• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 3 °C
  • Berlin -4 °C

Almanya seçimleri ve Kürtlerin kaybı

Cahit Mervan

Almanya seçimlerinin iki kazananı ve çok kaybedeni var. Açık söylemek gerekirse seçimi başbakan Angelika Merkel ve ‘Türkler’ kazandı. Merkel neredeyse Federal Parlamento’da mutlak çoğunluğu sağlayacak bir zaferle seçimden çıktı. CDU-CSU kardeş partilerin ittifakı, oylarını korumakla kalmadı, bütün partilere ciddi fark attı. Sosyal Demokratlar her ne kadar oylarınıbirkaç puan yükseltseler de seçimin galibi olamadılar. SPD’nin bir iki puanlık başarısı CDU-CSU’nun göz kamaştıran başarısı karşısında gölgede kaldı.

Kürt adaylarında yer aldığı Sol Parti’de küçümsenmeyecek bir oy kaybına uğradı. Yüzde 3.5 gibi altın değerinde puan kaybetti. Ancak kıl payı Yeşiller Partisi’nin önüne geçerek yüzde 8.5 ile Federal Parlamento’da üçüncü parti oldu. Sol Parti’yi son dönemlerde izlediği ‘kimliksiz’ politika ile oyları erimeye başlayan Yeşiller Partisi takip etti.

Almanya’da sağ-muhafazakâr iktidarların koltuk değneği görevini gören Liberal Parti FDP ise çok ağır bir yenilgi alarak yüzde beş barajının altında kaldı. Parlamento dışına düştü. Çiçeği burnundaki sağ-milliyetçi ve AB karşıtı Almanya için Alternatif Partisi AfD ise çok az bir farkla baraja takıldı. Birkaç yıl önce doğan ve Berlin Eyalet seçimlerinde sürpriz bir başarı elde eden Korsanlar Partisi ise beklediğini bulamadı, yüzde üçlerde kaldı.

Kürtlerin desteklediği ve Sol Parti’den aday olan Ayten Kaplan ve Behiye Uca parlamentoya giremedi. Ancak 2013 seçimleriyle birlikte Federal Almanya Parlamentosu’na dört farklı partiden Türk ve ‘Kürt kökenli’ 10 milletvekili seçildi. Yani bir anlamda 2013 seçimlerinden Angelika Merkel’in başını çektiği CDU-CSU ittifakı ve ‘Türkler’ kazandı. Sol Parti, Yeşiller, FDP ve Kürtler seçimi kaybetti.

KÜRTLER SOL PARTİYİ PARLAMENTOYA TAŞIDILAR, AMA…

Her ne kadar parlamentoya giren 10 Türkiye‘kökenli’ vekil arasında eş-dost sohbetlerinde ve siyasi pragmatizm için ‘Kürt kökenli’olduğunu söyleyen birkaç vekil olsa da Kürtler seçimden istediklerini alamadılar. Sol Partiyi blok olarak destekleyen Kürtler, onu ve onunla birlikte ‘Türk kökenli’ adayları parlamentoya taşıdılar, ancak kendileri bunu dışında kaldılar. Çünkü Kürt adaylar listelerde seçilebilecek yerde değillerdi.

Bu sadece Sol Parti için değil. Yeşiller ve SPD içinde geçerli. Bu iki partide seçim listelerinde Kürtlere doğru dürüst bir yer vermediler. Kürtleri sadece vitrin olarak kullandılar. Kürt oylarını ‘Türk’ ve ‘Kürt kökenli’ adayları parlamentoya taşımak için tıpkı Sol Parti gibi bir anlamada manipüle ettiler.

Bu seçimler artık gizlenemez ve üstü örtülemez bir paradoksu ortaya çıkardı. En çok Kürt göçmenlerden oy almasına rağmen Sol Parti Kürt adaylara listede seçilebilecek yer vermedi. Ayten Kaplan Sol Parti’nin NRW eyaletinde 11. sırda yer alırken, Behiye Uca aynı partinin Aşağı Saksonya Eyaleti’nde 7. sırada bulunuyordu.

YEK-KOM başta olmak üzere Kürdistanlı sivil toplum kuruluşlarının ve dahası Kürt seçmenin blok olarak desteklediği bu her iki adayın seçilmesi ancak Sol Parti’nin bir önceki seçimlere göre oylarını koruması ve bir iki puan artırmasıyla mümkündü. Ancak bu olmadı. Zaten beklenmiyordu.

