• BIST 98.305
  • Altın 143,791
  • Dolar 3,5718
  • Euro 3,9920
  • İstanbul 18 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 13 °C

Alçakların son sığınağı

Roni Margulies

Milliyetçilikten nefret ettiğim gibi, ‘vatanseverlik’, ‘yurtseverlik’ gibi daha yumuşak kelimelerin ardına saklanan utangaç milliyetçilikten de nefret ederim.

Samuel Johnson 1775’te “Vatanperverlik tüm alçakların son sığınağıdır” demiş.

Helal olsun adama! Türkiye’de 200 küsur yıl sonra yaptıkları tüm alçaklıkları “Söz konusu vatan ise, geri kalanı teferruattır” lafının arkasına gizleyen adamları daha o zaman görebilmiş!

Bu alçaklar memleketimizde çoktur.

Hrant Dink’i öldürtenleri koruyanlardan Uludere için özür dilemeyenlere kadar uzanan çok geniş bir alçaklık yelpazemiz vardır bizim.

Ayhan Aktar’ın hazırladığı Yorgo Hacıdimitriadis’in Aşkale-Erzurum Günlüğü adlı kitabı okurken nice vatanperver alçak çıktı karşıma.

Dedem öldüğünde, kâğıtları arasında bir belge buldum. Kızıl Haç’ın matbu bir belgesi. İkinci Dünya Savaşı yıllarında, insanların uzak yerlerdeki kayıp akrabalarını arayabilmesi için hazırlanmış. Belge Kızıl Haç’a gönderiliyor, onlar araştırıp haber veriyor.

Dedem bu yöntemle babaannemin Polonya’daki annesi Cecilia Tokar ve kızkardeşi Rosa Gitis’e ulaşmaya çalışmış: “Haberlerinizi bekliyoruz” yazmış, Fransızca, 10 Eylül 1942’de. Almanlar Polonya’yı işgal ettikten sonra.

Belge, cevaplara ayrılmış olan arka tarafı Kızıl Haç tarafından Almanca doldurulmuş olarak 29 Nisan 1943’te geri gelmiş: “Arkada sözü geçen Yahudi, Grodno’dan sınırdışı edilmiştir. Şu anda nerede olduğu bilinmemektedir.”

Nerede olduğunu savaştan sonra dedem öğrenmiş. Cecilia, Rosa ve Rosa’nın kızı, Treblinka toplama kampında ölmüş. Ama ocaklarda değil. Rosa dişçiymiş, kamplara götürülürken yanına siyanür hapları almayı akıl etmiş. Ocaklara götürülürken hapları yutup intihar etmişler.

İşler bu aşamaya gelmeden önce, aileyi buraya getirtebilmek için, dedem iş ilişkileri nedeniyle iyi tanıdığı Dışişleri Bakanı Şükrü Saracoğlu’ndan vize almaya çalışmış. Oyalamış Saracoğlu. “Bugün git yarın gel” demiş, “Haftaya gel” demiş. Ve dedem hiç bıkmadan Saracoğlu’nun kapısını aşındırırken, iş işten geçmiş.

Aktar’ın hazırladığı kitap, 1942’de Varlık Vergisi’ni ödeyemeyip Aşkale’ye taş kırmaya gönderilen kişilerle ilgili.

Aşkale’ye 1400 kişi gönderilmiş. Aktar, bunlardan 836 tanesini ismen saptayabilmiş: 220’si Ermeni, 231’i Rum, 369’u Yahudi.

Bu kişilerden 1883 Niğde doğumlu, İstanbul’da un ticareti yapan Yorgo Hacıdimitriadis 60 yaşında, evinden 1.900 kilometre uzakta, eksi bilmem kaç derece soğukta, karların arasında taş kırarken günlük tutmuş. Kitabın ana bölümü bu günlükten oluşuyor.

Eşsiz bir belge.

Bir devletin kendi vatandaşlarına yapabileceklerinin, yaptıklarının ibretlik bir kanıtı.

Yıllar sonra, Demokrat Parti iktidara geldiğinde, Varlık Vergisi gündeme gelmiş. Maliye Bakanı, 1950’de Meclis’te şöyle diyor:


“Bir vergi tasavvur ediniz ki, tatbik edenlerin arzu ve takdirlerine bağlıdır; bir vergi tasavvur ediniz ki, mükellefin külfeti dedikodu ve rakibin hasetinden doğan ihbar yollarıyla tayin ve tespit edilmektedir. Devlet Maliyesi mefhumu ile hiçbir alakası olmayan böyle bir verginin tatbikatında husule gelmiş olan haksızlık, nispetsizlik ve tezatların azametini tasavvur etmek kolaydır.”

Ve iki tepki çıkıyor ortaya.

Önce, verginin toplandığı dönemde İstanbul Defterdarı olan Faik Ökte, Varlık Vergisi Faciası adlı kitabını yayınlıyor. “Varlık Vergisi Cumhuriyet malî tarihinin yüz kızartan bir sahifesidir.. Bu faciayı bütün çıplaklığıyla meydana çıkarmak ve bu suretle yeni yeni faciaların tekrarlanmasına mani olmak hepimize düşen bir vazifedir” diyor.

Sonra, verginin mimarı sayılan Şükrü Saracoğlu, “Varlık Vergisi benim beğendiğim işlerimden biridir. Bu kanun iyi bir kanundur.. Malî ve iktisadî bir buhranla karşı karşıya olan memlekete hizmet ettiğime kaniyim” diyor.

İşte, sihirli kelimeler: “Memlekete hizmet.” Geri kalanı teferruat.

Verginin mimarı olan Şükrü Saracoğlu büyük bir vatansever.

Peki, verginin nasıl bir facia olduğunu gözler önüne seren Faik Ökte ne?

Ökte hakkında şöyle yazılmış o günlerde:


“Damarlarındaki kanda bizim kandan bulunsaydı bu kitabını yazmaz ve has Türklüğün karşısına böyle iğrenç ve hain sıfatınla çıkmazdın.”

Sadece o gün değil, bugün de Ökte gibi vatan hainlerini Saracoğlu gibi vatanseverlere tercih ederim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89