• BIST 106.663
  • Altın 143,662
  • Dolar 3,5540
  • Euro 4,1354
  • İstanbul 33 °C
  • Diyarbakır 38 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 37 °C
  • Berlin 23 °C

Alın size ‘güvenli bölge’

Ceyda Karan

Kıvır kıvır, nereye kadar… Irak ve Suriye topraklarının kadim medeniyetlerinin mirasçılarını katleden, yerinden yurdundan sürenler için “öfkeli çocuklar” dediler. 49 vatandaşımızın aylarca rehin tutulmasını memlekete “misafir ediliyorlar” diye pazarladılar. Yetmedi, “Herkesin saygı duyduğu, IŞİD’in de üzmek istemediği bir kesim var” diye buyurdular.

İş gelip, Suriye’nin kanlı iç savaşında Kürtlerin, Arapların, Süryanilerin çetelere karşı savunma birlikleri ve özyönetimlerini oluşturdukları Rojava’ya dayandığında, rahatsız oluverdiler. Ektikleri cihatçı Selefilik tohumu IŞİD saldırısı olup Kobani kantonunu vurduğunda, kadın, çoluk çocuk can havliyle kendini savunmaya çalışırken, “Kobani düştü düşecek..” dediler. Bir sevinç nidaları atmadıkları kaldı. Sonunda “değerli yalnızlıklarında” elleri mahkûm olanı yaptılar, “açmam” dedikleri koridoru açıverdiler.
Şimdi “Tel Abyad’da Araplar ve Türkmenleri uçaklarla vuran Batı, onların yerine terör örgütü PYD ve PKK’yi yerleştiriyor. Buna biz nasıl olumlu bakabiliriz?. Hayra alamet değil” diyorlar… İyi de “Siz kime olumlu bakıyorsunuz?”, “Hayra alamet olan” nedir? Sanki memleketin güney sınırını “melekler” tutuyordu, diyeceğiz ama demiyoruz. Nihayet sadede geliyoruz…

***

Düne kadar Akçakale sınırının karşısındaki Tel Abyad’da IŞİD’in kara bayrağı dalgalanıyordu. Yani, bölge ahalisine ya ölüm ya yaşam biçimi dayatan, Ortadoğu’yu virüs gibi saran Selefi cihatçı bir terör örgütünün elindeydi. Tel Abyad, IŞİD’in ilan ettiği halifeliğin kalbi olan 85 kilometre güneyindeki Rakka vilayetine açılan en kilit lojistik rotaydı. İşte bu hat artık kesildi.

Arapların “Tel Abyad”, Kürtlerin “Gre Spi” dediği bu kent, 2012 Eylülü’nde el Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi ile Ahrar üş Şam ve benzeri grupların eline düştüğünde kimsenin gıkı çıkmamıştı. Bu gruplar Tel Abyad nüfusun yarısına yakınını oluşturan Kürtleri bombalayıp sürdüğünde, 400’e yakın kadın ve çocuk ortadan kaybolduğunda mesele eden olmamıştı. Ektikleri tohum IŞİD olup Ocak 2014’te Nusracıların bir kısmının katılımıyla Tel Abyad’ı ele geçirdiğinde kimse dertlenmemişti.

***

Şimdi işler tersine döndü işte. Suriye’ye saldıkları çetelerle “devrim yapacaklarını” sanıp, dört yıldır uluslararası literatürde adı “tampon bölge” olan bir “güvenli bölge” kurulsun diye tutturmuşlardı. Irak işgalinden esinle bin bir halkla ilişkiler faaliyetiyle kurdukları “Dostlar Grubu”, sahada çoktan defacto IŞİD karşıtı koalisyona dönüşmüşken, alın size ABD destekli “Kürt tampon bölgesi.”

***

İki yıl önce Tel Abyad’da terör estirmiş cihatçı çeteler, şimdi siviller çatışmalardan kaçtığında birleşip bildiri yayımlıyorlar. İçlerinde Arap’ı, Süryanisi, Ezidisi bulunan YPG/YPJ için “Araplara ve Türkmenlere mezhepsel ve etnik temizlik yapıyor” diyorlar. Buna ancak kargalar güler. IŞİD ve benzeri Selefi cihatçı zihniyetin yarattığı tahribat bölgede intikam duygularını kamçılamıştır. Bunda Sünnilerin IŞİD zoruyla hareket etmesi, bir kısmının IŞİD saflarına katılmasının da payı büyüktür. Geçen yıl bölgede IŞİD’den kaçan yüzlerce insanla konuştuğumda bizzat işittim. Lakin IŞİD tipi sistematik bir temizlik olamayacağını dünya âlem biliyor. Suriye Türkmenleri Meclisi’nden Abdurrahman Mustafa, Al Monitor’dan Fehim Taştekin’e, Tel Abyad’da kalan sınırlı sayıda Türkmenin IŞİD tehditleriyle bölgeye geldiğini söylüyor. Kilis’e sığınan Türkmenlerin de IŞİD ve İslam Cephesi arasındaki çatışmalardan kaçtıklarını... Nitekim PYD’nin ilk açıklaması, “evlerinize döneceksiniz” oluyor.

***

Suriyeli sığınmacıları en başından “rejim değişikliği davasının kozu” yapmışların, “Midyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmuş gibi” hissetmeleri normal. Şimdi bu hırsla Türk ordusunu “IŞİD karşıtı savaş” bahanesiyle Rojava Kürtleriyle boğaz boğaza getirmek için milliyetçi hissiyatı kaşımaya kalkışıyorlar.

Hiç takılmayın. Bu yaşananlar insanlık için hayırlı bir gelişmedir. Ateşle oynamaya kalkışıp güneyimizde Selefi cihatçı zihniyeti yapılandıran, 1.8 milyon sığınmacıyı Türkiye’nin sırtına yükleyenler için elbette “hayırlara vesile değil”. 8 Haziran sabahından sonra kıvır kıvır nereye kadar…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89