• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 12 °C

Asla iyileşmeyen bir yara

Yasemin Çongar

Euskadi’ye hiç gitmedim. Ama İspanya’nın kuzeydoğu ucunda yer alan ve gidip gezen bir Kürt arkadaşımın “İlçeleriyle birlikte düşünürsen Diyarbakır’ın yarısı kadar bir yer” diye anlattığı bölgenin çok güzel olduğunu duymuşluğum, gazete-dergi fotoğraflarından görmüşlüğüm vardı. Anadilinde “Euskadi” diye vaftiz ediliyor, bizse malum “Bask Bölgesi” diyoruz... Oysa İspanyolların Pais Vasco, Fransızların Pays Basque diyerek, Bask’a sadece bir “bölge” değil, dili, kültürü ve inatçı milliyetçiliğiyle apayrı bir yer, bir diyar, bir memleket, bir ülke muamelesi yapmalarının da hikmeti var elbet. Al final del tunel ’i ya da Bask dilindeki adıyla Bakerantza’yı seyrederken bunu daha iyi anladım; filmin daha en başında ilk hissettiğim şey şuydu: Burası İspanya değil, başka bir diyar, başka bir ülke!

Hiç öyle siyasi bakışla, tarihî bilinçle, Bask milliyetçiliğine sempati duyduğum için filan söylemiyorum bunu. İşin aslı Türk, Kürt, Japon, Bask farketmez, milliyetçiliğin hiçbir türüne en ufak bir sempatim yok benim. Ama ekranda gördüğüm “memleket,” bildiğim İspanya’ya hakikaten benzemiyordu pek; sipsivri tepeleri olan gölgeli dağları, dalga dalga birbirinin içinde eriyerek uzanan bağları, girintili çıkıntılı kıyıları, en çok da ıslak yeşil vadileriyle, bildiğim herhangi bir ülkeden ziyade, konuşa konuşa yaşanmamışlığını unutup, sanki ortak bir hatıraymışçasına aklımızda canlandırmaya başladığımız iki kişilik bir hayale benziyordu. Islak yeşilin kucağında yaşamak isteyenler için bir tür yeryüzü cenneti...

Filmin adı Türkçeye nasıl tercüme edilecek bilmiyorum; ben şimdilik “Tünelin Ucunda” diyeyim. Dünya prömiyerini bu yıl San Sebastian Film Festivali’nde yapan, İspanya’da bu ay gösterime giren bir belgesel bu.

Bir buçuk saat boyunca, bir yandan yeryüzü cennetinde gezinirken, bir yandan da o cennetin statüsü uğruna “cehenneme” dönmüş hayatların hikâyesini öğreniyorsunuz.

Bask ülkesinin çocukları Bask’ın bağımsızlığı uğruna neler yaşadıklarını anlatıyorlar. Dinadamı olmaya karar verdiği zaman, ailesi “Oğlumuz milliyetçi davaya ihanet etti” diye dövünen bir rahip var aralarında. Kocası, ayrılıkçı Bask örgütü ETA tarafından öldürülünce çareyi “uçmakta” gördüğü için pilot olmayı öğrenmiş bir kadın var. Babası, ETA çizgisindeki Herri Batasuna’nın üyesi olarak İspanya Senatosu’na seçilmişken, “İspanyol JİTEM’i” olarak adlandırabileceğimiz GAL örgütünün katillerince öldürülen Santiago Borouard’ın kızı var. Ve de ETA’nın iki önemli lideri var.

“Tünelin Ucunda,” yönetmen Eterio Ortego Santillana’nın 2005’ten bu yana üzerinde çalışıp, bu yıl tamamladığı bir belgesel, yani ETA’nın silah bırakma aşamasına geldiği, daha doğrusu, kendisini şiddetten arındırıp, demokratik mücadele yöntemleriyle iktifa etmemesinin bedelini hem polisiye hem de — çok daha önemli olarak — siyasi ve ahlaki bir yenilgiyle ödediği günlerde gösterime girmesi planlı bir şey değil. Ama filmin ETA’nın sonunu anlamaya çok yardımcı olduğunu söyleyebilirim.

