• BIST 97.533
  • Altın 145,687
  • Dolar 3,5750
  • Euro 3,9909
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 23 °C

Aynadan yansımak ve Öcalan

Hamid Omeri

Görmekte zorlanılan birden bire servis edildi ve saçlarına aklar düşmüş Sayın Abdullah Öcalan'ı uzun bir aradan sonra bir fotoğraf karesi ile de olsa görme imkanı bulduk. Doğrusu bu fotoğraf karelerinin kim veya kimler tarafından servis edildiği önemli olduğu gibi Kürtler üzerinde yaşattığı etki de bir o kadar önemli. Sayın Öcalan Kürtler nezdinde çokça sevildiği gibi kendisine mesafeli duranlar da var. Fotoğraf kareleri kendisine yakınlık duyan ya da mesafeli olan bütün Kürdistanlılarda hasret giderdiği gibi şaşkınlık da yarattı. Belirgin olan hasretin etkisiyle bir hüzün etkisi vardı fotoğraf karelerine bakanlarda. Her bir Kürdün evinde bir cezaevi karesi vardır ve cezaevinden gelen ya da gönderilen kareler, görülmüş olmanın yanında özel olma ve hasret giderme özelliklerine de sahiptir. Peki Kürtler bu özel ve özenle seçilmiş, zamanlaması da manidar karelere bakınca neler düşündü? 

'Serok' yaşlanır mı? sorusu ve 'Ah serok!' sitemi ve hüznü ile birlikte onu tutsak edenlere karşı dile gelen sözler ya haykırıldı ya da boğazlarda düğümlendi. Aynaya yansıyan Öcalan'ın “Bu ben miyim?” sorusundan ziyade aynadan yansıyana hasretle bakanların “Sana kurban olsunlar” ve “Yaşlanmış...” sözlerini işittik. 

Yıllardır bir adada tutsak olan bir Kürt liderin sevenleri ve halkı ile buluşamayışına çare olabilir bu son günlerde Türkiye'de yaşananlar. Çünkü devlet derin derin kırılıyor. Hazine avcılarının define bulduktan sonra birbirine düşmesi gibi Türkiye'de de son günlerde hazine bulan ortakların mücadelesine tanık oluyoruz. Nöbet saatinde nöbet devri yapılmadığı için kritik noktalara zoraki müdahaleler söz konusu. Artık kimin gücü kime yeterse! 

Taraflar kartlarını masaya koymakla yetinmiyor, oldukça sert koyuyor ve pek muhtemeldir ki bunun geri dönüşünün olmayacağı düşüncesiyle verebileceği kadar zarar vererek yapıyor bunu. Erdoğan, Hakan Fidan meselesinde ortağının kartlarını görmüş ancak yeteri bir cevap vermemişti hatta Türkçe Olimpiyatlarına katılarak zeytin dalı da uzatmıştı. Ancak dershaneler meselesi ile birlikte harbin soğuk bir şekilde dipten dibe derin dalgalar şeklinde sürüyor olduğuna şahitlik ettik. Şimdi Ak Parti kanadı seçim öncesi gelişen Rüşvet ve Yolsuzluk operasyonunun uluslararası bir hamle olduğunu düşünerek ayetli ve hadisli tweetlere ağırlık vererek “Vatan-Millet-Sakarya” mücadelesi verildiğini anlatmaya çalışıyor. Her kesimin hassas olduğu bilindiği için İsrail ve Yahudi'nin operasyonu yakıştırması yapılarak zararı asgari seviyede tutmaya ve operasyonu da boşa çıkarmaya çalışılıyor.  

Bu saatten sonra operasyonun boşa çıkarılması mümkün gözükmüyor. Ancak bugüne kadar ortak hareket edilenlerin tasfiyesinde geç kalındığından hareketle çok seri adımlar atılacak ve bu da beraberinde daha büyük hatalar getirecek. Her alanda köşe başları temizlenmeye çalışılacak ve bu devlet denilen soğuk el ile yapılacağı için birçok kişiyi de etkileyecek. Hükümet Gezi olayları sırasındaki medya gücünü de kaybettiği için halk olayları daha yakından ve daha net izleme imkanı buluyor; bulacak. Bu da kanaatlerin oluşması yönünde kolaylıklar sağlayacak. Sitemizde yer alan Cemaat ve İktidar adlı yazımda günler öncesinden bu durumu şu şekilde ifade etmişim. “Cemaat son günlerdeki tavrı ile İktidarın dershanelere dönük uygulamasını Cumhuriyet döneminde medrese ve zaviyelerin kapatılması ile eşdeğer görüyor ve bu yönüyle de tepkisini her alanda oldukça sert gösteriyor. ...Ancak Cemaat, bakan belirleme ve bakan gönderme, kadrolaşma noktasındaki ısrar ve sertliğini devletin çok farklı ve derin noktalarına taşıdığında (MİT Meselesi) sivil duruşunun çok ötesine geçtiğinin hesabını iyi yapmadı. Pek muhtemeldir ki bugün kendisini yeterinden fazla güçlü görmenin bedelini ödemekle karşı karşıya. Aynı şekilde iktidar da cemaat kadroları kadar 'hizmet ehli' olmayan kendisinin ve tabanının gücünü ilelebet sanma sanrısı ile karşı karşıya. İktidar, bu sanrı ve nobranlığın bedelini çok zararlı ödememek için farklı politikalar geliştirmede şimdiden gecikmiş olduğunu da hesaba katmalıdır.” Gelinen noktada her iki taraf da adımlarını çok sert attı. Her iki taraf da kendisini yeterinden fazla güçlü sandı. Bunun bedelini her iki taraf da ödüyor ve ödeyecek.

Aynaya ve aynadan yansıyana dönecek olursak; Diyarbekir'in çokça üşüdüğü bugünlerde bir fotoğraf karesi ile sevenlerini ısıtabilir mi Sayın Öcalan bilemiyorum ancak Kürtler bu fotoğraf karelerine bakarak hasret gidermekten ziyade hüzünlendiler. Gezi'de yaşanan olaylar sırasında 'pozisyonumuzu alamadık' özeleştirisi yapan hareketin, Hükümet ve Cemaat kavgasında nerede duracağı ya da durduğu oldukça önemli. Hükümet bu son gelişmeler ışığında daha da demokratikleşmek zorunda hissedecek kendini. İlk hamleler sert görünse de(atamalar, görevden almalar, yakıştırmalar) zamanla başka bir boyuta evrilecek gibi gözüküyor. Zira hükümet kendi içine kapanırsa daha çok kaybedeceğini bilebilecek tecrübeye sahip. Çünkü operasyona biçtiği rol dahi 'muhafazakarlaşmak' yerine daha çok demokratikleşmeyi elzem kılıyor. 

Bu durum Kurdistana yarayabilir ve Kürtler bu meselede bu çerçevede pozisyonlarını iyi belirlemeliler diye düşünüyorum. Sayın Öcalan'ın özgür bir şekilde Kurdistan topraklarında siyaset yapmasını belki de onu çokça sevenlerden daha çok istiyorum. Öcalan’ın Kurdistan'da siyaset yapması demek Kurdistan'ın özgürleşmesi noktasında demokratik mücadelnin Kurdistan'da boy vermesi, yeşermesi demek. Son fotoğraf kareleri bu konuda beni biraz düşündürse de arzumu korumak istiyorum. Elbette bu siyasetin Türkiyelileşmek için olanını değil Kurdistan için olanının istediğimi vurgulamak isterim. Zira Kürt ve Kurdistana faydalı olacak olan bu siyaset anlayışı olacaktır.  

  • Yorumlar 5
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89