• BIST 89.109
  • Altın 146,701
  • Dolar 3,6410
  • Euro 3,9269
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 13 °C

Aykırılığa yaşam hakkı, demokrasinin önkoşuludur!

Hasan Cemal

Nilüfer Göle diyor ki: “Aydınlara yönelik her baskı, küçümseme, entelektüellik küçümsemesi demokrasinin atardamarını kesip atmaya kalkışmaktır. Resmi iktidar söylemlerinin sorgulanmasına karşı olan yasakçı zihniyet ve eleştiriye tahammülsüzlük demokrasiyle bağdaşmaz.” 

Nilüfer Göle’yle(*) her yıl olduğu gibi yine bir yaz sohbeti yapıyoruz.

“Türkiye göz önünde bir ülke” diye söze başlıyor, “Sadece Avrupa’da değil, Arap baharını yaşayan ülkelerde de öyle... Hatalarıyla sevaplarıyla öyle... Mercek altında bir ülke. Arap ülkelerindeki reformcu laik aydınlar da, Müslüman Kardeşler hareketi de Türkiye’yi çok yakından takip ediyor.”

Nedeni malum.

Türkiye İslam’la, Müslümanlık’la demokrasinin işleyebileceğini gösteren bir ülke. Bu yüzden de, askeri rejimlerle İslamileşmek arasındaki kısır döngüden kurtulmaya çalışan Ortadoğu için, Arap dünyası için bir referans kaynağı, bir örnek sayılıyor.

Nilüfer Göle, bu ilginin arkasında Türkiye’nin ekonomik başarı öyküsü ve siyasi istikrarıyla birlikte Ortadoğu’daki bölgesel ağırlığının yattığına da işaret ediyor.

Bunda gerçek payı var.

Avrupa’daki ağır krize rağmen Türkiye ekonomik büyümesini sürdürüyor çünkü. Arap dünyasındaki çalkantılar da Türkiye’nin ekonomik ve siyasal istikrarını bozmuyor.

Bugün için durum böyle.

Bu dalgaların dışında kalabildi Türkiye. Bu ‘başarı öyküsü’ Türkiye’nin göz önünde tutulmasını sağlıyor ama, aynı zamanda bu öyküye gölge düşüren yanlışları, gelişmeleri de dünya gündemine taşıyor.

Nilüfer Göle’nin deyişiyle:

“Türkiye’nin göz önünde olması demek, günahlarıyla sevaplarıyla takip altında olması demek...”

Bu açıdan ilginç bir örnek bu yakınlarda Fransa’da yaşandı. Aralarında Nilüfer Göle’nin de bulunduğu Türk ve Fransız birçok aydın, akademisyen ve gazetecinin altına imza koydukları bir bildiri Le Monde gazetesinde yayımlandı.

Bu çağrının da gösterdiği gibi, demokrasi konusunda kaygı duyanlar, Türkiye kamuoyuyla sınırlı değil, kamuoyları artık küreselleşmiş durumda.

Nilüfer Göle, “Hele Türkiye gibi Avrupa’yla, Ortadoğu’yla yakın ilişkiler içindeki bir ülke için sınırlar, duvarlar artık yok” diyor, “Ayrıca Türkiye’nin göçmenleriyle, ikinci nesil gençleriyle, mültecileriyle, girişimcileriyle, öğrencileriyle, diasporasıyla güçlü bir varlığı var Avrupa’da...”

Sevil Sevimli...

Bir Türk ve Fransız vatandaşı.

Erasmus Avrupa programıyla Türkiye’ye geliyor ve ailesinin memleketi olan Eskişehir Üniversitesi’nde eğitime başlıyor. 1 Mayıs gösterilerine katılıyor, Grup Yorum konserine gidiyor, birkaç kitap alıyor ve teröristlik iddiasıyla tutuklanıyor.

Bu olay, Le Monde’un birinci sayfasına eleştirel bir tarzda, “Sayın Erdoğan, Sevil Sevimli hangi suçu işledi?” başlığıyla oturuyor. Ve makalede, Sevil Sevimli olayının Türkiye’de tekil bir olay olmadığı, başka özgürlük ihlallerinin yaşandığına da işaret ediliyor.

