• BIST 83.154
  • Altın 146,708
  • Dolar 3,7984
  • Euro 4,0449
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -4 °C

Apo’nun avukatları

Ahmet Altan

Ankara Temsilcimiz Lale Kemal’in bugün manşetten verdiğimiz “haber analizi” devletin PKK konusundaki son kararını anlatıyor.

Çeşitli çevrelerle görüşerek hazırladığı yazısında Kemal, devletin bundan sonra Apo’yla ve PKK ile müzakere etmeyeceğini söylüyor.

Anlayabildiğim kadarıyla, Barzani ve Talabani aracılığıyla Kuzey Irak’ta yapılan görüşmelerde de PKK’ya iletilen mesaj aynı, “ya bütün militanlarını sınır dışına çıkar ya da sonuna kadar savaşacağız”.

Apo’nun “Savaşı durdurun, Kürt tarihinin en büyük anlaşmasını yapıyoruz” demesinin hemen ardından Silvan baskınıyla hızlanan savaşta yaşananlar, devlette “PKK’yı silahla ve dış politika ittifaklarıyla ezeceği” inancını uyandırmış anlaşılan.

O yüzden de, gerillalar sınır dışına çıkana kadar Apo’yla da PKK’yla da görüşmeyecekler.

Daha sonra görüşecekler mi ya da başka bir anlaşma yapıp şartlarını değiştirecekler mi şu anda bilmiyoruz ama bugün Ankara’nın pozisyonu böyle tarif ediliyor Kemal’in haberine göre.

Haziranda PKK yöneticileri nasıl “gerillaların ve halkın hazır olduğuna, devrimci halk savaşını başlatacaklarına ve TC Devleti’ni yeneceklerine” inandılarsa, bugün de devlet “PKK’yı silahla ezeceğine” aynı şekilde inanıyor.

Bu iki inanç da “ölüm” demek.

Ama elinde silah tutanlara laf anlatılamıyor.

Biri “ben seni ezerim” deyince, öbürü de “ben seni daha fena ezerim” diyor.

Şu anda görülen “silahlıların” kozlarını “silahla” paylaşacağı.

Devlet, “ben artık çok kararlıyım, seni buralardan çıkartacağım” mesajını PKK’ya silahla vermek için savaşı ve şiddeti sürdürüyor.

Ama bununla yetinmiyor.

Kalkıyor bir de bu “mesajı” kuvvetlendirmek, Apo’yla görüşülmeyeceğinin altını kalın kalın çizmek, “ben sonuna kadar savaşı göze aldım” lafını iyice vurgulamak için Apo’nun bütün avukatlarını da toplayıp mahkemeye gönderiyor.

Avukatlar hakkında çeşitli suçlamalar var.

En başta “KCK üyeleri” olduklarıyla ilgili iddia geliyor.

Bu konuda bir şey söyleyemeyiz, üyeler mi değiller mi bilmiyoruz.

Ama bunun arakasından sıralanan suçlamalar var ki onlar baştan aşağıya deli saçması.

Bu avukatlar, “Apo’nun savaş ve şiddet emirlerini” Kandil’e aktarıyorlarmış.

Apo’nun avukatlarıyla yaptığı bütün konuşmalar cümle cümle, kelime kelime devlet tarafından kaydediliyor.

Devletin hapishanesinde oturan biri, devletin gözetiminde yaptığı görüşmelerde “savaş ve şiddet” emirlerini nasıl verir?

Devlet bunun nasıl farkına varmaz?

Yıllarca bu avukatlar İmralı’ya gidip geldiler de “savaş emirlerini” Kandil’e taşıdıkları, devlet PKK’yı ezmeye karar verince mi anlaşıldı?

Bu “gerçeği” daha önceden biliyorduysanız neden engel olmadınız?

Daha önce bilmiyorduysanız bunu nasıl “bugün” öğrendiniz?

Apo on iki yıldır İmralı’da, onu dün hapsetmediniz.

Peki, avukatları neden bugün toparlayıp götürüyorsunuz?

Bu, hukuk değil.

Bu, “siyasi konjonktüre” göre değişen siyasi pozisyonların “hukuku” kendi amacına alet etmesi.

Ben avukatların böyle bir “suçu” işlediklerine bir tek şartla inanırım.

İmralı’nın bütün yöneticilerini de, devletin bu işlerle ilgilenen, Apo’nun avukatlarıyla yaptığı konuşmaları okuyan, bunları denetleyen görevlilerini de “suç ortaklığından” tutuklarlarsanız, ancak o zaman bu iddia ciddiyet kazanır.

Yoksa “on iki yıldır Apo savaş emirleri veriyordu, biz Apo’yla ve PKK’yla müzakere ederken bunu hiç fark edemedik ama müzakereleri kesince birden gerçekleri gördük” lafına çocuk bile inanmaz.

Apo’nun avukatlarından bazıları bana da birkaç sefer gelmişlerdi, ben onlardan pek “savaş” sözü duymadım, benim gördüğüm “barış” istedikleriydi, bizden ve diğer gazetelerden talepleri de hep “barış” yönündeydi.

De ki bizi kandırıyorlardı, öyleyse siz neden gazeteleri “barış” diye dolaşıp Kandil’e “savaş” sinyali gönderen avukatların ne yaptıklarını o zaman anlamadınız?

MİT, Kandil’le Apo arasında mektup taşırken, “anlaşma” ümidi varken bu avukatlar suçsuzdu da, müzakereler kesilip savaş şiddetlenince mi suçlu oldular?

KCK, Güneydoğu’da “tek adam, tek parti” rejimi kurmak için “şiddeti” öngören “illegal” bir örgüt, illegal örgüte giren nasıl bir işe girdiğini, bir bedel ödemesi gerektiğini daha başından bilir, birinin illegal örgütle bağını kanıtlarsan da onu yakalar yargılarsın, buna kimsenin diyecek bir lafı olmaz.

Ama bunu bahane edip, saçma sapan suçlamalarla insanları “rehin” alıp onların üstünden mesaj gönderemezsin.

Böyle yaparsan sen de bir başka “illegal” örgüte dönüşürsün.

Devleti devlet yapan “hukuku” ciddiye almasıdır, hukuku ciddiye almak da ancak “mantıklı” kanıtlarla insanların yakalanmasıdır, o kanıtlar olmadan insanları içeri atmak hukuku öldürür.

Cinayettir.

  • Yorumlar 5
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89