• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -7 °C

Aradığınız e-muhtıraya artık ulaşılamıyor...

Yıldıray Oğur

Aşağıdaki bildiri, 27 Nisan 2007 gecesi Genelkurmay’ın sitesine konan e-muhtıra karşısındaki derin sessizliğe karşı yazılmıştı. “Ama”larla bu muhtıraya karşı sesini çıkarmayanlara, Cumhuriyet Mitingleri’nin kırmızı-beyaz laik rüzgârlarına karşı tarihe not düşmek için Genç Siviller tarafından bir akşamüstü Taksim Meydanı’nda bine yakın polisin karşısında okunmuş, sütunlarını açan Ali Bayramoğlu ve Perihan Mağden sayesinde de onbinlerce kişiye ulaşmıştı.

Dört yıl önce o günlerde kendini epeyce yalnız hisseden bir grup gencin duygularını yansıtan bu bildiri sadece dört yıl önce nerede olduğumuzu hatırlamak açısından bugün yeniden hatırlanmayı hak ediyor. Bu dört yılda Türkiye, Genelkurmay Başkanları’nın ağzının içine bakan bir ülke olmaktan çıkıp, Genelkurmay Başkanları’na “ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu” diye hesap sorulan bir ülke haline geldi.

Dün bu bildiriyi hazırlayanlar için nihayet zafer günüydü. E-muhtıra dört yıl sonra Genelkurmay’ın internet sitesinden kaldırıldı. Bildiride sık sık “Tarih bunu böyle yazacak” deniyor. Evet, tarih 27 Nisan muhtırasıyla ilgili hükmünü dört yıl sonunda yazdı bile. Sınıfı geçenler geçti, kalanlar kaldı.

En azından demokrasimizin ve demokratlığımızın geçtiği bu büyük sınavdan ibret alınsın diye dört yıl öncesinin karanlık günlerine ışınlanmaya hazır mısınız? Buyurun:

“Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin amatör vatandaşları, gençler olarak bugüne kadar herhangi bir askerî darbeye, muhtıraya gün be gün şahitlik etmemiştik. 27 Nisan’da biz de milli olduk. Ve en kötüsü de bu ülkede darbeler nasıl meşruiyet kazanır, darbelere karşı neden direnilmez sorularına net cevaplar almış durumdayız. Hayal kırıklığı ve utanç içindeyiz. Bugün Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde muhtıra ve 367 oy saçmalığıyla hukuk ve demokrasi ayaklar altına alınıyor. ‘Ama AKP’ye destek veriyor durumuna düşmeyeyim’ sendromu yüzünden aralarında demokrat bilinenlerin de olduğu pek çok kişi, kurum, çevre şimdiden çuvallamış durumda.

AKP’ye kim hangi gerekçeyle karşı olursa olunsun, bir muhtıra varsa siyasi tartışma yapılamaz. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olmasına karşı çıkanlar olabilir ama meşruiyetinden kuşku duyulamayacak bu seçimi engellemek için uydurulan hukuki yorumlara, yayınlanan muhtıralara tepkisiz kalmak, net duruşlar ortaya koyamamak kabul edilemez. ‘Muhtıra oldu, halk da muhtıracıları destekledi, çekilsin, seçime gidilsin’ demek ise muhtıracıların taleplerini dillendirmektir. Tarih bunu böyle yazacak.

Bu kadar darbe geçirmiş ‘demokrat büyüklerimizin’ bu çıplak gerçeği görecek bir deneyimi ve entelektüel özgüveni biriktirememiş olmaları ümit kırıcıdır.

Demokrasi bu kadar pragmatizmi kaldırmaz. Bir muhtıranın yarattığı kaostan siyasi medet umanlardan biz hiçbir medet ummuyoruz. Bir ülkede askerler muhtıra verdiğinde, kanaat önderleri, siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler hükümetin muhtıraya gelen süreçteki hatalarından dem vuramazlar. Siyasi analistçilik oynamazlar. Muhtıraya karşı çıkarlar. Çünkü bir muhtıra varsa siyaset bitmiştir. Önce yapılması gereken muhtıraya karşı çıkmaktır.

Bugün siyasi tarih yazmak değil, yapmak günü. Bugün bu muhtıraya karşı çıkmayanlar, bundan 20 yıl sonra bu muhtıranın tarihi yazılırken muhtıraya göz yuman erken analistler olarak darbe tarihimizdeki şanlı yerlerini alacaklardır.

Ortada açık bir askerî müdahale varken ve bir gazetenin reklam kampanyalarıyla şişirilmiş taktiksel bir ‘irtica geliyor’ söyleminden başka ciddi açık bir tehlike görünmezken ‘ne darbe ne şeriat’tan başka bir şey söylemeye dilleri varmayanları, bir denklem kurmadan, tepkisini hükümsüzleştirmeden muhtıraya karşı çıkamayanları, bugüne kadar çok eleştirdikleri 12 Eylül’ü destekleyen muhafazakârlarla aynı demokrasi cehennemine gönderiyoruz.”

Emine Hanım Bayram’da GATA’ya...

YAŞ fotoğrafı, MGK’da değişen oturma düzeni, e-muhtıranın kaldırılmasından sonra (her ne kadar askerî vesayet düzenine karşı atılması gereken onlarca hukuki ve siyasi adım daha olsa da) son bir sembolik adım daha kaldı geriye. Emine Hanım’ın GATA’ya gitmesi. Bu bayram GATA’ya gidip orada yatan hastaların bayramlarını kutlamaya ne dersiniz Emine Hanım?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89