• BIST 89.834
  • Altın 145,466
  • Dolar 3,6225
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 7 °C

Allah’tan korkmak

Ersin Tek

Ne zaman doğduk, ne zaman hayatla buluştuk, ne kadar yaşadık bu yeryüzünde, bilmiyoruz. Kimse bilmiyor. Her insanın doğumu, hayatla buluşma anı ve yaşadığı süre bir meçhuldür. Bilinmez. Bilinemez. Bunları bilen yalnızca Allah’tır, hayatın ve zamanın mutlak sahibi olan Allah. Biz insanoğluna kalan, kendimize kurmaca ve yalan bir tarih oluşturmak ve etrafında durmadan dönmektir, tükenmektir.  Gerçek zamanın neresinde olduğunu bilmediğimiz bir zaman dilimini/çizgisini seçmişiz hepimiz, yürüyoruz, ölüyoruz.

Yalanlarla doğup, yalanlarla büyüyen ve yalanlarla ölen insanoğlunun trajedisi hep böyledir. Hiç değişmez, hiç şaşmaz. Bu trajediyi izah etmeye akıl ve kelimeler yetmiyor. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı yerde yine kelimelere sığınıyoruz, kelimelerle anlatmaya çalışıyoruz trajedimizi. Büyük bir paradoks, büyük bir çaresizlik; kelimelerden başka bir yol ve sırrın olmaması…

Başka çaremiz yok madem, kelimelerle yol almaya devam edelim; yazalım, konuşalım, susalım.

İnsanoğlu katı maddi duyguların/sınırların mahkûmu olan bir varlıktır. Her şeyi salt maddi kalıplar içine yerleştirmek ister. Bunu yapamayınca kesinlik ifade eden sonuçlara varamayacağının farkındadır. Oysa gerçekte insanın kendisi salt maddi yapıya sahip olmadığı gibi, hayat da kesinliğe yakın değildir. Günlük yapıp etmelerle oyalanan insanın bir yanı maddeye dayandığı gibi, bir yanı da gayr-i maddidir. Ve hayat, kesinlikten daha çok olasılığa yakındır. Hem de sonsuz olasılıklar…

Hayat sonsuz olasılıklarla ve baş döndürücü bir hızla geçiyor. Sürükleniyoruz. Karşı koyamıyoruz. Hayat güçlü, acımasız ve kışkırtıcı bir biçimde bizi baştan çıkıyor. Baştan çıkmak, yoldan çıkmak demektir. İnsan bir kere yolunu şaşırdı mı aklını başına alıp da geri dönmezse bir daha dönüş yoktur artık, günahlar girdabına, yalanlara, yıkımlara, uçurumlara doğru bir sürükleniş vardır. İnsan bunu yalnız başına yapsa, iyi yine, ama başkalarını da sürükler. Hiçbir fenalık, hiçbir baştan çıkarma yalnız kalmaz, ergeç etrafa da yayılır, ihanete, çözüntüye, çöküntüye, kopuşlara, bitişlere yol açar. Baştan çıkmak demek bedenin ve ruhun köleleştirmek demektir. Ruh köleliğe, dışarıdan gelen baskı ve davetlere karşı koyamadığı için düşer ve yenilir. Beden ise baştan çıkarıcı arzuların kölesidir. Bu kölelik onu mahveder ve sağlığını kaybeder.

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki bütün olaylar bireyleri veya devletleri baştan çıkarmak, basit ve sağlam gerçeklere bağlı kalmaktan alıkoymak için elele vermişler. Savaş alanlarına çağırıyorlar halkları. Devlet adamlarının etrafında düzenbazlar toplanmış, yolsuzluk yapması için kışkırtıyorlar, milyonları huzura erdirmek için yeni savaşlar çıkarmasını, yakıp yıkmasını söylüyorlar; iflasıyla bütün ülkeyi sarsacak, cehenneme çevirecek bir siyasetçinin kafasına en son dakikada bir şeytan girip ‘‘bir manevra çevirebilirsen her şey düzelebilir, sorumluluktan kurtulursun, bu da yalana, yıkıma, acımasızlığa, kan akıtmaya değer’’ diye fısıldıyorlar.

Körü körüne, yalnız kendi çıkarını düşünen bir kimse aradığını bulamaz. Çünkü bulmak yolundan çok uzaktır. Tek başına kazanılan bir zafer ne kadar göz kamaştırırsa kamaştırsın süreksizdir, dayanıksızdır. İstediklerimize ve nihai amaçlarımıza ulaşmak için hayatımızın içindeki diğer insanları unutmamalıyız. Varlığımızın ve saadetimizin başkalarına bağlı olduğunu bilmeliyiz. Adaleti korumalıyız. Hodbinlikten vazgeçmeliyiz. Dünya cenneti insanların birbiriyle anlaşması ve barış içinde yaşamasıyla mümkündür. Bu barışı da ancak birbirimizi sevecek, anlayacak ve yaşatacak bir şekilde düşünmek ve hissetmek sağlar.

Maalesef gözlerini ekmeğimize ve özgürlüğümüze çeviren çıkarcı ve akılsız insanlar, Allah korkusunu yitirmiş ve mahvolma yoluna girmiştir artık. Bugün gittikçe fazlalaşan propaganda vasıtalarıyla, gazeteler, radyolar, televizyonlar, sosyal medya ve çok iyi tertiplenen ölüm ordularıyla karşı konulamaz bir kuvvet, saldırganlık ve dezenformasyonla insanları baskı altına alıyor ve kendi vicdanlarıyla takip ettikleri ahlaki hareket tarzını yok ediyorlar.

‘‘Allah’tan korkmak’’ sözünün manası çok derindir. Allah korkusu, insanı mahvolmaktan ve kölelikten kurtaran, bugün politikada, ticarette, aşkta, evlilikte, toplumsal yaşamın her alanında birçok örneklerini gördüğümüz çözülmeyi, dağılmayı ve acımasızlığı önleyen, bizi frenleyen, baştan çıkmaktan koruyan bir korkudur. Bu korkuyu en derin manasıyla hissetmek ve yaşamak gerekiyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89