• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 3 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara -6 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin -1 °C

Ayrışmanın fotoğrafı

Ali Bulaç

12 Eylül halkoylamasının gündeme taşıdığı önemli konulardan biri, Türkiye toplumunun üç ana bloka ayrılıp ayrılmadığı meselesidir.

Kelimeleri dikkatlice seçmek gerekirse, meramımızı ifade edeceğimiz anahtar terimden önce, 'blok veya bloklaşma' sözcüklerini geçici olarak kullanabiliriz.

İlk soru: Bu bloklaşma salt siyasi mi, toplumsal mı? Yoksa her ikisi mi?

İkinci soru: Bloklaşma neyin ifadesidir? "Ayrışma"nın mı, "bölünme"nin mi?

Kişisel olarak benim fikrim, bloklaşma, "ayrışma"ya işaret etmektedir. Henüz "bölünme" aşamasına gelmiş değiliz, ama zamanında gerekli tedbirler alınmayacak olursa, içine girdiğimiz ve referandumla iyice belirginleşen "ayrışma" "bölünme" yönünde evrilerek sürecektir.

Diğer açıdan, söz konusu "ayrışma"nın üç boyutu vardır: a) Maddi-ekonomik; b) Sosyo-kültürel; c) Psikolojik.

Olup biteni anlamak için, yapmamız gereken şey, "olan"ı anlamaya çalışmaktır. "Olması gereken" üzerinde olanı doğru anladıktan sonra konuşmaya sıra gelecektir. Sosyolojik anlamda "olan"ı anlamaya çalışmak olup bitenin fotoğrafını çekmeye çalışmakla olur. Mümkün oranda var olan nesne ve unsurları kadrajın içine sığdırabildiğimiz ölçüde fotoğrafımız başarı sayılır. Doğru bir fotoğraf çekebilirsek, oturup üzerinde düşüneceğiz, yorumlayacağız, yani temyiz, tahlil ve terkip yöntemini kullanarak sonuca gitmeye çalışacağız ki, bu bize "olması gereken" hakkında somut, doğru ve güvenilir fikirler verecektir. Buna reel politikten ideal politike, gerçeklerden ideallere gitme süreci de diyebiliriz. Defalarca tekrarladığımız üzere, "olan"ın ne olduğunu tespit etmek "fotoğraf çekmek", "olması gereken"i bulup çıkarmak "resim yapmak"tır. Resim yorumdur, politikadır, öneri ve öngörüdür, ideale atıfta bulunmaktır.

12 Eylül 2010 fotoğrafına baktığımızda, referandum sonucunda üç ana politik tercihin ortaya çıktığını görüyoruz:

1) "Evet" diyenler: 21 milyon 788 bin: Bu blokta muhafazakâr dindarların, cemaat ve tarikatların, SP'nin, İslamcıların, merkez sağın, MHP'den evet diyen merkez-kaç güçlerin, BBP'nin, PKK/BDP dışında kalan Kürtlerin, Türkiye KDP'sinin, liberal aydınların, 12 Eylül rejimine evet demeyi kendilerine yediremeyen küçük sol grup ve aydınların toplandığını söyleyebiliriz.

2) "Hayır" diyenler: 15 milyon 854 bin: Bu blokta CHP şemsiyesi altında büyük sermaye (sembol ismi TÜSİAD), bürokratik merkezdeki sert çekirdek, AK Parti'ye tepkili Anadolu ve Trakya orta sınıfları; ezici çoğunluğuyla Aleviler; kurumsal MHP doğrultusunda tercih kullanan milliyetçiler; ulusalcılar; bağımsız İslamcılar ve büyük kentlerde kendi gettolarında yaşayan marjinal gruplar toplanmış bulunmaktadır. Bundan sonraki yazıda ele alacağım üzere, benim kanaatimce, bu blokun sayıca en kalabalık grubunu Anadolu ve Trakya orta sınıfları oluşturmaktadır.

3) Sandığa gitmeyenler ve boykota katılanlar: 14 milyon 404 bin: Bu blokun teşhisinde siyaset bilimcileri ve analizciler arasında görüş ayrılığı var. Benim gözlemim şudur: Katılma oranı yüzde 77. Tabii ki bu iyi bir rakamdır. Ancak "sandığa gitmeyenler"in önemli bir bölümü PKK/BDP'nin "boykot" kararına uyanlardır. Boykotçuların sandığa gitmeyenler içindeki oranlarını, rakamları farklı okumalara tabi tutmak suretiyle küçültmek mümkün. Bu sizin politik tercihinize veya psikolojik durumunuza belli bir rahatlama getirebilir; ama ortada objektif bir durum var ki, Doğu ve Güneydoğu'da sekiz ilde, Diyarbakır'da yüzde 65,2; Hakkâri yüzde 90; Van yüzde 57,4; Muş yüzde 45,9; Mardin yüzde 57; Şırnak yüzde 77,5; Batman yüzde 59,3 ve Siirt'te yüzde 49,1 oranında boykota uyulmuştur.

Boykota ister gönüllü ister "korku unsuru" sonucu uyulmuş olsun, netice şu ki PKK/BDP'nin sosyal tabanı genişlemedi, ancak sosyal kontrol ve politik caydırıcılığı tescil edilmiş oldu. Boykotun öncülüğünü üstlenen PKK'nın zaten demokratik geniş tabana sahip olma gibi bir kaygısı yoktur, ana kaygısı etkinlik, caydırıcılık ve "zor oyunu bozar" kuralına göre iş ve işlev görmektir.

Kısaca mevcut durumda Türkiye üç ana toplumsal ve politik gruba ayrışmış bulunmaktadır. Bunun anlamı üzerinde durmamız lazım. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89