• BIST 90.182
  • Altın 147,016
  • Dolar 3,6547
  • Euro 3,9459
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 11 °C

Antik kemikler ile Fransa boykotu

Yıldırım Türker

Yeni toplu mezarlar karşısındaki inkârcılık, Fransa meclisinden geçen yasa tasarısının da tam ortasındaki gerekçedir. 

Bundan 11 yıl önce Fransa, Ermeni soykırımını tanıyan yasayı kabul ettiğinde de benzer bir temaşa, yine kulakları sağır eden bir fanfarla karşılaşmıştık. Dönem sözde farklıydı. O gün dönemin sözde inkârcıları ve milli inkâr yordamımız üstüne yazmış olduklarımdan bir bölümü aktarmak isterim. Nasıl da nümayişçi aktörler hiç değişmemiş, aynı kıytırık savunma dili yerli yerinde, görelim diye:

34896

“Ermeni soykırımı sorunu da Kürt sorunu gibi, bugünden yarına dile getirilmeyecek bütün karanlık tabu konular gibi başımıza patladı. Türkiye Cumhuriyeti Batı’nın gözünde ömrünü Osmanlı’nın bir günahını örtbas etmeye adamış izlenimi uyandırıyor.

Arşivlerini bilim adamlarının, tarihçilerin incelemesine açmayı reddediyor. Efelenmeyi diplomasi, inadı haklılığının kanıtı sayıyor. Oysa yetişkinler dünyasında ilişkiler böyle kurulamıyor. O dünyada kimse muhabbet kartıyla birbirinin kapısını açamıyor.

Çiller ve Fatih Altaylı gibi bol makyajlı vatan evlatlarımız, Türkiyeli Ermenileri tehdit edip tavır almaya zorluyor. Ayrımcılığın dik âlâsını sergileyip Batı’nın kuşkularını haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Yarın öbür gün Türkiyeli kadınları, Türkiyeli çocukları, Türkiyeli Alevileri, Türkiyeli üniversitelileri, Türkiyeli marangozları, Türkiyeli yeşil gözlüleri, Türkiyeli Amasyalıları da kendi vatanperverlikleri adına tehdit-şantajla savaşa itebilirler. Yapmadıkları şey değil. Tehditle, şantajla, işkence altında alınmamış ifadeler geçerli değil. Özgür tanıklık yasak. Yen içinde kalan kol hanidir çürüdü, kokuyor. Kokusu dünyayı tutuyor. 

İtalya’yı ‘oyduk’ ya, sıra Fransa’da

Fransa’nın ‘Ermeni soykırımı’nı tanıyan yasayı kabulünün akabinde Dışişlerimizden bir yetkili, hazırlanan sert yaptırımlar içeren dosyayı şöyle özetlemiş: ‘Fransa oyulacak.’ Bu coşkulu ve düzeyli açıklama, ilk elde kahraman taksicilerimizi harekete geçirdi. İstanbul taksicileri, Fransız müşteri taşımama kararı aldı. Uygulanması hayli güç görünen bu karar, Fransa’nın haddini bildirmeye yönelik yaptırımların adeta bir özeti. Fransızcayı ayırt edecek, Fransız aksanıyla Türkçe ya da İngilizce konuşacak müşteriyi gözünden anlayıp taksisinden atacak şoför kardeşlerimiz öncülüğünde girmiş olduğumuz bu şanlı direniş diğer alanlara da yayılmış durumda. İtalya’ya uygulamış olduğumuz olağanüstü caydırıcılıkta yaptırımlardan sonra bu konuda epey deneyim sahibi sayılırız. İthal sebzelerin üstünde tepinen aç insanların görüntüsü belleklerinden silinmemiştir nasılsa. E-mail zincirleri, kullanmamamız gereken ürünleri saya saya bitiremiyor. TRT, Fransız filmlerini yayımlamayı durdurdu bile. Öfkeden gözü dönmüş öğretim görevlisi bir grup, nümayişleriyle şenlendirdi atmosferimizi. Bu bilim insanları Fransızca eğitimin durdurulmasını da talep ettiler. Türkiye basımlı atlaslardan Fransa’nın çıkarılması da yakındır. Uzatılmış ilköğrenim kurbanı çocuklarımız, tarih derslerinden büyük Türk’ün kimi uygarlıkları nasıl ‘haritadan sildiği’ne alışık zaten. La Fontaine’in masalları yerine Kutadgu Bilig’le büyüyen çocukların okul kitaplarından Hugo, Montaigne, Molière, Voltaire, Rousseau’nun adları da silinirse pek yerinde olur. Nasılsa unutuyorlar gidiyor. Biz bu Fransa’yı oyar mıyız? Oyarız. 

