• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 8 °C

Alkol ve demokrasi

Ali Bulaç

Taksim-Gezi Parkı olaylarına gösterilen gerekçelerden biri hükümetin son zamanlarda yaptığı yasal “alkol düzenlemesi” ve bunun Cumhurbaşkanı tarafından da onaylanıp yürürlüğe girmesi oldu. 

Düzenleme bir arada yaşama, farklılıkların korunması ve demokrasi teorisiyle ilgili yeni tartışmaları gündeme getirdi. Bazılarına göre alkolün düzenlemeye tabi tutulması, kişilerin yaşama tarzına müdahaledir. Bu sayede laiklik ve laik hayat tarzı tehdit altına girmiş bulunmaktadır. Bazılarına göre de düzenleme muhafazakâr toplum tasavvurunun çoğunluk iradesiyle herkese empoze edilmesi; “en tehlikeli olanı” düzenlemenin dinî yasakla örtüşmesidir. 

Yasa alkol içimini düzenlemeye tabi tutmuyor, alkolü de yasaklamıyor. İçilmesi durumunda başkalarını ilgilendirdiği yönü ve kadarıyla belli bir düzenlemeye tabi tutuyor. Yasaya göre kişiler evlerinde, alkol veren lokanta veya eğlence merkezlerinde alkol alabilirler. Alkol bir özgürlüğün kullanımıdır, diğer bütün özgürlükler gibi sınırsızca kullanıldığında başkalarının özgürlüğünü ihlal ediyor. Çünkü “şişede durduğu gibi durmuyor”. İçenin dışında herkesi, toplumsal hayatı ve kişilerin güvenliğini ciddi manada ilgilendiriyor. 

Hikmeti ve kapsamı bakımından yasal düzenlemeler herkes ve her şey için yapılabilir. Kamu otoritesi, kamu düzeni ve güvenliği için bazı müdahalelerde bulunabilir. Mesela birileri trafiğin aktığı dört yol ortasında seccadesini serip namaz kılmaya kalkışsa ona engel olunur. 

Alkol konusu her yerde belli bir düzenlemeye tabidir. Bazı Avrupa ülkelerinde -örneğin İngiltere ve İrlanda- alkolle mücadele ulusal mücadele stratejileri çerçevesinde ele alınmıştır. Bu yönde vergilerin artırılması, alkole erişebilirliğin zorlaştırılması vs. Kontrolsüz alkol kullanımının yol açtığı zarar ve tahribatın başında trafikte sebebiyet verdiği ölümcül kazalar söz konusu. Zilzurna sarhoşun trafiğe çıkması hem kendi canını hem başkalarınınkini tehlikeye atıyor. Buna nasıl hakkı olabilir? Bir sarhoşun alkol dolayısıyla sebebiyet verdiği ölümcül kazanın suçu taammüden cinayet işlemekle aynıdır. 

Son bilgiler aile içi şiddet ve kadın cinayetlerinde alkol ve uyuşturucu kullanımının önemli rol oynadığını göstermektedir. Aile içi şiddeti önleme meyanında tokat atan kocaya 3 ay ya da 5 ay süreyle eve yaklaşma cezası verilir. Tekrar ettiğinde 10 günlük hapis cezasına çıkartılırken, kafayı çekip kadının suratını Çarşamba pazarına çeviren insana tabii ki alkol kullanımıyla ilgili sınırlamalar getirilmelidir. Sadece eğitimsiz insanlar değil eğitimliler, hatta öğretim üyeleri de eşlerine şiddet uyguluyor. Alkol ve uyuşturucu kullanma yaşının giderek düştüğü, ilköğretim okullarına kadar yayıldığı herkesçe biliniyor. 

Hükümetin toplumsal güvenliği ve sağlığı tehdit eder hale gelmiş bir konuda düzenleme yapmasından daha tabii bir şey olamaz, yapmaması görevini yerine getirmemesi demektir. Bunu “muhafazakâr hükümetin toplumsal tasavvuru”yla ilişkilendirmek siyaseti ve hukuku suistimal etmektir. Kaldı ki belli bir toplumsal tasavvura dayalı bir partinin halkın meşru yollarla desteğini alması durumunda belli düzenlemeler yapması da bugünkü “temsili ve çoğunlukçu demokratik prosedür”ün ruhuna aykırı değildir. “Azınlık hakları” toplumun genelinin can, akıl ve nesil güvenliğinin tehdit altına girmesinin gerekçesi olamaz. 

Başbakan Erdoğan, “Doğruyu emrediyorsa bunu din emrediyor diye karşısında mı duracaksınız?” diye sorunca, liberalliklerinden çok materyalistlikleri, dine karşı husumetleri önde olan aydınlar dünyada olmayan bir demokrasinin arkasına sığınıp bundan bir siyasî muhalefet üretmeye çalıştılar. Başbakan bu konuda gayet doğru ve yerinde bir söz söyledi. Toplumu farklarıyla ele almak gerekir, ama birileri toplumun güvenliğini ve sağlığını hedef alıyorsa bunun demokrasiyle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Azınlığın haklarını ihlal etmek kabul edilemez olduğu gibi, azınlığın yaşama biçimini çoğunluğa dayatması da kabul edilemez. Konunun demokrasi teorisi çerçevesinde tartışılması gerekir.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89