• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 12 °C

Azadi’ye Doğru

Yavuz Delal

“Kürt sorunu”yla ilişkisinde İslâmî olanı belirgin kılmak çabası diye tanımlayabileceğimiz bir sorumluluğu yerine getirmenin kendisi bana kalırsa bir başarıdır.

Eğer dikkat edilirse mevcut bütün eksikliklerinin ve olası bütün fiyasko faraziyatının rağmına, hatta kimi haksız partizan ve cemaatçi yaftaların rağmına, Azadi, kolonyalist bir niyetin tasarımını tahkim edecek bir akıncı grubu değildir.

Çünkü bütün Türkiyelilik bağlamında -payımıza düşen bu olduğu için söylüyorum- ümmetçilik ve İslamcılık gibi İslâmî olanı öngören yaklaşımlar, hatta samimi beklentiler tahakkümcü gücün gayri meşru egemenliğini meşrulaştırmak için gerekli maddi ve manevi şartları hazırlayan birer akıncı çabası olmuştur.

Bunun en büyük ve belirgin ispatı, Türkiye Cumhuriyetinin Kürt ve Kürdistan’a ilişkin sosyo-politik literatürü ve uygulaması etkisiyle oluşmuş bulunan kanaatlere ve bu kanaatlerin birer mecmuası olan eserlere ümmetçilik veya İslamcılık yaftasının vurulmasıdır.

Ümmetçilik veya İslamcılık diye önümüze konan sunumlara iyice baktığımızda, rahatlıkla onlarda, Türkiye Cumhuriyetinin zaman içerisinde dozu ve eğilimi değişen emellerinin güvenlik içinde Kürdistan’da tam olarak yer edinmesine hizmet edecek şartların hazırlanmak istendiğini görürüz.

“Azadi, kolonyalist bir niyetin tasarımını tahkim edecek bir akıncı grubu değildir.” demiştik; çünkü Azadi, tümüyle ve bilinçli olarak Kürdistan’da ve Kürtlerin zihninde varlık bulmuştur.

Zihni aktiviteyi tesis eden bu Kürtler, uzun yıllardır yaşadıkları “Kürt sorunu”yla İslâmî olan arasındaki ilişkinin kurulması gibi temel bir kaygı sebebiyle mevcutlar arasında yer edin(e)memiş Kürtlerdir.

Ve Kürdistan’da, “Kürt sorunu”yla İslâmî olanın ilişkisi bağlamında yalpalanan önemli bir toplumsal tabanın bulunduğu gerçeği eğer inkâr edilmeyecekse, Azadi’nin karşılıksız bir talebin arzı olmadığı gerçeği de kabul edilecektir.

Azadi, Ehmedê Xanî’nin Kürt çocuklarına armağan ettiği turfandası Nubara Bicûkan’ı gibi, bizim Kürdistan’da İslamî olan hakkında zihnimizi canlandıracak turfandamız olacaktır.

Azadî, Kürdistan’ın ve Kürt halkının evlatlarına, “Kürt sorunu”yla İslâmî olan arasındaki ilişkiye en kötü tahminle köprü olsun diye armağan edilen turfanda olacaktır.

Ekşi veya acı olabilir; eksikleri ve yanlışları çok olabilir. Ama öz be öz Kürdistan’dan ve Kürtlerin zihninden çıkmıştır.

Azadi, hamiyetperverlerden; ayıplarını ve yanlışlarını onu yıkmak için değil daha iyi yapmak ve acı yönlerini tatlıya çevirmek için yardımcı olmalarını bekler.

Azadi bizim turfandamız olacaktır. Onu pazarda değerli kılmak da, hem bizim ve hem de tüm hamiyetperverlerin ona değer vermesiyle mümkün olacaktır.

İşte Azadi bir turfanda olarak bizzat başarıdır.

Artık, olgunlaşır mı; ezilip zayi mi olur!? Onu da görecek kadar yaşarız inşallah!

  • Yorumlar 8
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89