• BIST 97.533
  • Altın 146,268
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 22 °C

Ankara kriterleri ile Avrupa’ya katılmak

Ergun Babahan

İster şantaj deyin, ister sıkı pazarlık. Mülteci derdine düşen Avrupa, AKP'nin her türlü anti-demokratik uygulamasını, Kopenhag Kriterleri'ni ayaklar altına almasını görmezden geliyor. İtalya Başbakanı Renzi dışında medyaya, akademisyenlere, Kürtler yönelik baskıları gören yok.

Bu açıdan bakınca “Kopenhag Kriterleri'ni bırakır, Ankara Kriterleri ile yolumuza devam ederiz” diyen Erdoğan haklı çıktı. Siyasi iktidara bağlı yargı, susturulmuş bir medya, baskı altına alınmış üniversite, Kürt bölgelerinde kıyım anlamına geliyor Ankara Kriterleri ve Avrupa bu kriterleri Kopenhag Kriterleri'nden daha önemli ve değerli görüyor belli ki.

Vize pazarlığında ciddi yol alındığı anlaşılıyor. Ne kadar sınırlı olursa olsun, Haziran ayında kaldırılacak vize uygulaması, başkanlık referandumunda Erdoğan'ın hanesine artı yazacaktır. Erdoğan'ın içerideki her türlü hukuksuz uygulaması “Avrupa'yı dize getiren adam” imajının arkasında kaybolacaktır.

Dünya medyası siyasi liderlerinden ayrı bakıyor bu gelişmelere. Avrupa ve Amerika kamuoyunu ve karar vericilerini Saray karşıtı bir duruşa zorluyor. New York Times'ın dünkü başyazısı bu açıdan çarpıcıydı:

“Bir zamanlar Müslüman demokrasisi modeli yolunda ilerliyordu ama bugün Bay Erdoğan'ın demokratik ilkelere bir an olsun inanmış olduğunu düşünmek ihtimal dışı görünüyor. Ülkeyi demokrasi yolundan uzaklaştırma yolunda attığı her adım, Türkiye'nin ortak değerler üzerine kurulu NATO'nun güvenilir bir üyesi olarak kalacağına inanç konusunda soru işaretleri oluşturuyor. Bu bir müttefikin yaklaşımı değil. Bay Erdoğan'ın otoriterliğe kayması Türkiye, NATO veya Avrupa Birliği'ni güçlendirmeyecek.”

Avrupa ve Amerika'nın önde gelen tüm gazetelerinde Erdoğan'ın hukuk dışı uygulamaları ve Batı başkentlerinin buna sessiz kalmasına yönelik eleştiriler vardı. Mülteciler konusundaki işbirliğinin Kürt politikasına da yansıması kaçınılmaz görünüyor. IŞİD'e karşı savaşta başı çekerek sahada kazanımlar elde eden Kürtlerin masada devre dışı bırakılmaya çalışılması bölgeyi daha güvensiz hale getirecek, bu kez Türkiye kaynaklı bir mülteci dalgasına yol açabilecek.

Hukuktan ve demokrasi ilkesinden uzaklaşılması, şiddetin öne çıkmasına neden oluyor. Nevruz'dan sonra yaz sonuna kadar tırmanarak devam edecek bir şiddet dalgası adım adım geliyor. Büyük kentlere de sıçraması muhtemel bu gerilim, can ve mal kaybından başka bir sonuç vermeyecek.

Almanya, Avusturya ve Çekoslavakya'yı yalanlar üzerine kurulu bir politikayla işgal ederken, başta İngiltere ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkeleri, gelişmeleri köşelerinden izlemişti. Bu politika dünyayı büyük bir felakete sürüklemişti.

Bugün tek dert olarak mülteci sorununu gören, Türkiye'yi büyük bir mülteci kampı olarak değerlendirip sınırları içinde yaşananlara gözünü kapatan Avrupa yine hem bölgemizi, hem Avrupa'yı daha büyük bir felakete hazırlayacak bir gelişmeye çanak tutuyor.

Zaman'ın bir gecede muhalif kimliğinden arındırılıp AKP gazetesi yapılmasına sessiz kalan Avrupa Birliği, Türkiye'de şiddete dayalı bir siyaseti teşvik etmiş oluyor. Yakın tarihinden ders alamayan liderlerin devlet adamlığı kapasitesi bu kadar oluyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89