Bunun üzerine de, Ragıp Zarakolu, Büşra Ersanlı ve Ayşe Berktay’ın yanı sıra hapisteki gazeteciler ve KCK’lılar ile ilgili olarak Fransız basınında birçok yazı çıkıyor, demokrasi adına kaygı ifade ediliyor. Bu arada Türkiye’den Fransa’ya dönük siyasi göçmen dalgasının son zamanlarda ‘Kürt gazeteciler’le artış kaydettiğine de dikkat çekiliyor.

İşte Le Monde bildirisi de, Türkiye’de temel hak ve özgürlüklere ilişkin kaygıları ifade ediyor. Türk ve Fransız 50’yi aşkın aydının “Türkiye’de özgürlüklerin büyük hapsi” başlıklı çağrısında yargı baskısı kınanıyor ve şu vurgulanıyor:

“Türkiye’de özgürlüğün yolu gitgide daralmakta...”

Ak Parti’nin demokratikleşme yolundan son yıllarda saptığı da bildiride yer verilen bir başka tespit...

Ak Parti’ye yönelik olarak Le Monde’da çıkan bu çağrının, eleştiri ve uyarıların anlamı üzerine de Nilüfer Göle şöyle diyor:

“Her akademisyene yapılan bir haksızlığı ben kendime yapılan bir haksızlık, bir kısıtlama olarak alırım. Kendi vicdanımda bunun yarasını hissederim. Bu çağrıya koyduğum imza, reelpolitikanın ötesinde etik bir meseledir. Bu tür çağrılar ve aydınların çıkışları da siyasetin bir parçasıdır, muhalefetin bir parçasıdır. Aydınların görevi zaten toplumdaki eşitsizliklere, haksızlıklara, ayrımcılıklara, baskılara karşı kamuoyunu ve siyasetçileri uyarmaktır.”

Nilüfer Göle, demokrasinin bir süreç olduğunu belirtirken şunları da söylüyor:

“Demokrasi bu süreçte kendini eleştirir ve iyiye götürür. Aydınlara yönelik her baskı, küçümseme, entelektüellik küçümsemesi demokrasinin atardamarını kesip atmaya kalkışmaktır. Resmi iktidar söylemlerinin sorgulanmasına karşı olan yasakçı zihniyet, eleştiriye tahammülsüzlük demokrasiyle bağdaşmaz.”

Özgürlükler ülkesi...

Bu konuda Göle diyor ki:

“Türkiye özgürlükler ülkesi olmaktan çıktığı ölçüde, hem Batı’da saygınlığını, hem de Müslüman dünyada model olma özelliğini kaybedecektir. Tek başına siyasi istikrar ve ekonomik başarı yetmez, çünkü Türkiye Çin değil. Otoriter rejimlerle ultraliberal ekonomi politikalarını birleştiren bir ülke değildir Türkiye, olmamalıdır da...

Türkiye’yi arzulanan ülke konumuna getiren ve dünyada göz önünde tutan, aynı zamanda Türkiye’nin kültürel alandaki zenginliği ve dinamizmidir. Festivalleriyle, üniversiteleriyle, müzeleriyle, filmleriyle, edebiyatıyla ‘yumuşak gücü’dür.

Özgürlüklerden yoksun, açık toplum olmayan bir yerde kültürel yaratıcılık gelişemez. Yurttaşlık kavramını sadece tüketiciye, tüccara ve çoğunluğa indirgeyemeyiz.”

Nilüfer Göle’nin son sözü de şu:

“Aykırılığa ve farklı seslere yaşam hakkı tanımayan devlet ve toplum düzenleri, kültürel modernizmi de, demokrasiyi de yakalayamaz.”

Katılıyorum.

———————
* Nilüfer Göle, Paris’te EHESS’de profesör. Metis Yayınları’ndan yeni çıkan kitabı, Dinsel ve Seküler: Aşınan Sınırlar. Nilüfer Göle’ye iki hafta önce de Almanya’da Lüneburg Üniversitesi’nde, Batı modernliğine ilişkin eleştirel yapıtları ve Doğu-Batı, Avrupa-İslam arasındaki ilişkiler konusundaki çalışmalarıyla fahri doktor unvanı verildi.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89