• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 32 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 17 °C

AKP giderse Ergenekon mu gelir?

Yusuf Karataş

Açıktan ifade edilmese de AKP’nin gitmesi halinde Ergenekoncuların yeniden yönetimi ele geçireceği kaygısı, Kürt halkı üzerinde hâlâ önemli bir etkiye sahip. Bu kaygının nedeni bilinmez değil. Ergenekon’dan yargılanan paşaların önemli bir kısmı, 90’lı yıllarda Kürt halkına karşı yürütülen özel savaşın başında yer alıyorlardı. Burada BDP’li Pervin Buldan gibi yakınları katledilmiş-kaybedilmiş Kürtlerin bu davaya müdahillik istemlerinin reddedildiğini ve Ergenekoncuların Kürdistan coğrafyasında uygulanan ‘özel savaş’ suçları nedeniyle yargılanmadığını da not düşüp geçelim. AKP’nin yazılı ve görsel medyadaki sözcüleri, yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarının amacının AKP’yi zayıflatarak ‘barış süreci’ni engellemek olduğunu söylüyorlar. CHP’li Balbay’ın Anayasa Mahkemesi kararı ile serbest bırakılmasının ardından 5 Kürt milletvekilinin tahliye taleplerinin Diyarbakır’daki mahkemeler tarafından reddedilmesini bunun kanıtı olarak gösteriyorlar. Sonra İmralı’da Öcalan’la görüşmeleri yürüten MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın hedef yapıldığını hatırlatıyorlar. Özetle şu iddiayı gündeme getiriyorlar; ‘Paralel devlet’ (Cemaatin yargı ve polis içindeki uzantıları) CHP-Ergenekoncularla ittifaka yönelmiş durumda ve bu ittifakla ‘barış süreci’nin sonunu getirmek istiyorlar.

CHP ile Gülen Cemaati arasında bir yakınlaşma olduğu sır değil. Bunu Kılıçdaroğlu’nun ABD ziyaretinde de gördük. Ayrıca CHP’nin, AKP Hükümeti’nin son dönemlerde Bölge’de ABD için sorun teşkil eden politikalarına karşı ABD çizgisinde bir tutum geliştirdiği de biliniyor. Yine ABD’nin başını çektiği uluslararası güçlerin AKP’ye alternatif arayışlarına bağlı olarak, CHP’nin yerel seçimlerde Ankara ve Hatay gibi illerde ‘merkez sağ’ı da kapsayacak bir parti olma yönünde adımlar attığını, kendini yeniden dizayn ettiğini de gördük. Bunu sadece biz değil, Erdoğan’ın AKP’si de gördüğü için bas bas bağırıyor: Yapılan operasyonlar dış güçlerin bir tezgahı! Bas bas bağıran AKP’lilere sormak gerekiyor: İyi de siz de icazet almak için defalarca bu ‘dış güçler’in kapısında beklemediniz mi? Sizi iktidar yapan da, Ergenekoncuların üstünü çizen de bu ‘dış güçler’ değil miydi? Daha düne kadar bu ‘dış güçler’le aynı fotoğraf karesinde yer almayı ‘dünya liderliği’nin göstergesi olarak sunup böbürlenen siz değil misiniz? Ve diyelim ki bu operasyonlar ‘dış güçler’in işi. Peki, bu durum boğazınıza kadar rüşvet ve yolsuzluklara batmış olduğunuzu; AKP düzeninin sömürü ve talan düzeni olduğu gerçeğini değiştirir mi?

Gelelim Ergenekoncular meselesine… Son günlerde AKP cephesinde “AKP giderse Ergenekoncular gelir” diyenleri şaşırtacak gelişmeler yaşanıyor. Önce Başbakanın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan 24 Aralık tarihli yazısında Başbakan Erdoğan için “kendi ülkesinin milli ordusuna kumpas kuranları çok iyi bilir” dedi. Ardından yeni Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, geçmişteki yargılamalarda yanlış yapmış olabileceklerini söyleyerek “yanlıştan dönmek erdemdir” dedi. Yine AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, Ergenekon ve Balyoz sanıklarının itirazlarını gidermek için yasal düzenleme yapılabileceğini söyledi. Sonra beklenen adım geldi: Balyoz Davası avukatları Akdoğan’ın yazısını delil göstererek İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne davanın yeniden görülmesi için dilekçe verdi. Ayrıca davada Akdoğan ve MİT Müsteşarı Fidan’ın tanık olarak dinlenmesini istediler. Anlayacağınız AKP, yerine gelirler diye korkulan Ergenekoncuları serbest bırakmak için adım atmaya hazırlanıyor.

Bu gelişmelerden hangi sonuçlar çıkarılabileceğine gelince:

Birinci olarak, Evet, AKP karşıtlığı ile sınırlı bir muhalefet halk güçleri için CHP vb. arayışlar üzerinden ABD ve uluslararası egemen güçlerin politikalarına yedeklenmenin ötesine geçmez.

İkincisi, Ergenekoncuların üstü onları yıllarca kullanan ABD tarafından artık bölge politikasına sorun yarattıkları için çizilmişti. Ve AKP, yeni ‘bölgesel aktör’ olarak öne sürülmüştü. Bugün güç kaybeden Erdoğan AKP’sinin Ergenekoncuları yanına çekerek yeniden toparlanmaya çalışması, dün olduğu gibi bugün de AKP için meselenin demokratikleşme değil, egemenlik mücadelesi olduğunu bir kez daha göstermiştir.

Üçüncüsü ve asıl önemlisi, CHP’nin kendini ABD’ye pazarlamaya çalışmasından ve AKP’nin yeniden Ergenekonculara sarılmak istemesinden de anlaşılacağı gibi halk güçleri için egemen güçler arasındaki çatışmada ‘ehven-i şer’ (kötünün iyisi) yoktur. Kürt halkı ve her milliyetten halk ve demokrasi güçleri için barış içinde yaşayacakları demokratik bir gelecek ancak kendi öz güçlerine dayalı bir siyasette ısrar ve birleşik-güçlü bir mücadeleden geçmektedir. Unutmayalım ki dün Ergenekoncuları ve bugün AKP’yi Öcalan ile görüşmek zorunda bırakan yegane güç, Kürt halkının kendi ulusal-demokratik mücadelesinden başka bir şey değildir.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89