Dünyalı olma yolunda

Amerikalıların Kızılderililere, Fransızların da Cezayirlilere etmiş olduğu zulmü yüzlerine çarpalım mantığında da aynı sevimsiz çocuk savunması var.

Kaldı ki Ermeni trajedisini toptan inkâr ederken ona buna kendi geçmişini hatırlatmak bu trajediyi üstlenmek, suçunu ikrar etmek olmuyor mu? Diplomasi fukarası, siyaset özürlü olunca, koskoca bir geçmişin, bir kültürün mümessili olan devlet de kendi portresini huysuz bir tüketici olarak çizmekten sakınmıyor. Ürettiklerin için ambargo uygulayamazsan tükettiklerinle baskı oluşturursun. Devletimiz, ben de senin malını almam, diyor. Senin asıl dininin ticaret olduğunu biliyorum; beni baskıcılıkla suçlarken bir yandan da silahlarını sattığını fark etmedim mi, diyor. İyi yapıyor. 7 milyar dolarlık tanklar, 204 milyon dolarlık casus uydusunda mı oturtacaktık zaten depremzedeleri. İngiltere, Amerika ve Almanya’ya da yakında küser, tanksız topsuz kalırsak belki dünyalı olma yolunda gerçek adımlar atmaya başlayabiliriz.” 

Fransa’yı haklı çıkarmak

İşte yüz yıl geçse Fransa’ya karşı, tam da bir deprem sonrası öğretim görevlileri dahil çeşitli kesimlerden toplanıp aynı nümayişi yapacağız korkarım.

Ama öte yandan devletin kendi halkını bombalayıp 34 cana kıymışlığı örtbas edilirken patlak veren yeni toplu mezarlara ne diyeceğiz?

Onu da mahcubiyet duygusunun zerresine sahip olmadığını çoktan bildiğimiz gaspçı milletvekili Oya Eronat söylüyor.

Belki heyelan olmuştur, diyor. Heyelanın altında kalmış cesetlermiş JİTEM’in ve kimi karakolların bahçelerinden çıkarılan kemikler.

Eski Tarihi Tahrif Kurumu (TTK) Başkanı, yeni MHP milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun da âdetidir. Yine çıkıp o kafataslarının kendisine pek eski görünmüş olduğunu belirterek, belki başka bir uygarlıktan kalmıştır demeye getiriyor.

Zaten karakollar ve kışlalar, koruma amacıyla hep antik kalıntıların ve mezarların üstüne kuruluyor ya.

Bu kadar kirli, bu kadar izandan, ferasetten yoksun inkârcılık, Fransa parlamentosundan geçen ve soykırımın inkârını yasaklayan yasa tasarısının da tam göbeğindeki gerekçedir.

Bu yasanın çıkarılması karşısındaki itirazlarımı kendime saklayarak, bu katliamcı devletin gururlu Başbakanı, çevresindekiler ve bütün ulusalcı kanadın inkâr çırpınışlarının bende Fransa’yı haklı çıkarmak içinmiş izlenimi uyandırdığını belirtmek isterim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89