• BIST 83.048
  • Altın 147,273
  • Dolar 3,7683
  • Euro 4,0468
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır -6 °C
  • Ankara -11 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -2 °C

Alavere, dalavere ve Kürt Mehmet

Mümtaz er Türköne

PKK, seçim sonuçlarını, yani HDP'nin aldığı oyu cebine koyup ileri hamleye girişiyor.

Silahlı tehdidi ile gündeme getirdiği hamle somut kazanç elde etmekten çok, Öcalan'ın serbest kalması gibi psikolojik hegemonya oluşturmayı hedefleyen taktik amaçlarla sınırlı. Karşısında oyun kurucu olarak Erdoğan, rol çalıp siyasette taşları yerinden oynatacak bir konuma geçme telaşıyla karşı hamle yapıyor. “Dolmabahçe mutabakatını tanımıyorum” sözünün arkasından, HDP'ye dönüp “Organik değil ama inorganik bağınız var” demesi sağlam bir hesabın ürünü. Hesabın ne olduğunu ise Davutoğlu'nun, koalisyon gündemine eklediği “barajı kaldıralım” önerisi açık ediyor. Özetle “Alavere, dalavere, Kürt Mehmet nöbete” durumu ile karşı karşıyayız. PKK, Cumhurbaşkanı'nın verdiği “nöbetçi” rolünü oynamaya çok istekli. HDP, tezgâhı yakından izlediği için Kandil'i uyarmaya ve tevil etmeye çalışıyor.

Askerlerin en boş, ama alışkanlıklardan dolayı vazgeçilemeyen ve en çok zaman işgal eden işleri nöbet tutmaktır. O kadar ki askerlik sadece nöbet tutmaktan ibarettir. Vazgeçilememesinin sebebi, nöbet işinin yurt savunmasındaki önemi değil, hiyerarşiyi, disiplini sürdürme aracı olarak kullanılmasıdır. Askeri neyle meşgul edeceksiniz? Nöbet yerlerini mümkün olduğu kadar çoğaltıp, herkese 24 saat esasına göre ikişer saat yazarsanız, tabur tabur askerin istihdamına bir gerekçe bulmuş olursunuz. Bir tek nöbet yeri, sekizer saatten beş askere görev demektir. Üçü görev başında, biri revirde, biri de izinli. Halbuki bir tek kamera, bu beş kişinin görevini yerine getirebilir. 20 kamera ile 20 nöbet yeri, üç kişinin görev yaptığı bir tek operasyon merkezinden takip edilebilir. Üstelik hem daha seri ve etkili müdahale imkânı verir hem de nöbetçilerin açık hedef oluşturmasını engeller. Neden vazgeçilmiyor? Nöbet olmasa, Kürt Mehmet'i de Türk Mehmet'i de nasıl ikna edeceksiniz?

Yüzde 10'luk seçim barajı, Türkiye'nin birlik ve bütünlüğü adına ilan edilmiş en önemli nöbet mahalliydi. HDP'nin aldığı yüzde 13'lük oy bu kritik nöbet yerini sular altında bıraktı. Şimdi, suyun üzerine konacak bir saltanat kayığını, yeni bir nöbet kulübesi diye takdim edip Kürt Mehmet'i bindirme sevdası gündemde.

Yüzde 10 barajı ne için konduysa, yüzde 5-7 arası baraj da aynı işe yarayacak. Dün, nasıl olsa barajı geçemez diye verilmeyen oylar, bugün nasıl olsa barajı geçiyor diye isteksiz hale gelecek. “Barajı aşmak” gibi bir sorun olmayınca, HDP oyları gerileyecek. Hesap bu kadar basit. Peki bu hesap kimlerin işine geliyor?

Yüzde 5'e inen baraj, yani HDP oylarının gerilemesi, oradan gelecek olanlara ilave bir miktarda başka saiklerle oy alabilirse AK Parti'ye yeniden tek başına iktidar imkânı verebilir. HDP'ye baraj aşırtıp Erdoğan'ı durdurmak maksadıyla giden “emanet oylar”, yani CHP oyları yuvaya geri dönebilir. HDP oylarındaki gerileme otomatik olarak MHP'nin Meclis'teki ağırlığını artırabilir. En önemlisi, “silahlı siyaset”, “sivil siyaset”e kaptırdığı gücü, PKK'nın Kürt siyaseti üzerindeki ipoteği yeniden geri gelebilir. Yüzde 13, PKK'nın elindeki araçlarla taşıyamayacağı kadar ağır bir sorumluluktu, Kandil'dekiler yeniden silahlı özgürlüklerini kazanabilir.

Kısaca HDP, yani Kürt siyasetinin demokratik kanadı dışında herkes, bu yeni nöbet mahalli konusunda mutabık olabilir. Mutabık olurlarsa, anayasa değişikliği ile hemen yapılacak seçim, yüzde 10 barajı olmadan gerçekleşebilir.

Seçim sistemleri anayasal mühendislik araçlarıdır, siyaseti tanzim etmeye yarar. “Yüzde 10'un kalkması ne kadar demokratik olur?” diyorsanız, buyrun tamamını kaldıralım. SP, BBP gibi partiler de temsil imkânı bulsunlar.

Kürt sorunu ile bu ince iktidar hesaplarını birbirinden ayırmazsak, ikisini de çözemeyiz. Baraj önerisinin, Cumhurbaşkanı'nın HDP ile tırmandırdığı gerilimle eşzamanlı gündeme gelmesi gözünüzden kaçmamalı. Halbuki Demirtaş, “Suriye'de Türkiye'siz olmaz” diye çok ileri bir şey söylüyor. Bu sefer Kürt Mehmet değil, hepimiz tezgâha getiriliyoruz. Kürt sorunu Erdoğan için artık bir ülke sorunu değil, doğrudan bir iktidar matematiğinden ibaret.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89