• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 31 °C

Asıl siz tekliyorsunuz!

Reyhan Yalçındağ

Daha iki yıl önce aynı Başbakan Erdoğan değil miydi ki, Hakkari’den seslendiğinde: “tek millet, tek vatan, tek dil” vurgusunu yapan!

Yine aynı Başbakan değil miydi ki, Meclis’teki konuşmasında “asla ve asla Kürtçe eğitime izin vermeyeceğiz” diyen! Şimdi ne oldu da kimileri onun ağzından bir de “tek din” vurgusunu duyunca şaşırmakta. Bunlar düpedüz itiraflardır, tehditlerdir; yoksa dil sürçmesi değildir! Madımak katliamındaki zamanaşımı kararını kınamak ve adil çözüm önermek, faillerin yargılanmasının peşine düşmek yerine, “bunca zamandır tutuklu olanların da aileleri vardır. Karar vatana millete hayırlı olsun” deme cesaretini bile gösterdiler. Tıpkı Maraş katliamının imzacıları ve faillerinin Meclis’e taşınması gibi, Madımak avukatlarının da iktidarın belirli kademelerinde olduğunu bilmek, gelecekle ilgili güvensizliğimizi artırıyor. Yine, Sevgili Hrant Dink’i katledenlerle ilgili “ortada örgütlü bir suçtan karar vermemize yetecek delil yoktur” deme gafletine düşmüş bir adli yargı sistemiyle, tüm bu “tek din, tek millet, tek dil” olgusu zaten yaşam bulmuş durumda. Türk, erkek, Sünni- Müslüman dışında olan herkesin yok sayıldığı bir Cumhuriyet kurma sürecinden sonra yüz yıldır yaşananlar, filmin başıyla tamamen aynı. Sadece iktidarlar el değiştiriyor, hepsi bu.

Tek şeflik…

Parlamenter rejimin değiştirilerek yerine Başkanlık sisteminin getirilmesiyle ilgili yürütülen tartışmalara bir göz atalım: yapılmak istenen tastamam bir ‘Tek Şef Diktatörlüğü’nün anayasal koruma altına alınmasıdır. Böylelikle de sadece tek dil, tek millet, tek vatan, tek din değil aynı zamanda “tek şef” sistemi yaşam bulacaktır. Hoş, yasa değişmese de bugün olan biten de tek kişilik şefliğin baskıcı politikaları ve uygulamaları değil midir? Örneğin, tutuklu milletvekillerinin tahliye edilmemeleriyle ilgili olarak yine son adres olarak Başbakanın kendisini gösterdi AKP’li milletvekilleri. Dolayısıyla eski ve muvazzaf askerlerin tutuklanmaları, 28 Şubat’la ilgili başlatılan soruşturmalar, Ergenekon davaları, vb keşke sistemin sivilleşmesi ve demokratikleşmesi için olsaydı da iktidarın el değiştirmesi için olmasaydı! Oysa son otuz yıldır yaşanan ciddi savaş suçları, sistematik ihlaller, toplu mezarlar, vb suçlardan dolayı yargılanıyor mu sorumlular? Hayır!

Roboskî katliamının üzerinden neredeyse beş ay geçmiş olmasına rağmen, devlet olarak bir özür dilenmesi bir yana, Başbakan aynı gün aynı Genelkurmay’a teşekkür bile etti. Dolayısıyla hangi sivilleşme, hangi demokratikleşme? Katledilen, öldürülen, işkence gören, çocukları zındanlarda tecavüze uğrayan Kürt halkı için “tek” vurgusuyla başlayan her adım, maalesef yeni ölümler, yeni acılar, yeni bedeller dışında bir şey ifade etmemektedir. Çözüm askeri vesayetten AKP vesayetine geçmekle değil; tüm teklerin kaldırılarak yerine çoğulcu, eşit, adil bir yeni anayasa kabulünden geçer. Kürtlerin ulusal ve kültürel haklarının kabul edildiği, Demokratik Özerklik ilkesinin güvenceye kavuştuğu yeni bir Anayasa. Çözümün önemli ilk adımlarından biri bu olacaktır.

Öte türlü maalesef halklarımız bir yüzyılı daha acılar, trajediler ve benzer bedellerle geçirmek durumda kalacaklardır…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89