• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 16 °C

AKP hükümeti yeni bir savaşa mı hazırlık yapıyor

Ömer Ağın

KCK’nin “çekilmeyi durdurma” kararını alması, AKP hükümeti ile birlikte her boydan ve her soydan “aydın”, “gazeteci”, “yazar” kişileri harekete geçirdi. Bir bütün olarak bu kesimlerde tedirginlik tavan yapmış durumda. Çünkü “çekilmeyi durdurma” kararının ne anlama geldiğini ve neden bu kararın alındığını en iyi hükümet çevreleri biliyor.

Neden mi?

Ateşkesin sürdüğü ve çekilmenin devam ettiği süreçte AKP elle tutulur en küçük bir demokratikleşme adımı atmadı. Tam tersine eski politik uygulamalarına hız kesmeden devam edegeldi bugünlere.

Sürece objektif ve pratik olarak bir bakalım:

Bir nevi yeni savaş hazırlığı anlamına gelen yeni karakol-kalekol yapımı hız kesmeden devam etti. Kürt halkının ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin uyarılarına rağmen yüzlerce karakol inşaatının hızlandırılması girişimleri hükümetin söyleminde samimi olmadığını gösterdi.

Bir nevi kontrgerilla görevini üstlenmiş koruculuk sisteminin kaldırılacağı söylendiği halde, tersi yapılıp yeni korucu alımları devam etti. Bu uygulama ile de AKP hükümetinin yeni savaş hazırlıkları içinde olduğu sıradan insanlar tarafından bile görülür oldu. Kürt Özgürlük Hareketi’nin elinde bu konuya ilişkin daha detaylı bilgiler olduğu yaygın bir şekilde konuşuluyor.

Tamamen politik nedenlerle tutuklanan KCK tutsaklarının bırakılması beklenilirken, tam tersi bir durumla karşılanıldı. İçlerinde toplam 30 sene hapis yatan, ağır hasta olan insanlar olmasına karşın koşullarını iyileştirici ciddi bir adım atılmadı.

Sayın Öcalan’ın “barışçı, demokratik çözüm sürecine” daha aktif katkı yapması amacıyla koşullarının “iyileştirileceği” söylendiği halde halen avukatlarıyla bile görüştürülmüyor olması bile başlı başına bir sorun olmaya devam etti.

Ateşkesin sürdüğü ve çekilmenin devam ettiği süreçte AKP elle tutulacak en küçük bir demokratikleşme adımı atmadı. Kürtlerin olmazsa olmazı olan anadilde eğitim konusunda inkârcı tutumunu sürdürdü. Dahası “bunu CHP ve MHP istemediği için adım atamadık” diyerek Kürtler üzerindeki kültürel soykırımının devamına çanak tutmaya devam etti. Hem de komik bir duruma düşerek bu ırkçı tutumunu devam ettirdi. Seçim barajının düşürülmesi istemine Kürt coğrafyasına irili ufaklı baraj projeleriyle yanıt verdi. Siyasi partiler yasası değiştirilmesi ve “terörle mücadele kanunu”nun kaldırılması konularında da hiçbir olumlu düzenleme yapılmış değil.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi AKP hükümeti, Suriye’deki silahlı çetelerin Kürtlere yönelik saldırılarına her türlü desteği verdiler ve vermeye de devam ediyorlar. Bu da yetmiyormuş gibi Serêkaniyê’den Kürt coğrafyasına girmek için her türlü askeri hazırlıklar yapılıyor. Oysa Kürtlerin tek istekleri “kendi kendilerini yönetmektir.” Alınan kararlara bakıldığında;

“... Geçici bir anayasa hazırlanması için komite oluşturulması ve 40 gün içinde tüm bileşenlerin onayı ile geçici anayasanın oluşturulması.

-Geçici anayasa hazırlanmasının ardından, yönetim konseyinin ortak ve demokratik bir geçici yönetim kurması...” görülmektedir. Durum net olarak anlaşılmaktadır.

Dahası Güney Kürdistan’da toplanmaya çalışan “ulusal demokratik konferansın” en büyük engelleyici gücünün AKP hükümeti ve Türkiye devleti olduğunu bilmeyen kalmadı. Bu konferansın, “Kürtlerin iç sorunlarını konuşup tartışmaktan başka” amacı olmadığı bilindiği halde engellemeler devam ediyor.

Ve daha niceleri. Bu somut uygulamalarda da görüldüğü gibi AKP hükümeti sürece tek taraflı dayatmayla yaklaşıyor. O nedenle söylenen sözlerin büyük çoğunluğu demagojik laflardan ileri gitmiyor. Başbakan yardımcısı Bekir Bozdağ’ın “ne yapacaklarsa kendilerinin bileceği şeydir” demesi de bunu gösteriyor. Hükümetin demagoglarının dedikleri tek şey “biz Türkler ve Kürtler birlikte yaşamak istiyoruz.” İyi, güzel de nasıl bir birlikte yaşama olacak? Bu konuyla ilgili tek bir şey söylenmiyor. Yine bölgede AKP milletvekilliğini kapmış şimdi gözlerini bakanlık koltuğuna dikmiş kimi zatlar da “bölgede en çok oyu AKP alıyor. O nedenle Kürtlerin temsili AKP’dedir” diyorlar. Bu mantığı yürütürsek; AKP’den önce de Kürtleri, Demirel’ler, Çiller’ler, vb. temsil ediyordu anlamı çıkar. Bu baylara söyleyeceğimiz tek söz, bu “temsilin” arka planında inkar yatıyordu. Her türlü soykırım vardı, güç vardı, talan vardı... Bu vahşeti kıran, Kürtlerin; Kürt Özgürlük Hareketi öncülüğünde verdikleri kararlı mücadele olmuştur. Prof. Dr. Doğu Ergil, hükümetin, süreci PKK’ye karşı bir yenilgi olarak görmeye başladığını, bu nedenle “az verip çok almak istediğini” ifade ediyor.

KCK açıklamasında, “Çatışmasızlığı sağlamamızı, gerillayı geri çekme irademizi ve gerillanın önemli düzeyde Türkiye sınırları dışına çekilmesini önemsemeyen, buna doğru karşılık vermeyen, bu süreci bir oyalama ve bu temelde yerel seçimlere çatışmasızlık ortamında girerek bir seçim kazanma biçiminde ele alan AKP hükümeti, bu durumun sorumlusudur” deniliyor.

Sayın Öcalan’ın “silahlar susun, fikirler konuşsun” açıklamasının özünde siyasi çözüm yatıyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89