• BIST 90.383
  • Altın 145,141
  • Dolar 3,6152
  • Euro 3,9060
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 13 °C

Ankara IŞİD’le mücadeleyi sabote eden taraf olmamalı

Lale Kemal

IŞİD terör örgütü, bundan yaklaşık 8 ay önce NATO üyesi Türkiye'nin sınırdaş olduğu Irak ve Suriye'de büyük ölçekte toprak işgal etti.

ABD'nin öncülüğünde kurulan Batı/Arap koalisyon güçleri, Türkiye'nin dibine yerleşen ve Halifelik ilan eden bu terör örgütünü bitirmek adına hava operasyonlarını sürdürüyorlar. Karadan, başta Irak ve Suriye'deki Kürt grupların koalisyona vermekte oldukları destek zayıf kalıyor.

Hatırlanacağı üzere, geçen ekim ayında hükümet, “Kürt alerjisi,” nedeniyle IŞİD'e karşı takviye güçlerin, Suriye'deki Kürt kenti Kobani'ye Türk toprakları üzerinden geçmesine ayak diretmiş, sonrasında kabul etmişti.

Nasıl olur da Türkiye, sınırlarında yuvalandığı için topraklarına birincil tehdit oluşturan IŞİD'e karşı savaşı yürüten koalisyon içinde yer alıp almayacağına halen karar vermemiş olur?

Hükümetin, belki de Suriye Devlet Başkanı Beşir Esad'ı yerinden edecek tek güç olarak gördüğü IŞİD'in yenilgisini istemediği, IŞİD'e AKP tabanında sempati olduğu -ki Emrullah İşler'in attığı IŞİD destekli tweet hatırlardadır- ya da 46 Türk rehinenin serbest bırakılması karşılığında IŞİD'e verilmiş olan birtakım sözler Ankara'yı kararsız bırakıyor olabilir.

Hükümetin zaten, IŞİD koalisyonuna aktif katılım karşılığında Esad'ın devrilmesi güvencesinin verilmesi yolundaki ön şartını biliyoruz. Aktif katılım, Türkiye'nin İncirlik dahil üslerinin de IŞİD'i bombardıman amaçlı kullanılması.

Aylardır ABD'nin ve diğer bazı koalisyon ortaklarının kabul edilemez bulmalarına rağmen Ankara'nın Esad koşulu ve güvenli bölgeler kurulması konularında diretiyor olması, ‘aslında bu koalisyona katılmamak için bir bahane mi?' sorusunu akla getirmiyor değil.

Hükümetin, IŞİD'le mücadele koalisyonunda aylardır yer almamakta diretmesine rağmen bu örgütün bitirilmesi için ılımlı muhalif savaşçıların eğitimi ve silahlandırılmasını öngören ‘eğit ve donat' programına Suudi Arabistan ve Ürdün ile birlikte katılmayı kabul ettiğini biliyoruz. Ne var ki aylar geçti, Ankara bu programın başlatılması için gerekli siyasi ve teknik konularda ayak sürüyor.

Anlaşma Mutabakatı adı verilen ve ABD ile aylar süren müzakerelere rağmen çözülemeyen konuların başında yine Ankara'nın Esad takıntısı geliyor.

Ankara, anlaşma mutabakatının siyasi deklarasyon bölümüne, IŞİD'le mücadele için eğitilecek gücün aynı zamanda “Esad'ın devrilmesi için de savaşacağı,” mealinde açık bir ifade konulmasını istiyor.

Washintgon ise, koalisyonun ana hedefinin IŞİD'i bitirmek olduğunu belirterek açık biçimde “Esad”ın devrilmesi,” ifadesine karşı çıkıyor.

Şimdi Washington, Suriye hükümetinin değişmesi gerektiği yolunda alınan BM güvenlik konseyi kararları ile Suriye'de ilk aşamada Esad yönetiminin yerine geçici bir hükümet kurulmasını öngören Cenevre bildirilerine atıf yaptığı orta yol metnine Ankara'dan gelecek yanıtı bekliyor.

Ankara-Washington görüşmelerinde mutabık kalınan tek konu, savaşçıların jandarma eğitim merkezinin bulunduğu Hirfanlı Barajı'na yakın Kırşehir'de eğitim almaları.

Türk hükümeti, eğitimin verileceği muhaliflerin seçimini, MİT'in mi yoksa TSK'nın mı yapacağı konusunda da karar verebilmiş değil. Bu kararsızlığında iki kurum arasındaki çekişmenin etkili olduğu öne sürülüyor.

Türkiye, Ürdün ve Suudi Arabistan'da eğitilmeleri öngörülen ve “Yeni Suriye Gücü” adı verilecek savaşçıların topraklarını savunabilecekleri nitelikte NATO standardına uygun 7,62'lik otomatik tüfekler ile RPG adlı yüksek kalibreli makineli tüfeklerle donatılmaları üzerinde mutabakat sağlanmış gibi.

Ankara'nın kimlerin eğitileceği konusunda “kırmızı çizgi çektiği” grup ise Suriye'deki PKK'nın kolu PYD -ki aylardır, Kobani kentinde Iraklı Kürt Peşmergeler ile birlikte IŞİD'e karşı savaşıyor. Ama eğitilen savaşçıların oluşturacağı Yeni Suriye Gücü'nde devre dışı kalacak.

Gelelim, eğitildikten sonra profesyonel savaşçı çıkacak bu kişilere, hangi üslerde silahların verileceğine. Ankara, bu amaçla hangi üslerini tahsis edeceğini daha belirlememiş.

Muhaliflerin, eğitim görecekleri bölge ile IŞİD'e karşı savaşacakları Suriye arasındaki mesafede silah taşımalarının sakıncaları nedeniyle bu ülkeye en yakın üslerde silahlandırılmaları gerekiyor.

Şayet yukarıda özetlemeye çalıştığım konularda uzlaşma sağlanırsa bir mutabakat anlaşması bu ay sonunda imzalanabilecek ve muhaliflerin eğitimi, mart ya da büyük olasılıkla nisan ayında başlayacak.

Amacı, IŞİD'in biran önce bölgeden temizlenmesine destek olacak taze kuvvet sağlanması olan ‘eğit-donat' programı zaten çok gecikmiş durumda.

Hükümet, Türkiye'nin belki de bir gün tek başına IŞİD ile mücadele etmek zorunda kalmaması için daha da gecikmeden bu örgüte karşı oluşturulan koalisyona katılmalı. Dibindeki IŞİD'in yenilgiye uğratılması yönündeki çabaları sabote eden taraf olmayı istemez sanırım.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89