.

Olmaya devam ediyor.

Keskin sosyal demokratlar, keskin muhafazakârlar, keskin militaristler değişimi dile getiren, bunu yaparken bizatihi değişimden etkilenen, etkilendikçe farklı olandan, farklılıktan yola çıkan aydın tipinden hep nefret ettiler...

Hâlâ ediyorlar...

Değişen topluma karşı tavırları neyse, değişen insana, aydına da tavırları aynı...

Gelelim öfkenin nesnesine...

Millet-aydın, milli aydın palavraları çoktan çöplükteki yerini aldı.

Artık yerleşti:

Aydın, yaşadığı topluma ilişkin bilgi üreten, toplumun kendisini anlamasına ve yeniden üretmesine katkıda bulunan bir aktördür. Toplumun kendisini anlamasına, kendisini üretmesine katkıda bulunmak, en az toplum kadar hızlı ve süreli bir devingenlik gerektirir.

Belki de bu nedenle Türkiye'de yaşanan en önemli değişimlerden biri aydının yaşadığı değişim olmuştur.

Mümtaz Soysal vari fikir erbabı insanlardan Süheyl Batum gibilere değin olduğu yerde sayanlar, sorunların çözümü, laiklik, vatandaşlık krizlerinin halli için hâlâ Fransız Devrimi'nin ve 19. Yüzyıl'ın katı ulus-devlet modelini öneriyorlar.

Uluslararası merkezlerden ekonomik merkezlere o modeli yaratan ve işlevsel kılan tüm diğer yapılar bitmek bilmeyen bir "esneme süreci"ne girmemiş gibi davranıyorlar.

Örneğin, varolan bir kimliği, Kürt kimliğini reddetmek için diğer kimliklerden, Çerkezler'den, Lazlar'dan sözediyorlar.

Bir kimliği kimlik kılan şey, o kimliğe ait olma duygusunun siyasileşmesi ve sistemin ortadan kaldıramayacağı bir talep haline dönüşmesi değilmiş gibi davranıyorlar.

Bu fark aslında anlamak, anlayarak sorun çözmek ile verili doğrulardan hareketle açıklamak ve açıklayarak sorun üretmek arasındaki farktır.

Dün ile bugün arasındaki farktır.

Dünün aydını önce "işlevi"yle tanımlanırdı.

Dünün aydını, evrensel doğrulardan hareket eder, olanı değil olması gerekeni söylerdi. İşlevi, yukarıdan aşağıya inen, devletten topluma empoze edilen bir modernizmi yayma ve meşrulaştırma işleviydi.

Aydın-yığın ilişkisi bu yüzden her şeyin önünde gelirdi. 19. ve 20. Yüzyıl'ın ilk yarısı bu tip aydının çağları olmuştu. Ürettiği bilgi de işlevleriyle uyum içindeydi bu aydının. Topluma ait bilginin toplum dışındaki kaynaklardan elde edinilmesi toplumlara ait olmayan bu bilgilerin kanunlar haline çevrilerek mutlaklaştırılması ve toplumların kendilerini bu kanunlar çerçevesinde tanımlaması gerekliliği, bu bilgi üretiminin özünü oluşturuyordu.

20. Yüzyıl'da ise, bu toplum dışı kanunlara, bireylere ait olamayan bireysel iradeler ilkesi de eklendi.

İnsanlar, toplumlarını ve kendilerini, bu kendilerine ait olmayan kanun ve iradeler çerçevesinde tanımaya zorlandılar.

Bugün ne oluyor?

Bugünün aydını bilgiyi, dünün ilkelerinde, ideolojilerde aramamakta, tersine ait olduğu toplum ya da kesimle etkileşim içinde üretmektedir. Bu yolla hem o toplumun parçası olmakta, hem de toplumun kendisini tanımasına ve sorgulamasına gerçek anlamda katkıda bulunmaktadır.

Bugünün aydını, "olan" ile "olması gereken" arasındaki ince ve dar çizgide, yeteneği, sezgisi, kimliği ve bilgi üretimiyle dolaşan bir aktördür artık.

Bahçeli ne derse desin...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89