• BIST 97.713
  • Altın 144,219
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 17 °C

Ara olaylar-göstergeler: Diyarbekir vesikası

Hamid Omeri

Diyarbekir, kalabileceğim yer bulamadığım günlerde Cemil paşaların şimdilerde restore edilen konaklarının da bulunduğu meşhur Lale Sokak’tan bir çekçek’in üzerinde çocukluğumdan gençliğime geçtiğim göstergelerin şehri. Peron’dan Melik Ahmed’e bir çekçekin üzerinde şeltesi ve yüzü parlayan bir yorgan ve döşek. İşlemeleri göz nuru bir yastık. O günlerde Pêşmergeler de sokaklarında Diyarbekir’in. Pêşmergeler ve şal û şapik.

Bugün; o Pêşmergelerin öncüsü Federal Kurdistan Başkanı olarak şal û şapik ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’dan önce Diyarbekir’e geldi. Önce gelerek bir bakıma karşılanan değil karşılayan oldu. Hayalindeki ülkesinin ruhuna doğru bir iç seyahat. Gönüllerde kendini zinde tutan hayalin izinden bugüne doğru bir yolculuk. Bugün, Serok Barzani, Leyla Zana ve Şivan Perwer seçtikleri elbiseleriyle de Kurdistanlıydılar.

Kürtçe’den başka bir dile gerek yok! Annemden bilirdim bunu. Yetmiş yaşındaki annemin diline olan bağlılığını Serok Barzani’de görmüş olmanın kıvancı. Ancak bu denli sade ve tarihi bir konuşmayı, anlamından ve sesinden uzaklaştıran bir çevirmen. Mesud Barzani, Kurdistan Başkanı’na yaraşır dikkat ve özende bir konuşma yaptı ancak Serok Barzani’nin çevirmeni bütün iyi niyetine rağmen adeta 2013 Newrozu’nda Abdullah Öcalan’ın mektubunu okumaya çalışan Sayın Pervin Buldan gibiydi.

Düet, bir hasretin yerini yeterince bulamayan vuslatı oldu. Seslerin gücü ve etkisinden ziyade iki duygusal kırılmanın çarpıntısıydı. Şivan Perwer, hasretinden İbrahim Tatlıses ise yaşadığı elim saldırının etkisi ile sahnedeydi. Sayın Arınç yine her halukarda ağlayabileceğini kanıtladı ancak hasretin gücünü de yabana atamam zira çok yakın dostlarımın da bu vuslat halinden etkilenerek ağladıklarını biliyorum.

Beni etkileyen Şivan ve İbo olmadı. Ben dört parça arasında bir o yana bir bu yana Hacer misali koşturan Leyla’ya ağladım. Serok Barzani’yi de karşıladı. Şivan Perwer’i de ve Recep Tayyip Erdoğan’ı da. Herkesler konuşurken Sayın Barzani ile koyuldukları sohbeti duymasam bile muhteşem geldi bana. Kurdistan’ın kızı Leyla Zana ve Kurdistan Başkanı Mesud Barzani yan yana.

Sonra bir otel kapısının önünde yine Leyla.  Büyük ozan ile sarılıyorlar hasretle. İkisi de Kurdistan ve birbirlerine kavuşuyorlar. Birinin sesi, birinin duruşu. Leyla Zana, yıllar önce Türkiye Meclisi’nde de aynı Leyla idi. Keça Kurdan bû/Xwişka Leyla bû(Kürt kızıydı/Kardeş Leylaydı). Bugün adeta yine kendisine ağır gelen bir yükü yüklenir gibiydi. Aman kimse darılmasın diye didinen çok güngörmüş bir Kürt kadını gibi davranıyordu. Kimse gücenmesin diye bir oraya bir buraya koşuyordu. Zana, Kurdistan gibiydi. Herkesi karşılayan herkesi ağırlayan Kurdistan.           

Erdoğan, artık tek başına yapamayacağını anlamış bir liderdi. O yüzden de kapıyı açtı ve Kurdistan demek durumunda kaldı. Bugüne kadar Kurdistan demekten ürken kalemler ve Türkiyeli Müslümanlar Kurdistan demekten korkmayacaklar artık. Böyle yetiştirildiler, onların da çok suçu yok. İnançları ile ulus olmak yerine milliyetçi tasavvurlarıyla inançlarını kavileştirdiklerinden dolayı kendilerinden başka hiç kimseyi görmediler; görmek istemediler. Diyarbekir Vesikası işte tam da budur; bir devletin siyasi aklının sonudur. Yıllardır egemen olan aklın ve zorla dayatılan siyasetin çözüm olmakta yetersiz kaldığının itirafıdır. Gelin birlikte çözelim çünkü zaman bize artık bunu dayatıyor ve bizim artık dayanacak gücümüz yok demenin ifşa olmuş halidir. Elbette siyasi bir manevradır da ancak Diyarbekir, Kurdistan’dır ve Kürtlerin kendilerine güvenmemek için artık hiçbir sebepleri yok.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89