• BIST 89.573
  • Altın 146,325
  • Dolar 3,6382
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 15 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 12 °C

Arayışlar

Doğu Ergil

İlginç gelişmelere şahit oluyoruz. Haberlere göre, "Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Meclis Başkanı, Hristiyan aleminin Noel Bayramı'nı kutladılar."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tarih boyunca farklı dinlere ev sahipliği yapan medeniyetler beşiği Anadolu'da her zaman geçerli olan ve Noel Bayramı'nın çağrıştırdığı ortak değerlere gönderme yaptı. Başbakan Erdoğan da mesajında "Tarih boyunca farklı dinlere, farklı kültürlere saygıyı esas alan, farklılıkları bir zenginlik olarak algılayan köklü bir geleneğin mensuplarıyız" dedi.

Ben gayrimüslim bir azınlık mensubu olsam, "Ne hoşgörülü ve kültürel çoğulculuğa önem veren bir ülkede yaşıyorum" diye kıvanırdım. Ama gerçeklere bakınca ortada farklı bir tablo var.

Ülkemizde yaşayan gayrimüslim nüfus, İttihat ve Terakki'nin Osmanlı Devleti'ni ele geçirdikten sonra başlattığı ve cumhuriyet döneminde de aralıksız devam eden etnik arındırma politikasıyla artık yüzdeye bile gelmeyen bir orana indirildi. Son kalanlar da rahip cinayetleri, "misyoner tehlikesi" son olarak da Hrant Dink suikastıyla korkutulup kaçırılmaya çalışıldı. Bu cinayetlerin perde arkası hâlâ esrarını koruyor. Bunun ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz.

Resmi politika

Bundan iki önceki Milli Savunma Bakanı, azınlıkların tasfiyesinin "milli devletimizin" inşası açısından ne kadar hayırlı olduğunu söyleyerek resmi bilinçaltını açık etmişti. Bu zihniyetle Kürtler'e "Kürt olarak" vatandaşlık ve siyasal sisteme katılma izni hiç verilmedi. Oysa burası onların da vatanıydı. Baskı süreci ardında kanlı bir iz bırakarak bugüne geldi. Şimdi 'Kürt' deyince irkiliyor ve dil gibi temel haklar konularında direniyoruz.

Aleviler'in büyük kısmı Türk oldukları, dinleri İslam olduğu halde Sünnilik'ten farklı özellikleri bulunduğu için talepleri savsaklanıyor. Yani, söylediklerimizle yaptıklarımız birbirini tutmuyor. Mademki söylemlerimizde ideali (olması gerekeni) dile getiriyoruz, neden uygulamalarda ideolojik ve siyasi ön kabullerimizin kıskacından kurtulamıyoruz? Bu bölünmüş kişilik halinin sağlıklı olmadığını anlamanın artık vakti gelmedi mi?

Örnek olmak

Etrafımızdaki ülkelere "örnek" veya "model" olarak gösterilmek gururumuzu okşuyor ama çok kültürlülük açısından onlardan ne kadar öndeyiz bir bakalım: 1897 sayımına göre İstanbul dahil tüm Anadolu'da yaşayan Osmanlı nüfusunun 6'da 1'i gayrimüslim. Bugün bir milletvekili çıkaramayacak olan Hıristiyan (ve diğerleri) nüfus çevre ülkelerde İran dışında (o bir din devleti biz laikiz) şöyle: Suriye'de %10, Ürdün'de %5, Mısır'da %10, Irak'ta %16. İsrail'de bile %9. Bizde çeşitli mezheplerden geride kalan Hristiyan nüfus 150 bin, hadi bilemediniz 200 bin olarak hesaplanıyor.

Şimdi onların en önemli dini günlerini kutluyoruz. Çok iyi ediyoruz. İnsan olarak da yurttaş olarak da bunu hak ediyorlar. Pekiyi, bu insanların atalarının neden vatanlarından mahrum kaldığını, onlara ne olduğunu biraz merak etsek acaba geçmişimizi tanımak ve geleceğimizi "kalan farklı" din ve soy kümeleriyle daha eşit ve barışık yaşamamız mümkün olur mu? Gelin bir deneyelim. Geçmişte atalarımızın yapmadığını biz yapalım. İnsanlık adına, yurttaşlık adına... Belki o zaman örnek oluruz.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89