• BIST 83.048
  • Altın 146,881
  • Dolar 3,7605
  • Euro 4,0391
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -6 °C
  • Ankara -11 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -2 °C

AYM, sistemin patronu

Ali Bulaç

Anayasa Mahkemesi, son açıkladığı kararla, Türkiye'nin ciddi manada bir "anayasa sorunu" olduğunu bir kere daha ortaya koymuş oldu. Sorun, sadece iktidar ve muhalefet partileri arasındaki anlaşmazlıktan ya da AYM'nin kendisinden değil, bizzat sistemin ruhunun yazılı metne dökülmüş hali olan Anayasa'nın kendisinden kaynaklanıyor.

İktidarı ve muhalefetiyle siyasi partiler, milletvekili ve diğer aktörler, sorunun kaynağından habersizlermiş gibi üç maymunu oynuyorlar. 7 Temmuz 2010'da AYM'nin ne yaptığına bakalım:

1) Henüz süreci tamamlanmamış bir kanuna baktı; meşhur benzetmeyle evlenmemiş bir çiftin boşanma davalarını ele aldı.

2) AYM, şekil açısından bir sorun olmadığını söyleyip iptal istemini reddetti. Bu, aslında yetkisi sadece şekil yönünden denetim olan Mahkeme'nin konuyu kapatması için yeter bir sebepti. Mahkeme burada durmadı ve Başkan'ın "bir tür itiraf" mahiyetindeki sözleriyle "esasa da girdi".

3) Meclis'in yaptığı metin üzerinde ibare değişiklikleri yaptı, yani aslında "yeni bir yasa metni yazdı", TBMM'nin asli yetki alanına açıkça müdahale etti.

4) Gerekçesiz karar açıkladı.

5) Son derece sofistike bir mühendislik yapıp önümüzdeki dönemin muhtemel siyasi gelişmelerine ince ayar çekti.

AYM'nin başörtüsüyle ilgili kararları; 367 garabeti; 10. ve 42. maddelerin iptali ve parti kapatmalarıyla ilgili verdiği kararlar ve yaptığı yorumlar, sisteme güçlü bir aktör olarak müdahalesine apaçık örneklerdi. Üye seçiminde TBMM'nin öngördüğünün aksine Anayasa Mahkemesi ve HSYK'ya üye seçilmesini düzenleyen maddede üye seçecek kuruluşların gönderecekleri üyelerle ilgili sayısal rötuşlar yapmak; Cumhurbaşkanı'nın HSYK'ya iktisat, siyasal bilim dallarıyla üst kademe yöneticileri arasından üye seçmesine ilişkin ibareyi iptal edip, üyeleri hukukçu akademisyenler ve avukatlar arasından yapılacak seçimle sınırlamak, kısaca metinde ibare değişiklikleri yapmak dilbilimcilerin teyit edeceği üzere, "alternatif metin" yazma anlamına gelir. Böylelikle AYM, "yasaya karşı yasa" yapmış, TBMM'nin karşısına kendini yasa yapma yetkisiyle konuşlandırmıştır. İşte vahim olan budur ve bu parlamenter/demokratik sistemin hakikatte nasıl artık kendini gizleme ihtiyacı hissetmediği bir vesayet altında olduğunu göstermiş bulunmaktadır. Mahkeme, yasal sınırlarını aşıyor, ama ona uygulanacak bir müeyyide ve merci bulunmuyor.

AYM "kurumsal asabiyet"le sistem içindeki konumunu tahkim etmiş, bürokratik merkezin aktörü olarak, gerektiğinde 73 milyonun temsilcisi olan Meclis'in üstüne çıkabileceğini göstermiştir. Yeni düzenleme bu haliyle 12 Eylül referandumundan geçse bile yapısal değişiklikler olmayacak, yeni gelenler bu gücün tadını alınca bugünkü üyelerin yaptıklarını yapacaklardır. Makamların sağladığı güç yozlaştırır.

Siyasi partiler ve milletvekilleri acınası tepkiler vermişlerdir. AK Parti açısından baktığımızda, 8 yıllık bir dönemde (ilk dönem 368 milletvekili, ikinci dönemde yüzde 47 oy desteğiyle yeni bir anayasa yapamamış, halka "bununla yetinin" demiştir; CHP, MHP ve BDP 'hukuk devleti dersi'nden sınıfta kalmışlardır.

AYM, 1961 ve 1982 darbe anayasalarından gücünü alarak TBMM'ye ortak olmakta, her yasal ve anayasal değişiklik teklifini "değiştirilemez maddelere irca edip" iptal edebilmektedir. Bu, Türkiye'nin silbaştan yeni ve sivil bir anayasaya ihtiyacının olduğunun ifadesidir.

AYM'nin "siyasi mühendislik" yaptığından söz ettim. AYM, tam veya kısmi iptal kararı verseydi, AK Parti seçimlerde yüzde 50'nin üstünde oy alırdı. AK Parti'nin "dilek ve temennisi" iptal kararıydı. Mahkeme, referandum yolunu açarak bunu önledi. Öyle ince bir taktik izledi ki, hem iktidar partisini susturdu hem esasa girerek ve yasa yaparak sistem içinde, yani kuvvetler ayrılığı piramidindeki tepe konumunu pekiştirdi. Bundan sonra yasama ve yürütme, yargı bürokrasisinin altında iş görmekle yetinecektir. Sistemi kontrol eden işletme bürokratik merkezindir, ama görünürdeki patron Anayasa Mahkemesi'dir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89