“Tünelin Ucunda” iki ETA liderini konuşturuyor demiştim. Bunlardan biri Juan Karlos Ioldi. Hukukçu. 1980’lerde, sonradan şiddetle bağını kesmediği için kapatılan Herri Batasuna’nın Bask Parlamentosu’ndaki vekillerindenmiş. Aynı zamanda, bir tetikçi. Fiilen katıldığı ölümcül eylemlerden dolayı hüküm giyip, 22 yaşından 38 yaşına dek hapis yatmış. Şimdi durgun bir nehrin kenarında uzaklara bakarak konuşurken, “silahlı mücadelenin gerekli olduğunu” anlatıyor hâlâ... “Tabii ki, ölmeye öldürmeye değerdi” diyor, “Bakın, siyasi hedeflerimize ulaşmak üzereyiz. Buna niye değmesin ki...”

Kanınız donuyor. Ölmeyi göze alarak öldürmüş, öldürmenin bedelini on altı yılıyla ödemiş bir militanın, bir “askerin,” şiddeti, silahı, ölümü böyle kolaylıkla savunmasına da değil belki, ama bu çekim, son beş yılın artık her ne aşamasında yapıldıysa, Ioldi’nin o sırada hâlâ “Siyasi hedeflerimize ulaşmak üzereyiz” demesindeki saflığa şaşırıyorsunuz.

ETA’nın hedefi, Bask ülkesinin “bağımsızlığı” zira. Daha sonraki yıllarda, “Bize, İskoçya ya da Kosova’dakine benzer bir formül yeter” deseler de, bu hedefin gerçekleşmesine “silahla” zaten yaklaşamadıkları gibi, açıkçası Bask toplumunun kahir ekseriyetinin desteğini alarak da yaklaşamadılar.

Ama silahla acı çektirmiş ve acı çekmiş bir adam Ioldi ve onu dinlerken, bu mücadelenin, harcanan yılların, akan kanın “boşuna” olmadığını hissetmek istediğini anlıyorsunuz. “Yenilgi” ve sanırım her şeyden çok da ahlaki yenilgi ona ağır geliyor. Yoksa, niye konuşmasının bir yerinde, “Siyasi kanalların açık olduğunu görseydik, silahlı mücadele hiç başlamazdı... Ama her mücadelenin bir nedeni vardır, tabii” demek zorunda hissetsin kendisini?

Santillana’nın filminden bende kalan asıl ses ise Ioldi’nin değil, Kepa Pikabea’nın sesi oldu. Yazıyı da onun sesiyle bitireceğim. Kamera, Pikabea’yı cezaevinde, deriden küçük bir top yaparken görüntülemiş; Pikabea hem elindeki malzemeyi kesip biçiyor hem anlatıyor. Örgütün 1980’lerdeki liderlerindenmiş. 1994’te Fransa’da yakalanmış ve yirmi kadar cinayet suçundan 192 yıl hapse mahkûm olmuş. Bugün, şiddete “Artık yeter” diyerek, ETA’nın silah bırakma kararı almasında anahtar rol oynayan yedi yüz mahkûmdan biri o. İnce yapılı, ince sesli bir adam, mimiksiz ve kendinden emin konuşuyor:

“Bir gün oğlum bana ‘Öldürdün mü’ diye soracak ve ona gerçeği söylemek zorunda kalacağım. Ama benim yaptığımı yapmamaya ikna etmeye de çalışacağım onu. Eğer adaletsizliğe başkaldırmak istiyorsa, katiyen silaha sarılmamasını söyleyeceğim. Çünkü silahlar, sizde asla iyileşmeyen bir yara bırakıyor. Bu yarayı kendimle birlikte mezara taşıyacağımı biliyorum ve eğer, küllerimi dağda savururlarsa, daha da uzağa götüreceğim onu, daha da uzağa...”

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89