• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 18 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 13 °C

Alnına T.C yazılan kız öğrenci

Mücahit Bilici

Dünkü bir haber ilginçti: Yalova’nın Çınarcık Meslek Yüksek Okulu’nda okuyan altı kız öğrenci, Diyarbekir’li bir kız öğrencinin kaldığı yeri basarak alnına rujla T.C. yazmışlar. Eksik kalmasın diye bir de eline Türk bayrağı vererek fotoğraflarını çekip WhatsApp’ta paylaşmışlar.

Bir açıdan, Türkiye’nin Kürd vatandaşlarının arada bir muhatap olduğu veya daha ziyade üstlerinde Kemalizmin kılıcı gibi sallanan bir yapısal tehdidin sıradan bir tezahürü. Başka bir açıdan çağdaş bir linç örneği.

Linç etme, köle ve aşağı görülenlerin hadlerini bilmemeleri durumunda müracaat edilen bir te’dip yöntemidir. Amerika’da eskiden kölelik ve sonrasındaki renklerin “ayrı”lığı ve beyazlığın siyahlıktan beri tutulması ve tenzih edilmesi kültürü olarak bilinen dönemde sık sık görülen bir cezalandırma tarzı idi linç etme.

Günümüzde bunun cana kıymak yerine darp etme ve dağlama şeklinde olması, bu pratiğin sadece bir parça medenileştiğinin delili olarak görülebilir. Çünkü memluklar eskiden beri dağlanırlar. Biraz canı acıtır, deride kalıcı bir sembol yara açar ama hâkim olanın selameti, bedenler üzerindeki navigasyonu açısından zaruri bir uygulamadır. Eskiden kırmızılık akıtılan kanın renginden gelirken medeni ortamlarda bu rujun kırmızılığına kadar düşmüş.

Kız öğrencinin alnına T.C. yazmak, yakın zamanda Noel Baba figürünün “sünnet” edilmesi çiğliğine benzer bir bizden etme, bizim kılma şiddeti. Noel Baba’nın aksamında kesintiye giderek, içimize istemediğimiz halde bu kadar sokulmuş buyabancılığı ehlileştirmek isteyen bir kültürel çaresizlik.

İkisi de ciddiye alınmayı haketmeyen karikatürler aslında. Ancak meselenin kendisi fena halde ciddi bir konu. Acısı az ama kalıcı etkileri olan bu milli redaksiyonların bir özelliği de görünmez olan bir şiddeti görünür kılmalarıdır.

Milliyetçi talim ve terbiyenin onlara tanıdığı galeyan hakkını kullanan saldırganlarkalabalık olanın şiddete muhtaçlık aczini ortaya koydukları gibi asıl travmanın saldırdıkları muhataplarında değil kendilerinde olduğunu da topluca itiraf etmiş oluyorlar. Zira içlerine sinmiş bir çirkinliği başkasının dışına yapıştırmaya çalışmışlar.

Asıl dağlama, istemeyenlerin alınlarına rujla yazılan T.C. dağlaması olmadığı gibi hakiki yazılama, başkalarının evinin duvarlarına barut ve kanla yazılan “itaat et” yazılaması değildir. İktidar ve tahakkümün asıl dağlaması ve yazılaması zihne yapılan ve benliğin iç duvarlarına yazılandır.

Bütün bir coğrafyanın yer ve insan isimlerinin değiştirilmesinden, ırkçı bir eğitim sistemi ile bir milletin çocuklarının zihinlerini iğdiş etme zorbalığına kadar bütün bir gasp hukuku esasen bir zamana ve mekâna yayılmış dağlamadır.

Mülk haline getirilenin üstüne sahibinin kendi damgasını vurması, canlı ise kırbacını üstünde tutması, irade sahibi ise iradesini her seferinde hapis ve idamla kırması sırasıyla mal, evcil ve esir olmanın gereğidir. (Yeni Yüzyıl)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89