• BIST 82.300
  • Altın 148,195
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -1 °C

Artık o taşın altında 126 el daha var

Yıldıray Oğur
Akbil sahibi olmak dışında hiçbir âkiliyetin geçmediği, kimsenin âkil diye yer vermediği otobüsten, metrobüse, oradan metroya, sonra son bir telaş binilen taksi ve son olarak yürüyerek aşılan trafik. Henüz her şey bitmiş değil. Canlı yayındayız diye yolunuzu kesen yüzlerce gazeteci arasından “iyi akşamlar arkadaşlar” coolluğundaki bir magazin yıldızı gibi, geçip gidebilmek var daha.

Kapıda “âkil” olduğunu ispat için kimlik göstermek zorunda kalmak, daha gazete haberleri dışında tebliğ edilmemişken “bölgeniz neresi” sorusuna muhatap olmak bu işlerin hep beraber ne kadar acemisi olduğumuzun ilk işaretiydi. Ama salona girer girmez karşınıza çıkan toplantının logosunda uçuşan beyaz güvencinler de bir şeylerin değişmekte olduğunun işareti.

Toplantının tam adı: Çözüm Süreci Âkil İnsan Heyeti İstişare Toplantısı. Gelen herkes niçin burada olduğunu ve ne yapacağını Beşir Atalay ya da Yalçın Akdoğan’ın diğer ucunda olduğu birkaç dakikalık telefon konuşmaları kadar biliyor.

Kimse tarafından âkil ilan edilmeye ihtiyacı olmayan bunca ünlü, yetkin ismi pek çok hakareti, hasisliği, kıskançlığı çekme pahasına telefonda evet deyip buraya getiren ise 30 yıllık bir savaşı bitirmek için girilmiş hayırlı bir iş için çağrılınca hayır diyememek herhalde.

Fuayede beklerken en çok ilgi gören isim süreci bu aşamaya getiren esas âkil adamlardan MİT Müsteşarı Hakan Fidan’dı. Bir istihbaratçıdan beklemeyecek kadar fazla demokrasi, hukuk diyen Fidan elini sıkanlara “koluna virüs yerleştirmem, korkma” diye takılacak kadar da esprili, güler yüzlü, karizmatik biri.

Başbakan’ın konuşması zaten tvlerden canlı yayınladığı için ayrıntılarına girmeye gerek yok. Ama herhalde ilk kez bir Başbakan bu kadar net biçimde 1924’ten sonra Cumhuriyet’in yola çıktığı insanlara karşı ahde vefa göstermediğini, kuruluş anlayışını çiğnediğini, kardeşlik hukukunu ihlal ettiğini söylemiş oldu. Gayrıresmî tarih resmîleşti.

“Sözkonusu olan vatansa gerisi teferruattır”
diyen bir devletten “Kan akarken her türlü bahane teferruattır” diyen bir başbakana aldığımız mesafe şüphesiz büyük. Başbakan bu süreç boyunca yalnız bırakılmaktan şikâyet ederken de haklı. Türk ve Kürt kanaat önderleri ve siyasetçiler Erdoğan ve Öcalan’ın gerisinde kalmış durumda. Başbakan’ın toplantıda âkil insanlardan gelen eleştiriler için söylediği “Keşke buna biz değil de sivil toplum öncülük etseydi” sitemine de söyleyecek söz yok.

Özetle çözüm sürecinde devletin gerisinde kalmış sivil toplumun açığını kapatacak bir girişim Âkil İnsanlar Heyeti. Ondan beklenen adından daha küçük bir şey. Bu süreçte devlet-örgüt pazarlığından mesele çıkarılıp toplumsallaştırılabilirse, makul konuşma yolları açılıp toplumun nefes alması, çözümün popülerleşmesi sağlanabilirse, tepkilerin duvarlaşması, radikalleşmesi engellenebilirse maksat hâsıl olmuş demektir.

