• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 9 °C

Alevi kurumları neden suskun?

Ferda Çetin

Rojava’da kıyasıya bir savaş sürüyor. Bir tarafta yurdunu, toprağını, köyünü, evini ve özgürlüğünü korumak için direnen bir halk; diğer yanda Türkiye’den, Arabistan’dan, Qatar’dan, Tunus’tan, Kafkasya’dan, İngiltere’den, Almanya’dan, Fransa’dan, Belçika’dan devşirilerek, bir istila ve işgal çetesi oluşturan ittifak.

AKP Hükümeti başından itibaren, sözü edilen bu çeteleri destekliyor. Bu konuda sayısız örnek, belge ve görüntü mevcut. AKP yöneticilerinin ideolojik çizgileri ve politikaları ile, bu çetelerin hayal ettiği "dünya İslam devleti" fikri örtüşüyor. Aynı amaç için mücadele eden kardeşlerin, mücadeledeki "yöntem farklılıkları" bu stratejik yakınlığı bozmuyor.

Bu çıplak gerçeğe ve alenileşmiş ilişkiye rağmen bazı çevrelerin, bazı kurumların ve bir kısım siyasetçinin ısrarla suskun kalması, tarafsızlık pozlarına bürünmesi irdelenmeye değer bir konudur. Unutmayalım ki, kritik eşiklerde suskunluk veya tarafsızlık, en büyük yalan ve en büyük riyakarlıktır.

Bu suskunluk ve "tarafsızlık" Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de sırıtıyor. Tayyip Erdoğan, Ekmeleddin İhsanoğlu ve Selahattin Demirtaş özgeçmişleri, yaşam biçimleri, siyasi tercihleri ve malvarlıkları ile çok net "portreler". Erdoğan’ı on yıllık iktidarı boyunca herkes yeterince tanıdı. İkktidara geçiş ile birlikte tüm yetkileri elinde toplayan; muhalefete tahammülü olmayan, farklılıkları tanımayan; ortalama bir siyasetçi konumunda iken, son 15 yılda, dünyanın en zengin devlet ve hükümet başkanları sıralamasında 13. sıraya yükselen bir zat.

Ekmeleddin İhsanoğlu da, Tayyip Erdoğan’la aynı kaynaklardan beslenmiş, aynı zihniyete sahip Türk-İslamcı bir kişi. Beyan ettiği malvarlığı, bir bürokratın birikimleri ile izah edilemeyecek bir sır. Geçmişi, yürüttüğü faaliyetler ve yaşam biçimi ile CHP’den daha çok AKP-MHP’nin ortak adayı olmaya yatkın bir kişilik. Adaylık sürecinde bulduğu slogan, onun tipik bir Demirel-Erdoğan kopyası olduğunu gösteriyor. Sloganı: Emek için Ekmeleddin!

İşte kendisine oy verenlere ekmek bahşedecek yeni kralınız!

Bunların karşısında da, amacımız "devleti halkın hizmetçisi yapmak" diyen; özgeçmişi, pratiği ve siyasi çizgisi ile yeni bir politik çizgiyi temsil eden, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi savunan Selahattin Demirtaş var. "Türkiye’de demokrasiye, eşitliğe, adalete ihtiyacı olan Kürtleri, Alevileri, kadınları, emekçileri ve gençleri temsil ediyoruz" diyen Demirtaş. Türkiye’de artık bir statüye dönüşen gerontokratik anlayışı yıkan yeni bir aday.

Sermaye çevrelerinin, milliyetçi ve dincilerin, Türkçü-İslamcıların, cinsiyetçilerin ve mülkiyetçilerin Erdoğan ve İhsanoğlu’nu desteklemeleri anlaşılır bir şeydir. Fakat siyasi tercihleri, ihtiyaçları, talepleri, yaşam biçimleri ile CHP-MHP adayı İhsanoğlu ile hiçbir bağı, ilişkisi olmayan, bundan sonra da olmayacak olan bazı Alevi kurumlarının suskunluğu ve "tarafsızlığı" anlaşılır bir şey değil.

HDP Eşbaşkanı ve cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş önceki gün Ankara’da 12 Alevi kurumu ile ortak bir toplantı yaptı. Toplantıda konuşan Demirtaş, Alevi toplumunun sorunları ve ihtiyaçlarını seçimler üstü bir konu olarak değerlendirdi. Bu sorunların çözümü ile gerçek bir demokrasinin inşa edilebileceğini belirtti. Toplantıdan sonra Alevi kurumları, kendi tabanları ve Türkiye toplumunun anlayabileceği bir açıklıkta, cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki tutumlarını açıklayamadılar.

Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu(AABK) da hala böyle bir suskunluk içindedir. Büyük bir Alevi kitlesinin temsilciliğini yapan AABK’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kimi destekleyeceği hala belli değildir. CHP, kendi Alevi tabanını hiçe sayarak ve MHP ile ortaklaşarak, Türkçü-İslamcı bir adayda ortaklaşırken hiçbir kaygı duymuyor. Ama AABK çeşitli zeminlerde buluşabildiği, tartışabildiği, ortak eylem ve etkinliklere katıldığı Demirtaş’ı destekleyemiyor.

Bu suskunluk ve "tarafsızlık", Alevi karşıtlığı şüphe götürmeyen Erdoğan ve İhsanoğlu ile, Demirtaş’ı aynılaştırmaya hizmet eder. Bu da Demirtaş’a ve onun temsil ettiği siyasi geleneğe yapılabilecek en büyük haksızlık olacaktır. Öyle bir haksızlık ki, perde gerisinde ve bire bir görüşmelerde, "aslında gönlümüz Demirtaş’tan yana" itirafının gideremeyeceği bir haksızlık.

Alevi kurumları suskunluk ve tarafsızlıklarını bütün Türkiye’nin ve bütün Alevi toplumunun anlayabileceği bir açıklıkla gerçekleştirirken, iyiniyet ve destek düşüncelerini de karıncaların duyamayacağı bir sessizlikle fısıldıyor.

Bu fısıldama hali, Türkiye demokrasi güçlerinin sağlıklı gelişiminden daha çok, MHP ile ortaklaşarak sahte bir muhalefet geliştirmeye çalışan CHP çizgisini hizmet eder.

Sonuç: Suskunluk utancı çağrıştırır, açık söz ve yüksek ses ise samimiyeti, haklılığı ve kendine güveni.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89