• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -5 °C

Ayşen Gruda PKK mağarasında...

Oral Çalışlar

Ayşen Gruda, gazetemizin başlattığı “Çözümün ve barışın Taraf’ıyız” dizisine destek için yaptığı açıklamada, şunları söylüyor: “Bana bir görev verilirse ben hiç korkmadan mağaralara gidip o insanları ikna edebilirim. Onlar bana bir şey yapmazlar. Onlar da benim filmlerimle büyüdüler.”

Beni en çok çarpan, bir empati duygusunu dile getiren “Onlar bana bir şey yapmazlar” ifadesi oldu. En az aynı oranda anlamlı bulduğum bir diğer cümle ise, PKK’lıların da aynı kültürel ortamın ürünü olduğunu ifade eden, “benim filmlerimle büyüdüler” cümlesi oldu.

Yaşadığımız coğrafyanın; PKK’lısı da, askeri de, dindarı da, liberali de, solcusu da; yakın kültürel ve sosyal kodlarla, benzer sıkıntı ve yanılgılarla, ortak zevk ve zevksizliklerle, aynı dışlanmışlık hisleriyle yetişti. Birbirine mesafeli veya küskün görünen toplumsal gruplar arasında, “görünür” ve “görünmez” ruhsal köprüler var. Ayşen Gruda gibi sanatçıların “barış fotoğrafı”nda yer alması, “görünmez ruhsal köprüler”in görünür hâle gelmesine yardımcı olacak.

PKK ne kadar acımasızlık yaptıysa, benzer acımasızlıkları devlet de yaptı. Hoşgörüsüzlük, toplumun hemen hemen her kesiminde yakın kodlarla karşımıza çıkıyor.

Ölen asker çocuğun annesi hangi acıyı çekiyorsa, PKK’lı çocuğun annesi de tam olarak aynı acıyı çekiyor.

İletişim kanalları tam olarak açılabilirse...

Kadınlarımızın barışçı dili bir vicdani ses olarak anlamlı. Adalet Ağaoğlu’nun, Hidayet Şefkatli Tuksal’ın, Lale Mansur’un çağrıları “artık değişelim” diyor. Ayşen Gruda, gündelik siyasette pek rastlayamayacağımız türden bir isim. Onda simgeleşen umut ve sevecenlik duygusu, toplumda sıra dışı bir yankı buluyor. “İletişim kanalları” tam olarak açılabilirse, barış sürecinin önünde engel olarak görülen sorunlar çok daha kolay aşılabilir.

İbrahim Tatlıses
ve Şivan Perwer’in ortak bir mesajla “İmralı sürecini” desteklediklerini açıklamış olmalarını da önemsiyorum. Toplumun geniş kesimlerinin üzerinde birleştiği isimlerin sürece katılmaları, barış duygusunun derinleşmesi için şart.

O mağaralardaki çocukların çıkıp, kendi kimlikleriyle toplumun içinde bir yer bulabilecekleri noktasındaki umudumu koruyorum. Değişmekten, sivilleşmekten, özgürleşmekten, evrensel değerlere ulaşmaktan korkmayan, enerjik ve özgüvenli bir Türkiye’nin barışçı bir parçası olabilirler.

Ortak bir gelecek birlikte inşa edilebilir

Aynı şarkıları, aynı şovları, aynı dizileri, aynı filmleri izleyerek, ortak bir duygu dünyasıyla, ortak bir kitlesel kültürle yetişen insanlar, hayatın tüm renklerinde birbirlerini anlayabilirler...

Ayşen Gruda
’nın, Halil Ergün’ün, Kadir İnanır’ın, Kemal Sunal’ın, Yılmaz Güney’in, Türkan Şoray’ın, Hülya Avşar’ın, Yılmaz Erdoğan’ın ve Cem Yılmaz’ın filmlerini seyrederek, İbrahim Tatlıses’i, Tarkan’ı, Sezen Aksu’yu, Ajda Pekkan’ı, Ahmet Kaya’yı dinleyerek büyüyenler, ortak bir geleceği de birlikte inşa edebilirler.

Yeni ve herkesin kendisini evinde hissettiği bir Türkiye’ye ulaşmak için, güçlü bir siyasi irade yeterli. Malzeme hazır sayılır...

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89