• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -7 °C

‘Atatürk devrine dönemeyiz’

Vahap Coşkun

1923- 16 Mart. Mustafa Kemal, Adana esnafıyla sohbet ediyor. Onlara bölgenin asıl “sahib-i aslisi”nin kim olduğunu söylüyor: “Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakkı yoktur. Memleketiniz sizindir, Türklerindir. Bu memleket tarihte Türktü, o halde Türktür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır... Bu bereketli yerler koyu ve öz Türk memleketidir.” (Ahmet Yıldız, Ne Mutlu Türküm Diyebilene, s. 211)

1924-
Anayasa’da vatandaşlık mevzuu Meclis’te hararetli tartışmalara sahne oluyor. Hamdullah Suphi, herkese “Türk” denmesine karşı çıkıyor: “Diyoruz ki: Devletin Türkiye Cumhuriyetinin tebaası tamamiyle Türktür. Bir taraftan da hükümet mücadele ediyor, ecnebiler tarafından tesis edilmiş müessesatta çalışan rumu, ermeniyi çıkarmağa çalışıyor. Biz bunları rumdur, ermenidir diye çıkarmak istediğimiz vakit bize ‘Hayır, Meclisinizden çıkan kanun mucibince bunlar Türktür’ derlerse ne cevap vereceksiniz?...Onlar Türk olamazlar.” (Şeref Gözübüyük- Zekai Sezgin, 1924 Anayasası Hakkındaki Meclis Görüşmeleri, s. 437-439)

1926-
Rüştü Saracoğlu, kabinede Kürtlere ilişkin yaklaşımını ifade ediyor: “Kendi (Kürt) davaları açısından kültürel düzeyleri çok düşük, zihniyetleri çok geri, Türkiye’nin genel politik yapısı içinde yer alamazlar... Daha ileri ve daha kültürlü Türkler ile rekabet içinde yaşam mücadelesi vermeye ekonomik olarak uygun olmadıkları için azalıp tükenecekler... Gidebilenler İran ve Irak’a göç edecekler, geri kalanlar ise yalnızca zayıf olanın tutunamaması ilkesine tâbi olacaklar.” (David McDowall, Modern Kürt Tarihi, s. 277)

1926-
Şeyh Said İsyanı sonrasında Türk Ocakları’nın II. Kurultayı’nda İsmet İnönü, rejimin niteliğini anlatıyor: “Biz açıkça milliyetçiyiz... ve milliyetçilik bizim yegâne birlik unsurumuzdur. Türk ekseriyetinde diğer unsurların (etnik toplulukların) hiçbir nüfuzu yoktur. Vazifemiz Türk vatanı içinde Türk olmayanları behemehâl Türk yapmaktır. Türklere ve Türklüğe muhalefet edecek anasırı kesip atacağız. Ülkeye hizmet edeceklerde her şeyin üstünde aradığımız Türk olmalarıdır. (Yıldız, Age., s. 155-156)

1930-
Mahmut Esat Bozkurt, bu kez Ağrı İsyanı’nın ertesinde, Ödemiş’te seçmenlerine CHP’ye üye olmasının gerekçesini açıklıyor: “Bu fırka bugüne kadar yaptıkları ile esasen efendi olan Türk milletine mevkiini iade etti. Benim fikrim, kanaatim şudur ki, dost da, düşman da dinlesin ki, bu memleketin efendisi Türktür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır.”

1937-
CHP’nin Altı Ok’u anayasa hükmü hâline getirildiğinde Şükrü Kaya, milliyetçilik anlayışını izah ediyor: “Atatürk’ün koyduğu prensipler Türk’tür... Bu prensipler aynı zamanda Türkçüdür de... Türk milleti, mutlaka Türkçü ve millici olmak zorundadır.” (Taha Akyol, Atatürk’ün İhtilal Hukuku, s. 602)

CHP, tarihiyle yüzleşmedi, övündü

Böyle bir mirasın üzerinde oturan CHP’de Birgül Ayman Güler’in, kimlikleri bir hiyerarşiye tabi tutmasında ve “Türk ulusuyla Kürt milliyetini eşit, eş değerde gördüremezsiniz” demesinde şaşılacak bir durum yok. Keza CHP grubunun ırkçılık içeren bu sözleri hararetle alkışlaması ve Süheyl Batum’un “Orada birçok kişinin ortak düşüncesini dile getirdi” demesi de normal.

Zira CHP, tarihiyle yüzleşmedi, aksine onunla övündü. Irkçılıkla bulanmış bir milliyetçilik, bir kimliği diğerinden üstün tutmak, CHP içinde utanılacak bir şey olmadı.

CHP’nin azımsanmayacak bir kısmı için, 1930’lar bir “altın çağ”dır. “Türk ihtilali, öz Türklerin elinde kalmalıdır. Türkün en kötüsü, Türk olmayanın en iyisinden iyidir” diyen Bozkurt da bir rol model. Çoğu CHP’li “Türk devleti işlerini Türkten başkasına vermeyelim. Türk devleti işlerinin başına öz Türkten başkası geçmemelidir” gibi inciler saçan Bozkurt’la aynı zihniyeti taşıyor.

Kılıçdaroğlu’nun Ayman’ı doğrudan eleştirememesinin nedeni de bu.

CHP’deki bu etkin damar, düşüncelerinin her şeye kadir olduğu sürekli bir ihtilal rejiminin hayalini kuruyor. Atladıkları nokta, artık bunun imkânsız olduğu.

Oysa İsmet İnönü 1948’de bunu görmüştü: “İhtilal devrinden kanun devrine girdik. Evvelce vatandaş hakları, yalnızca kanunda yazılırdı ve biz onu istediğimiz gibi tatbik ederdik. Atatürk devrine dönemeyiz. Vatandaş hakkını istediği gibi alacaktır, reyini istediği gibi kullanacaktır.” (Akyol, Age., s. 609)

Ulusalcıların sorunu bu: Paşa’nın 65 yıl önce gördüğünü görmemek.

Atatürk’ün düzeninin geri gelmeyeceğini ve artık üstün olmadıklarını kabul etmek istemiyorlar. Bu hazımsızlıkları, ırkçılıklarının su yüzüne çıkmasını sağlıyor.

CHP için vahim olabilir ama toplum için hayırlı bir gelişme bu.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89