Sivil toplum inisiyatifi konusundaki acemiliğimizin ikinci işareti toplantıda söz alan pek çok kişinin Başbakan’a ısrarla “Peki biz şimdi ne yapacağız” sorularıydı herhalde. Bu ısrara rağmen Başbakan ve hükümet üyeleri bir program, yol haritası ortaya koymadılar, ortak bir söylemden, mesajdan bile bahsetmediler ve böylece yedi bölgeye ayrılmış dokuzar kişilik gruplara geniş bir inisiyatif sahası bıraktılar. Yani aslında hükümetin Âkil İnsan Heyeti’nin 63 üyesini belirlemek ve bölgelere göre dağıtmaktan başka hiçbir rolü olmayacak bu iki aylık çalışmada. Âkil İnsanlar Heyeti Merkez Bankası gibi özerk bir yapı sayılabilir.

Soruna Kürt sorunu, Kürt kardeşlerimizin sorunu, terör sorunu, Güneydoğu sorunu demekte bile anlaşamayacak 63 ismin anlaştığı tek şey ise kirli savaş, savaş, çatışma ya da terör adında bile anlaşılamayan ölümlerin bitmesi, artık insanların ölmemesi, sorunun siyasi zeminde çözülmesi.

Mayaların Türk kökenleri üzerinde çalışan Orhan Baba’yla, Kürtlere ne diyeceğiz diye endişelenen 78’liler Başkanı Celalettin Can’ı, tepesinde “Türkiye Türklerindir” yazan gazetenin patron koltuğunda oturan Arzuhan Doğan Yalçındağ ile adı birkaç gün asparagas olsa da KCK operasyonundan gözaltında haberlerinde çıkan politik Kürt tutuklularla ilgilenen TUHAD-FED’in başkanı Zübeyde Teker’i biraraya getiren de işte bu ortak amaç, bu ortak duygu.

Halka gidip onu aydınlatan Narodnik aydınlar gibi yedi bölgeye gitmeyecek Âkil İnsanlar. Çünkü Başbakan’ın açıkladığı anket sonuçlarına göre zaten Türkiye süreç karşısında beklenmediği kadar âkil. En yüksek oran Güneydoğu’da. Sürece destek verenler yüzde 81. Karşı çıkanlar ise yüzde 11. Geri kalanların henüz bir fikri yok. Doğu Anadolu’da durum farklı değil. Destek yüzde 77. Hayır diyenler sadece yüzde 16. En şaşırtıcı destek milliyetçi bilinen İç Anadolu’dan. Sürece destek verenler yüzde 59, karşı çıkanlar yüzde 34. Henüz sosyologlar farkında olmasa da son 10 yılda Türkiye’nin politik sosyolojisi tümüyle değişmiş durumda. “Çağdaş” Ege Türkiye’nin sürece en az destek veren bölgesi o yüzden. Destek verenler yüzde 43,5, karşı çıkanlar yüzde 49. Akdeniz’de sürece evet diyenler çoğunlukta. Evet yüzde 49, hayır yüzde 41. Marmara’da, Trakya’ya rağmen destek yüksek: Yüzde 59’a yüzde 35. Bizim bölgemiz Karadeniz’de ise durum başabaş: Yüzde 43’er.

Salona girerken kapıda Yılmaz Erdoğan’a yanaşan bir emekli albay “Riske giriyorsunuz” demiş, “İçeride ülkeyi bölecekler”. Yılmaz Erdoğan’ın Başbakan’ı ve bütün salonu kahkahaya boğan cevabı: “İçeri bir girelim, bölüyorlarsa çıkarız” olmuş.

Ama salonda “müsteşarımı alıp içeri atacaklardı, kardeşimi vermemek için ne gerekiyorsa yaptım” diyen, “geri çekilme için yasa değişikliği yaparak ilerisi için ekibimi tehlikeye atmam” diyerek yaptıkları işin hâlâ riskinin farkında olan, “eyalet siteminden neden korkuyoruz ki” diye çıtayı yüksekte tutan, BDP ile bile olsa Anayasa’yı değiştirmeye kararlı, “Bu sistem sadece Kürtlere değil hepimize zulmetti” diye konuşan bir Başbakan’ın aldığı riski görünce toplantının bitmesine rağmen kimse salondan çıkmadı. Gruplar sivil bir inisiyatifle kendiliğinden toplandı, yol haritaları çizildi.

Artık o taşın altında 126 el daha var...
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89