• BIST 89.282
  • Altın 145,513
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 15 °C

Allah'ım aklımızı koru

Doğu Ergil

Askeri kışlaya gönderdik, yerini başka bir silahlı güç aldı (mı?) Derin devleti söküp attık 'paralel devlet' onun yerine geçti (mi?) Öteki polisleri yerlerinden edip yenilerini getirdik, onlar arkamızdan iş çevirdiler (mi?) Tıfıl bir yabancı oğlan koca koca görevlilere ve mahdumlarına çuvalla para veriyor ve karapara aklamaktan hayali ihracata, memur yeri değiştirmekten yakınları vatandaşlığa geçirmeye kadar tarifeye bağlıyor (mu?) Bu işlerin ortaya çıkmasında veya bir iftira senaryosu olarak hazırlanmasında komşularımızın ve düşmanlarımızın parmağı var (mı?) Bu işlerin ortaya çıkmasında veya bir iftira senaryosu olarak hazırlanmasında komşularımızın ve düşmanlarımızın parmağı var (mı?) Yoksa yol arkadaşlarımız düşmanımız kesildi de bize kara çalıyor veya saklı kalması gereken şeyleri açık ediyor (mu?)

Bütün bu sorular akıl karıştırıcı ve sokaktaki insanın somut kanıtlar olmadan bilemeyeceği türden yanıtlar gerektiriyor. Kendi adıma konuşuyorum; ben bu sorulara yanıt veremiyorum ve kendimi aynen Mehmet gibi hissediyorum:

Ahmet ile Mehmet bir akıl hastanesinde tedavi görüyorlarmış. Bir gün hastanenin bahçesinde yürüyüşe çıkmışlar. Tam yüzme havuzunun yanından geçerlerken Ahmet kendini suya atmış. Dibe batmış ve orada hareketsiz kalmış. Mehmet tereddüt etmeden peşinden atlamış ve Ahmet'i çekip çıkarmış.

Başhekim Ahmet'in bu kahramanca ve ani karar gerektiren hareketini duyunca artık iyileşmiştir yargısıyla taburcu edilmesine kanaat getirmiş.

Kararını bildirmek için Ahmet'i odasına çağıran başhekim, "Bak Ahmet sana bir iyi bir kötü haberim var" demiş. "İyi haber taburcu oluyorsun çünkü bir kriz anında son derece isabetli karar vererek dardaki bir insanın hayatını kurtardın. Bu senin aklen dengeli olduğunu gösterir.

Kötü habere gelince, sen onu kurtardıktan sonra Ahmet kendisini banyoda asmış. Üzgünüm ama ölmüş."

Ahmet cevap vermiş: "Yok canım intihar etmedi, onu kurusun diye ben astım. Şimdi eve gidebilir miyim?"

Olan bitenleri, resmi çevrelerin onlara verdikleri tepkileri (kısa süre önce kendi atadıkları ve mesailerini ödüllendirdikleri memurların görevlerine son vermeleri) ve yaptıkları açıklamaları (ah şu dış düşmanlar) duyunca insan kendini anlatılan hikayede yaşar gibi hissediyor.

Hele kolay para kazanmanın yolunu bulan oğullara Bakan babalarının yardımcı olması olasılığı (ispatlanırsa) kurtarmak için görevlendirilmiş anlı şanlı zevatın milleti kurutmak için asmasına benziyor. Keşke bizi kurtarmasalar mı demeliyiz?

Baksanıza yüce zevattan biri güvenliğimizden diğeri kalkınmamızdan öteki de bizi dünyada muteber bir ulus haline getirme yeminiyle görev almış kurtarıcılar.

Askerini ve sivilini denedik, laikini denedik, milliyetçisini denedik, dindarını deniyoruz. Acaba diyesi geliyor insan, kurtuluşun yolu kurtarıcılardan kurtulmaktan mı geçiyor?

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89