• BIST 82.509
  • Altın 147,630
  • Dolar 3,7808
  • Euro 4,0420
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin -5 °C

Algı boşluğu

Ali Bayramoğlu

Yaşadığınız ülke "aşırı ve dar bir siyasileşme dalgası" üzerinden kutuplaşmışsa, bu ortamda ve bu ortama dair yazdıklarınıza tüm kutuplar, taraflar yüksünüyor ve yükleniyorsa, ak ve beyaz arası, gri tonlarda dolaştığınızı, bir bakıma doğru yaptığınızı anlarsınız.

Kutuplaşma dönemleri siyasi kimliklerin savaş dönemleridir.

Böyle dönemlerde kimlikleri, kişileri, onların politikalarını aşan "meşruiyet" sorgusu ve vurgusu yapmak, meşru kimlik yerine meşru süreç, meşru durum arayışını öne almak tepki çeker, sıkça "algı boşluğu"na yol açar.

Zira meşruiyet vurgusu taraflardan bazen birine bazen diğerine zarar verir, bazen birisine bazen diğerine yarar, ama temelde ikisini de karşısına alır.

Peki o "algı boşluğu"nu nasıl doldurmak gerekir?

Örnekleyelim, belki dolar diye...

Bir Ergenekon ya da OdaTv tutuklusunun darbeci politik tutumuna karşı durmak, mücadele etmek başka iştir, o tutuklunun, tutukluluğu gayrimeşruysa buna itiraz etmek başka iş...

Bir topluluğun, cemaatin ya da camianın toplumsal ve dini işlevini önemsemek, varlığını savunmak başka şeydir, şeffaflıktan uzak politikalarına, eylemlerine ve stratejilerine itiraz etmek başka şey...

"Ayırarak" ifade ettik, bir de "birleştirerek" deneyelim...

Bir değişim sürecine sahip çıkmak ile o sürecin yöntemlerini eleştirmek aynı anda mümkündür...

Ergenekon "hayati ve olması gereken bir süreçtir" demek ile "bu sürecin kendisi de temiz olmalı, meşruiyeti arayan bir hamlenin kendisi de meşru zeminde oluşmalı demek" arasında çelişki değil, kuvvetli bağlantılar vardır.

Ne var ki, kutuplaşmış siyasi ortamlarda yorumcudan, aydından, kanaat önderinden beklenen "esas ve usül", "süreç ve yöntem" arasında mutlak bir doğru orantı kurmasıdır; örneğin Ergenekon sürecinin her şeyine sahip çıkması ya da her şeyine itiraz etmesidir...

Bunu yapmadığınız zaman yerleşik kodlar sizi anlaşılmaz kılar... Dahası hedef yapar...

İtham çığının içine iter...

Anlamayan, açıklar, kodlarla sıfatlarla açıklar.

Bilinmez ki, politika ile varlık, politika ile süreç arasında özdeşleştirme ya da özdeşleştirme talebi otoriter bir mantığı besler...

Esasa dönelim...

Peki, "değişim süreci ve yöntemleri arasındaki çelişki"nin ağır kefesi hangisidir ya da baskül bunu nasıl tartacak?

Baskül açısından kriter tektir:

Meşru ile gayri meşru olan arasındaki çizgi...

Düne kadar değişim sürecini, bugün ise değişim sürecinin aksaklıklarını öne almak, zaman içinde bunlardan hangisinin belirleyici olduğuyla ilgili bir meseledir.

Türkiye'de değişim sürecinde, 2010'dan itibaren artan oranda, aksaklık, yöntem sorunları baskın hale gelmeye, bu durum o kıymetli arınma hamlelerini gölgeler hale gelmiştir.

Sık vurguluyorum, daha dün yazdım:

"Bugün sorun Balyoz davasındaki kimi şüphelerin, Şık ve Şener'in durumunun, KCK'nın kapsamının, MİT krizinin işaret ettiği gibi, bu arınma sürecinin kendi tıkanıklıklarını, haksızlıkları, çatışmalarını üretmeye başlamasıdır.

Onun içindir ki, bugünün birinci meselesi temizliği temiz ve meşru bir zemine oturtmaktadır..."

Biliyorum, keskin inançlar karşısında, algı boşluğunu doldurmak kolay değil... Tarafları unutturmak, ilkeleri hatırlatmak kolay değil...

Bir süre önce yaptığım bir alıntıyla, Foucault'un sözleriyle bitsin yazı:

"...'Bir toplumun ya da topluluğun çıkarları gerektiriyorsa, hiçbir ölüm, cinayet, çığlık, mağduriyet, haksızlık, gayrimeşruluk önem taşımaz... Hak ve özgürlüğe dair ilkelerin kimi özel koşullarda anlamı olmaz... Bunları söyleyen, hayatı bu şekilde algılayıp yaşayan, kişi, ister siyasetçi, ister tarihçi, ister devrimci, ister cemaatçi, ister milliyetçi, ister şu ya da bu haklı davanın yandaşı olsun, ahlaken özünde faydacıdır, strateji denilen algı hastalığının esiridir...

Benim ahlakım bunun tersidir...

Hayata bakışım, tek tek ve her özgürlük arayışına saygılı, insani, hukuki, evrensel değerleri tahrip eden her iktidara karşı tavizsiz olma üzerine kuruludur.

Bu, basit, ama zor bir tercihtir...

Ama demokratik tercih budur'..."

Anlayana...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89