• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 18 °C

'Anlamlı bir müzakere'

Gülay Göktürk

KCK'nın çekilmeyi durdurma kararından sonra gözler BDP heyetinin Öcalan'la yapacağı görüşmeye çevrilmişti. İmralı görüşmesinin ardından Selahattin Demirtaş, Öcalan'ın mesajlarını kamuoyuyla paylaştı.

Diplomatik dili bir yana bırakarak açıkça söyleyecek olursak, Öcalan dışarı yolladığı mesajlarda, kendisine Kandil'le, STK'larla, medyayla ve başka heyetlerle (muhtemelen buna yabancı heyetler de dahil) görüşme imkanı tanınmasını ve bunun da yasal düzenleme ile yapılmasını talep ediyor. Bu talepleri karşılandığı ölçüde çekilmenin devamından yana iradesini kullanacağını ve sürecin ilerleyeceğini söylüyor.

Bildiğimiz gibi, bunlar yeni talepler değil. Öcalan bu istekleri daha önce de öne sürdü. Doğrusu ben bu taleplerin pek gerçekçi olmadığını düşünüyorum. Zaten hükümet de şimdiye kadar yaptığı açıklamalarda, bu isteklerin karşılanmasının mümkün olmadığını açıkladı.

Paket elbette tek taraflı olacak

Gelelim, İmralı'nın demokratikleşme paketi ile ilgili şikayetine...

Demirtaş'a göre, Öcalan paketin içeriğinden haberdar değil ve bu durumu "müzakerenin ruhuna aykırı" buluyor. "Kendisinin eleştirdiği konu budur. Paketin içeriğiyle çok alakadar değil. Tek taraflı bir ilan olur bu" diyor Demirtaş...

Öcalan'ın verdiği mesajlara bir bütün olarak baktığımızda onun zaten hiçbir konuda "içerikle pek alakalı" olmadığını, süreçteki kendi statüsünden başka pek bir şeyle ilgilenmediğini görebiliyoruz ya neyse... Bunu şimdilik bir yana bırakıp şu "müzakerenin ruhu" denen şeye neyin uygun olup olmadığına bir de kendi açımızdan bakalım.

Aslında müzakerenin ruhuna asıl aykırı olan şey, Kürtler'in demokratik haklarında iyileştirme yapan bir paketin Öcalan'la tartışılması ya da pazarlık edilmesi olurdu.

Sürecin ilk gününden beri söylediğimiz gibi, bu müzakerenin kabul edilebilir olması için birinci şart, görüşen tarafların daha baştan Kürt sorunu ile terör sorununu birbirinden ayırması; demokratik reformların ya da "statü"nün belirleneceği yerin devletle yapılan gizli görüşmeler değil meşru zeminlerde cereyan eden açık tartışmalar olduğunu kabul etmesidir.

PKK'yla görüşen hiçbir devlet görevlisi, anadilde eğitim gibi, Kürtçe isimlerin geri verilmesi gibi, kamu hizmetlerinde çift dillilik gibi ya da yerel yönetim reformu gibi bir konuda terör örgütü ile tartışmaya girmek, pazarlık etmek ya da söz vermek yetkisine sahip olamaz. PKK bütün Kürtler'i mi temsil ediyor ki, devlet Kürt halkı adına PKK'yı muhatap alsın?

Bu görüşmelerin yoğunlaşması gereken alan, doğrudan doğruya şiddetin son bulması için yapılabileceklerdir. PKK'nın silahlı bir örgüt olarak tasfiye edilirken meşru siyaset yapma imkanlarına kavuşturulması için neler yapılabileceği, dağdakilerin nasıl indirilebileceği, topluma nasıl kazandırılabileceği, önder kadronun ne olacağı, gündeme gelebilecek bir affın kapsamı ve niteliği gibi konulardır.

Bu çerçevenin aşılması, hükümeti kamuoyu önünde savunamayacağı bir pozisyona sokar ki bu da en fazla barış ihtimaline zarar verir.

Aslında Öcalan'ın bu konudaki sitemleri, AK Parti'nin görüşmelerin çerçevesi noktasında ilkeli davrandığını teyit ediyor ve "terör örgütüyle pazarlık ederek paket hazırlıyor" suçlamalarının da yersiz olduğunu gösteriyor.

CHP'nin görüşleri bilinmiyor mu?

Paketin tek taraflı hazırlanmasından şikayetçi olan sadece PKK değil. CHP'nin de sürekli olarak bu paketin kendilerinin bilgisi dışında, kamuoyuna kapalı bir şekilde kapalı kapılar ardında hazırlanmasını eleştirdiğini biliyoruz.

Ama onlar da haklı değil.

Zira bu bir hükümet paketi... Hükümet sorumluluğu da riski de kendisine ait olan, yarın öbür gün seçim meydanlarında hesabını kendisinin vereceği bir paketi neden muhalefete danışarak ya da muhalefetle uzlaşarak hazırlasın?

Kaldı ki, CHP'nin söz konusu bütün meselelerde ne düşündüğü ne önerdiği zaten biliniyor. Sadece CHP'nin değil, bütün diğer partilerin, STK'ların, kanaat önderlerinin de öyle. Pakette yer alması muhtemel bütün meseleler Türkiye'de en azından 2-3 yıldır çok yoğun şekilde tartışılıyor ve herkes diyeceğini demiş durumda. AK Parti'nin yaptığı bütün bu görüşleri dikkate alarak, kendi tabanının da nabzını tutarak geçirebileceği bir paket hazırlamak...

Muhalefetle uzlaşma arayarak reform yapmaya kalksa başına ne geleceğini Anayasa Komisyonu çalışmalarından bilmiyor mu?

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89