• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 20 °C

Bağışlamak ve barışmak

Doğu Ergil

Birbirimizi çok incittik bu ülkede. Kimimiz yönetici olarak milleti hizaya getirmek için zulmün bir parçası olduk, kimimiz sağcı veya solcu diye 'iyi'nin tekeline sahip olduğumuzu sanarak diğerine hayat hakkı tanımadık.

Dinimizi, soyumuzu ve siyasal eğilimlerimizi birbirimize karşı silah gibi kullandık. Sürekli çekiştik; çok acı çektik ve çektirdik. Bu acı bizi hastalandırdı. Birbirimize güvenmiyoruz, korkularla yaşıyoruz. Dayanışma duygumuz aşındı.

Artık bağışlama ve bağışlanma zamanı geldi. Bunu yapmazsak bir ulus olduğumuzu hissetmekte zorlanacağız. Baksanıza; barış olasılığı doğunca "Ne kaybediyoruz; yenildik mi" diye soranlarımız var!

Barışmak bağışlamaktır

Kendisini inciteni bağışlamak insanı nefretin ve öfkenin kıskacından kurtarır. Geçmişin acılarını geride bırakarak, onların günü ve geleceği zehirlemesini engeller. Martin Luther King, "Karanlık, karanlığı kovamaz, bunu ancak aydınlık yapar. Nefreti, nefret yenemez, bunu sadece sevgi yapar" demiştir.

Bağışlamak, o ana kadar nefret veya öfkenin hedefi olan kişi veya kişileri anlamaya, onlarla empati (duygudaşlık), hatta ortak bir yaşam kurmaya olanak verir. Bağışlamak, bizi incitenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Affetmek onun haksız ve acıtıcı davranışını onaylamak anlamına gelmez.

Ama incitici davranışını affetmeden bir kişi ve grubu bağışlamak, incineni, acılı geçmişinin esaretinden kurtarır.
Mahatma Gandhi'ye göre, "Zayıflar asla affedemezler. Affetmek güçlünün bir özelliğidir."

Bir kahraman

1997'de sınır ötesi operasyonda yaralanan ve tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren Astsubay Murat Caner (44), aynı pusuda yanındaki erleri de kaybetti. Bedeni de ruhu da yaralandı. O günden beri tekerlekli sandalyeye mahkûm. Ama o yenilmedi. Şimdilerde barış sürecini destekleyen konferanslar veriyor.

Şöyle diyor: "30 yıldır bomba atıp durduk. Dünya bunca yıldır terörü silahla bitiremedi. Bizim de bitiremeyeceğimizi anlamamız lazım. Barış sürecinde en azından kan dökülmeyecek.

Dünyadaki hiçbir şey bir şehit haberinden, bir canın toprağa verilmesinden daha kötü değil. Kardeşlerimin acı çekmemesi için bin kez ölümü göze almaya razıyım. Çünkü ben fazladan yaşıyorum... Ben 80 milyonun gazisiyim. Beni kimse siyasete, ideolojik görüşe çekmemeli. Ben partiler üstüyüm.

Bizlere sağduyu, sevgi ve akıl lazım. En büyük görev, siyasilere düşüyor... Ne olur ürettikleri senaryolarla bugünü mahvetmesinler... Terörün bitmesi ümidi, benim yaşama sevincim.

Ben, birlikte görev yaptığım askerleri şehit edenleri, beni bu duruma getirenleri affettim. Bir insanı vurmak, öldürmek çok kolaydır. Ama asıl erdem kazanmaktır, kurtulmasına vesile olmaktır. Zor olan da bu. Allah rızası için biraz sabır.

Askerlik yaptığım 1986-1997 arasındaki yılları düşünüyorum da ne kadar çok haksızlık yapmışız. Eziyet ettik, insanları alıp götürdük. Güneydoğu'da çocuklar silah, bomba sesleriyle büyüdüler... Ama Kürtler'in içinde en az benim kadar vatanını, milletini, Atatürk'ünü seven, teröre düşman o kadar çok insan var ki.

Ben onların çektiği çilelere empati yapıyorum, terörün bitmesini en çok isteyenlerin onlar olduğunu düşünüyorum... Terör kadar tehlikeli ne var biliyor musunuz? 'Ben doğruyum, o yanlış ve 'vatan haini' demektir."
"Affetmek ve unutmak, iyi insanların intikamıdır" der Schiller.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89