• BIST 96.400
  • Altın 144,467
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 19 °C
  • Berlin 20 °C

Ana dil ve ana dili

Zana Farqînî

Ana dil ve ana dili farklı iki kavram olmalarına karşın, birbiriyle çoğu zaman karıştırılıyor. Yazdığımız yazılarda, verdiğimiz beyanlarda buna özellikle dikkat etmemize rağmen, Türkçe’nin azizliği midir nedir ana dili kavramı, anadil şeklinde yazılıp çiziliyor.

Oysa Türk Dil Kurumu’nun yazım kurallarına göre, bu iki kavramın ana dil ve ana dili olarak ayrı yazılmaları gerekirken onları bitişik yazanlar da var. Görülüyor ki bu kavramlarla ilgili bir de imla sorunu var.

Ama asıl mesele dil bilim kavramları olan ana dil ile ana dilin karıştırılmasıdır. Anadil dar anlamıyla, kendisinden başka diller veya lehçelerin türemiş olan dildir. Birden çok dile kaynaklı eden, akraba dillerin türediği dil demektir.

Örneğin, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca gibi dillerin ana dili Latince’dir.

Bazı dil kolları da var ki onlara kaynaklık eden ana dil konusunda üzerinde uzlaşılmış kesin bir fikir yok. Mesela İranî diller. Kürtçe de bu gruba dahil, ama İranî dillerin hangi anadilden türedikleri konusunda dil bilimciler arasındaki bir fikir birliğinden söz etmek mümkün değil. O yüzden bu grupta yer alan diller için İranî diller tabiri kullanılıyor.

Anadili ise dil bilimciler tarafından daha çok bir kişinin içinde doğup büyüdüğü aile ya da toplum çevresinde ilk öğrendiği dil şeklinde tanımlanmaktadır. Kimileri de çocuğun ailesinden ve içinde yaşadığı topluluktan edindiği dil olarak tarif ediyor onu.

Buna karşın, anadili kavramındaki “ana” sözcüğünden dolayı bazı dil bilimciler bu dilin anneden öğrenilen dille ilgili olduğunu savunurken, bazıları ise anadiliyle kastedilen kavramın “anne” ile olan ilişkisiyle birlikte daha çok çevreden öğrenilen ve aynı ulus içerisinde ortak dil olarak kullanılan dilin anlaşılması gerektiğini ifade ediyorlar.

Bu her iki kavram da aslında Batı kaynaklı. Yine de, bence önemli olan ana dili kavramındaki “ana” sözcüğüdür. Çünkü son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar çocuğun daha ana rahmindeyken dili öğrendiğini gösteriyor. Bu da bize gösteriyor ki anne ile çocuk arasında çok güçlü bir dil bağı, dil ilişkisi var.

Kürtçe’de bu iki kavram birbiriyle karıştırılmıyor. Anadil için Kürtçe’nin Kurmancî lehçesinde “makeziman” kavramı daha çok tercih ediliyor. Zira ona “dayikziman” diyen de yok değil. Belirtelim ki her ikisi de bileşik sözcüklerdir. Dayik, ana, anne demek; mak ve make sözcüklerinin Türkçe karşılıkları ise ana ve anaçtır. “Ziman” da hem tat alma, konuşma organı hem de lisan anlamındadır. Bununla beraber sadece lisan anlamına gelen “zar” sözcüğü de var Kürtçe’de.

Modern Kürtçe’de, Kurmancî lehçesinde ana dili için “zimanê dayikê” ve Kırmanckî (Zazaca) lehçesinde de “ziwanê dayîke” kavramları kullanılıyor daha çok. Buna karşın mesela Kurmancça lehçesinde “zimanê dayikê” yerine “zimanê bav û kalana” yani ata baba dili tabiri kullanılıyor halk arasında.

Kurmancî lehçesinde Türkçe’deki ana dilinin karşılığı olarak “zimanê dê”, “zimanê maderî” ve “zimanê zikmakî” kavramlarını tercih edenler de var. Ben şahsen “zimanê dayikê”yi daha doğru buluyorum. Gerçi “zimanê dê” de doğru, ama “mader” sözcüğünün Farsça olması ve “zikmakî”nin de “ana” sözcüğünü karşılamadığı için, onları tercih etmiyorum. Zaten “zikmakî” türetilmiş bir kelime olup “zik” (karın), “mak” (ana, anaç) sözcükleri ve /-î/ sonekiyle oluşturulmuştur. Anlamı da fıtri demektir. Yani kişide doğduğu andan beri var olan, doğuşla birlikte gelen anlamındadır. Hastalık, doğum lekesi vs. gibi.

Dil ve ana sözcükleri birbiriyle çok alakalıdır. Kişi ana dilini sadece annesinden öğrenmese de, bu konuda annenin rolü yadsınamaz.

Kürtçe’deki “Dê medreseya zorakan e” (çocuğun ilkokulu veya öğretmeni anasıdır) özlü sözü ise bu konuda birçok şeyi açıklıyor sanırım.

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89