• BIST 106.843
  • Altın 142,580
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 26 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 32 °C
  • Berlin 25 °C

Anayasa Mahkemesi kendisine çalışıyor

Nihal Bengisu Karaca

Davacılar, Anayasa’nın bazı maddelerindeki değişikliği içeren paketin “şekil yönünden” tümden iptalini istemişler, bazı maddelerin ise esastan iptalini talep etmişlerdi. Sonuç hem davacı CHP hem de davalı durumunda bulunanlar açısından şaşırtıcı oldu. İki taraf da tam tatmin olmadı, iki taraf da buruk.

AK Parti değişiklik paketiyle “demokrasiye değil, kendisine çalışıyor” seslerinin yükselmesine neden olmuştu, şimdi aynı şeyi Anayasa Mahkemesi için söylemek mümkün: “Hukuka değil, kendisine çalışıyor.” Son sözü söyleyecek olanın her zaman kendisi olduğu algısını şimdi kendisine itiraz edemeyecek olan siyasi süreç tarikiyle temize çekiyor: Anayasa mı demiş, “esasa girersen yaptığın olmaz” diye. Bal gibi girerim, bak girdim. Hem de öyle bir girdim ki, sonuç senin taleplerini de kısmen karşıladığı için, çok da fazla ses çıkaramayacaksın...

Anayasa Mahkemesi esasa gireceğine kesin gözüyle bakılan kritik maddelerin esasına girmiş ve hatırı sayılır törpülemeler yapmış durumda. Mahkeme, Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nın üye sayısının genişletilmesi, meslekten çıkarmaların denetime açılması gibi değişikleri belli ki “Anayasa’nın değiştirilemez maddelerine” aykırı görmemiş. YAŞ kararlarına “yargı yolunu” açık tutan değişikliği de mazur görmüş, ama anladığımız o ki, HSYK’- nın ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısındaki düzenlemeleri “Yargıyı ele geçiriyorlar!” feryadının içerdiği korunma talebine uygun bir şekle dönüştürmüş. Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Sayıştay, YÖK ve Baro başkanlarının Anayasa Mahkemesi’ne her üyenin bir aday için oy kullanabileceğine ilişkin ibare iptal edilmiş. Cumhurbaşkanı’nın HSYK üyeleri ile üst kademe üyelerine ilişin “ihtisas ve bilim dalları ile üst kademe yöneticileri” hukuk dalları ve avukatlar arasından yapılacak seçimle devam edecek. Yargıtay, Danıştay hâkim ve savcılarının ancak bir aday için oy kullanabilecekleri ibaresi de iptal edilmiş.

Yani demiş ki, bu iki kurumun üye sayısını artırıyorum, doğrudur sayı az olunca bazı arızalar çıkıyor, üyelerin kontrol altına alınmaları vs. Ama kusura bakma HSYK’mı ve Anayasa mahkememi yargı oligarkının kapsama alanından çıkaramam, çoğulculukmuş demokrasiymiş diye diye, burada özene bezene dokuduğum ideolojik örüntüyü bozamam’

CANHIRAŞ DEMOKRASİ

Anayasa Mahkemesi kararı, değişiklik talebinin tarafının siyasal samimiyetini test eden bir boyut kazanıyor. Paketi referanduma götürülemeyecek şekilde iptal etmesi ihtimalinde “esasa girerse, bu olmaz” diye itiraz edecek olanların, “esasa girilmiş ama sonuç yine de iyi” noktasına savurarak, bir anlamda dize getiriyor. Şeklen incelemekle yetinmesi gereken Anayasa değişikliğini, esasa da girerek inceleyebileceğini, gücünün buna yettiğini ilan ve teşhir ediyor. Çünkü biliyor: Karşısında milletin iradesi milleti yönetenlere daha çok nüfuz etsin söylemini kullanan bir iktidar var ama bu iktidar aynı zamanda son sözü resmi ideoloji eliyle oluşturulmuş oligarkların söylediği bir ülkede iktidar olmanın sıkıştırılmışlığını yaşayan ve tam da bu nedenle can havliyle “kurtarabildiğini kâr sayma” eğilimine mahkûm bir iktidar.

Statükonun dayatmaları altında demokratik değişim talep etmenin kaderi, “kurtarabildiğini kâr sayma” eğilimine yapışık gidiyor. Bu böyle devam ettiği sürece, kimsenin “sonuna kadar ilke, sonuna kadar prensip” diyemeyeceğini Anayasa Mahkemesi gayet iyi biliyor.

Ancak yeni bir Anayasa ile değişebilecek bir vesayet denklemi söz konusu. Anayasa’nın ideolojik tutuma uygun normların değil, belirli bir siyasi düşünceye göre düzenlenmemiş objektif mutabakat metni olması gerekiyor. Bu olana dek, kurtarabildiğini kâr sayma eğilimiyle yapılan uzlaşmalar, demokratikleşme taleplerinin tutarlılığını gölgeleyen bir etken olacak. O zamana dek, Anayasa Mahkemesi- ’nin esasa girmesi, bazen büyük bir problem, bazen “şeklen” büyük, özde küçük bir problem olacak. Çaresi yok. Çünkü bu ülke, hâlâ, statükonun demokratikleşmeyi savunanları ölüm ile sıtma arasında tercihler yapmak zorunda bıraktığı bir ülke ve ölümle burun buruna gelenlerin sıtmayı seçmeleri kaçınılmaz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89