• BIST 97.546
  • Altın 144,163
  • Dolar 3,5678
  • Euro 4,0002
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 23 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 15 °C

AKP, Kürtlerle alay ediyor!

Ergun Babahan

Grihat haber sitesi dün MİT’in durdurulan TIR’larında yaşanan diyalogları yazdı ve ‘‘Türkmenlere insani yardım’’ olduğu iddia edilen malzemenin ağır silahlar olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Bu gerçeği, ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Ricciardone’nin giderek yaptığı ve Ankara’nın yalanlayamadığı, ‘‘Türkiye, El Nusra’ya yardım etti’’ açıklamasıyla birleştirin.

ABD’nin başını çektiği koalisyon güçlerinin saldırıları sonucu IŞİD’le işbirliği kararı alan El Nusra’ya rağmen.. Yani, Türkiye IŞİD’le işbirliği yapan El Nusra’ya Sünni müslüman diye yardım ediyor ama Erdoğan çıkıp IŞİD’in müslüman olmadığını söyleyebiliyor.

Nereden baksan, tutarsızlık…

Ama bu tutarsızlığı, her ortama uygun laf bulma çabasını gündeme getirip sorgulayan bir medya yok nasılsa, istediği gibi at koşturuyor.

Medyanın boş salonları foto-montajla doldurduğu mesleğe Türkiye’de gazetecilik deniliyor maalesef.

Gelelim, konunun Kürtlerle ilgili boyutuna…

Erdoğan, her ortam ve fırsatta 1 Mart Tezkeresi’nin reddinin büyük bir hata olduğunu, Türkiye’nin koalisyonda yer almayarak tarihi bir fırsatı kaçırdığını söyledi.

Bununla anlatmak istediği, Irak Kürdistan’ına asker yollamak, bölge halkı ve doğal kaynaklarını denetim alma şansını kullanamamaktı.

Suriye iç savaşının Libya gibi çok kısa sürede biteceğini ve kendi liderliğinde Suriye’den Mısır’a, oradan Filistin’e uzanan bir Neo-Osmanlı rejimi kuracağını düşünen Erdoğan, bu konuyu gündeme getirmedi.

Esad’la derdi tabii ki, diktatör veya eli kanlı olması değildi elbette. Öyle olsa, Sudan’ın eli daha kanlı diktatörü El Beşir’e, Ankara’da kral muamelesi yapmazdı. Erdoğan’ın insan hakkı ve hukukla ilgisinin olmadığı bu olayla bir kez daha ortaya çıktı. Esad’a öfkesi, Şii olması ve bölgesel planlarını bozmasından kaynaklanıyordu.

Erdoğan’ın hırsı sonucu ortaya çıkan tablonun bedelini Suriye halkı ve gelişmeler sonucu sarsılan Türkiye ekonomisi ödedi. Bir ülkenin ırzına geçilmesinde bu hırsın rolü büyük oldu.

Bugün gelinen noktada, bölgemiz aşırı dinci unsurların şemsiyesi altında toplanan umutsuz insanlar topluluğu haline geldi. Ve İslam adına hareket ettiğini savunan bu gruplar, kendi hakimiyetleri uğruna inanılmaz bir etnik temizlik hareketine girişti.

Bu grupların, bölgenin petrol kaynakları ve Körfez Savaşı’nda Amerika’nın müteffikleri olan Irak Kürtleri’ni tehdit etmesi üzerine harekete geçmesi, Erdoğan’da 1 Mart’ta kaçırdığı fırsatı yakalama umudu doğurdu.

Amacı belli, Rojava’da IŞİD’in ilerlemesine seyirci kalmak, hatta Kürtlerin iddiasına göre, bu harekata el altından destek vererek bölgenin nüfus yapısını Sünni-Araplar lehine değiştirmek. Kürtlerin özerklik ettiği bu bölgeyi tampon veya güvenli bölge ilan ettirerek buraya, Türkiye’ye sığınmış Suriyelileri yerleştirmek istiyor.

Washington’ın bu plana sıcak bakmadığı ortada ama Ankara’nın IŞİD’in YPG’yi yenmesini ve Kobane’yi ele geçirmesini umut ettiği çok net.

Kobane’den karısını, anasını, kızını Türkiye’ye getirip savaşmak için geri dönmeye çalışanları engellemesi, Kürtlerin göçünü teşvik etmesi bunun açık göstergesi.

KCK ve Kürt kanaat önderleri, bu politikanın barış sürecine darbe vuracağını defalarca tekrarladı ama Ankara’da dinleyen yok. Üstüne üstlük, Başbakan Yardımcısı Yalçın Erdoğan dün şu açıklamayı yaptı:

‘‘Bu konu (Kobanê’deki gelişmeler) sürecin tabii unsuru değildir. Her konuyu bununla ilişkilendirmek bu işi tamamen çözümsüzlüğe mahkûm etmek anlamına gelir…

Kandil’den yapılan sorumsuz bir takım açıklamalar var, tehdit vari. Kimse Türkiye’yi tehdit edemez. Söylediğim şeyler doğrudan Kandil’den yapılan sorumsuz açıklamalara dönük. ‘Blöf yapıyor’ demişim de bize göstereceklermiş. Senin bir şey yapmaya gücün yetiyorsa git IŞİD’e yap, Türkiye’ye ne meydan okuyorsun? Var mı bir gücün kardeşim, niye Türkiye’den yardım istiyorsun o zaman? Yani uçmayı bilmiyor, çıkmış çatıya konuşup duruyor. Kandil’de yan gelip yatıyor, Kobanê’dekilerle ilgili edebiyat yapıyor. Sen orada konuşacağına git o zaman orada mücadele et. Böyle bir kandırmaca, sahtekârlık olmaz.’’

Akdoğan’ın barış sürecini yürütme kabiliyeti olmadığı, Kobane’nin Kürtler için önemini anlamamış olmasından çok net bir şekilde görülüyor. Kobane’siz barış olmaz.

Onun alay ettiği insanlar, günlerdir kendilerinden silah olarak çok daha güçlü bir gruba inanılmaz bir direniş gösteriyor.

Bu açıklamalar, duygusal kopuşu hızlandırıyor ve Türkiye’yi müthiş bir gerilimin içine atıyor.

Yaşayacağız ve göreceğiz…

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89