Hiç abartmadan söylemek gerekirse Sol Parti barajı neredeyse Kürtler sayesinde aştı. On binlerce Alman vatandaşı Kürt ve Kürdistanlı sivil toplum kuruluşlarının çağrısına destek veren Türkiye Sol güçler Pazar günün sandık başına giderek oylarını Sol Parti’ye verdiler. Bir parti gibi seçim kampanyası yürüttüler. Sol Parti’nin baraj altında kalmasının önüne geçtiler.

Bu çaba ve emeğin karşılığı bu sonuç olmamalıydı. Bu durumun sorumlusu salt Kürdistanlı adaylara listede seçilebilecekleri yerleri laik görmeyen Sol Parti ve diğer partilerden kaynaklanmıyor. Kürtlerin bu alanda ciddi zafiyeti de söz konusu. Bu konuda ciddi, uzun vadeli bir stratejileri söz konusu değil.

BU ‘NEGATİF SONUÇ’ ÖĞRETİCİ OLMALI

Elbette ki Kürdistanlı adayların seçilmemiş olması dünyanın sonu değil. Ama bu sonuca razı olup, üzerine yatmakta doğru değil. Bu konuda ciddi bir özeleştiri ve yeniden yapılanmaya ihtiyaç var. Kürt siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları, aydınlar, gençler, kadınlar, emekçiler, işverenler, bilim insanları, yani kısacı Kürt göçmenler bir araya gelip bu durumu masaya yatırmalıdır. İşleri son ana, son güne bırakmamalıdır. Kürtlerin Almanya siyasetindeki dengeleri neredeyse değiştirecek, tercihlerini, isteklerini ve tabi ki oy potansiyelini doğru değerlendirmelidir.

Bu alanda günü kurtaran değil, daha köklü bir analize ihtiyaç vardır. Bu gerçekçi ve doğru analizin üzerindeşekilleneceği yeni bir stratejiye ihtiyaç var.

Bilinmelidir ki Kürtler, Almanya’da Türklerden sonra ikici büyük göçmen gruptur. Artık onlar Kürdistanlı oldukları kadar bu ülkenin bir paçasıdırlar. Burada kalıcıdırlar. Dahası Türk devletinin uyguladığı ret, inkar ve asimilasyon politikası sonucu Kürtler tıpkı Ermeni ve Asuri-Süryaniler gibi son yıllarda kitlesel olarak Alman vatandaşlığına geçtiler. Denilebilinir ki göçmen gruplar içinde en fazla oy kullanma hakkına sahip olan grup Kürtlerdir. Kaldıki son seçimlerde de görüldüğü gibi bu oy potansiyeli blok olarak her hangi bir partiden yana ağırlığını koyabiliyor.

Ne yazık ki Kürtlerin bu potansiyeli son seçimlerde görüldüğü gibi doğru ve zamanında değerlendirilemedi. Elbette Almanya devletinin Kürtleri ‘dıştalayan’ politikasının bu alanda da payı var. Ancak bu gerekçenin arkasına saklanmakta doğru değil.

Bu nedenle 22 Eylül 2013 Almanya seçimleri her ne kadar Kürtlerde bir hayal kırıklığı yaratsa da bir şans olarak ta değerlendirilebilinir. Tamda Kürtlerin yeniden yapılanmaya gittikleri bir dönemde bu seçimin ortaya çıkardığı ‘negatif sonuç’ öğretici olabilir.

Kızmak, küsmek, ah vah etmek yerine ‘nerede hata yaptık’ sorusu çok açık sorularak ve buna doğru bir yanıt arayarak işe başlanabilinir. Şimdiden kollar sıvanır, işe başlanır ve doğru bir seçim strateji yürütülürse gelecekte son seçimdeki gibi bir hayal kırıklığı yaşanmaz. Ve Kürtlerde hak ettikleri temsiliyete kavuşurlar. Unutmamak gerekir ki sandık yine yarın seçmenin önüne gelecek. Sonuç olarak siyasette, hayatta devam ediyor. Yeter ki oyunu kurallarına göre oynayalım ve hakkını verelim.

Kaynak:
Cahit Mervan Blog

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89