• BIST 73.600
  • Altın 132,411
  • Dolar 3,5398
  • Euro 3,7975
  • İstanbul 1 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara -9 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -1 °C

AKP Türkiye'si: Ortadoğu'da 'çıkmaz sokak'ta gezinti...

Cengiz Çandar

Türkiye’nin uluslararası profilinin sönükleşmesi, Ortadoğu’da “Türkiye modeli”nden söz edilirken, kısa süre içinde bölgesinde “yalnız ülke” haline dönüşmesi, Cumhurbaşkanı’nın, neredeyse tüm dış dünyada, kâh “Ak Saray” gibisinden görgüsüzlük ve hovardalık nedeniyle alay, kâh otokratik eğilimleri ve saldırgan söylemlerinden ötürü tepki konusu olması, AKP iktidarının gelip dayandığı ve geri çevirebilmesi giderek imkânsız hale gelen bir duruma işaret ediyor.

Türkiye, imparatorluk mirasçısı, jeopolitik önemi ve değeri tartışılmaz bir ülke. AKP iktidarıyla birlikte, İslamcılık ile demokrasinin bağdaşabileceğinin başarılı örneği olması umudu, muazzam bir “tarihi fırsat” yaratmıştı. Bu “tarihi fırsat” kaçmıştır. AKP iktidarının bu anlamdaki başarısızlığı, Türkiye sınırlarının ötesinde de önem ve anlam taşıyor.

Bizler, ülkemizin “Müslüman kimlikli bir demokrasi” olarak uluslararası alanda başarıyla parlamasından ne kadar mutlu olacaksak, aksi durumdaki bir manzaranın bir “iç politika konusu” olmanın çok ötesinde bir rezonansa yol açtığını görmek durumundayız.

Yirmi yıla yakın bir süredir “İslamcılık ile demokrasinin bağdaşması”nın mümkün olduğuna inanmış, Batı medyasının günlük diliyle ifade etmek gerekirse “ılımlı İslam”ın geçerliliğini savunmuş insanlar açısından, AKP’nin Türkiye’yi getirdiği, Türkiye’nin AKP ile geldiği noktanın büyük ve derin bir hayal kırıklığına yol açmış olduğunu itiraf etmeliyiz.

Ancak, burada dikkatten kaçırılmaması gereken nokta şudur: “İslam ile demokrasi” ,“Müslümanlar ile demokrasi” arasında bir sorun olamaz. Bu konulardaki kanaatlerimizi koruyoruz.

Bununla birlikte, “İslamcılık”, başka bir deyimle hangi renk ve tonda olursa olsun, “siyasal İslamcılık” ile demokrasinin bağdaşmazlığı, maalesef, başka örneklerinin yanı sıra “Türkiye’deki AKP örneği” ile de ortaya çıkıyor.

Görememiş olduğumuz budur. Ama, 2011’e kadar görülen de şimdi görülen değildi. Şimdi görülebilenin 2013 Gezi’den sonra görülmemesinin mazereti olamaz. Türkiye, o “kırılma noktası”ndan itibaren AKP iktidarı altında bir “İslamcı baskı rejimi”ne doğru sapmaya başlamıştır.

Yine de şu sorular sorulabilir ve sorulmalıdır:

Ne görülmemiştir? Niçin görülmemiştir? Görülebilir miydi? Yaşanmadan görülebilmesi mümkün müydü? AKP deneyi farklı yaşanabilir miydi?

Bunlar, Türkiye’nin siyasi tarihi ve kimi bireylerin entelektüel tarihi bakımından irdelenmesi gereken, basit, kısa ve çabuk bulunabilecek cevapları olmayan sorular.

Tarihin bugünkü zaman aralığında, Ortadoğu coğrafyasında IŞİD’in ortaya çıkabilmesi, ne kadar yaşayabileceği belli olmamakla birlikte Türkiye’nin yanı başında, bundan yüzyıl önce Türkiye’nin yönetimindeki topraklarda bir “Hilafet Devleti” kurabilmiş olması önemlidir. Türkiye’nin başında da sürekli seçim kazanma başarısı gösteren ve IŞİD’le uzak ya da yakın “ideolojik akrabalık” ilişkilerine sahip olduğu görüntüsünü veren ve giderek içine kapanıp daralan bir “İslamcı” iktidar görüntüsü, birçok şeye, ülkemize, çevremize ve her birimizin içine ayna tutmakta olan çok çarpıcı bir gelişmedir.

Türkiye’nin kurumsal bir parçası olduğu (özellikle NATO üyeliğiyle) “uluslararası sistem”, giderek, Ortadoğu’daki IŞİD olgusunu, karşı konulması gereken “bir numaralı öncelik” olarak belirlerken, AKP iktidarının Türkiye’si IŞİD’e “müzahir” olabileceği izlenimini veriyor.

Cengiz Çandar'ın yazısı

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89