• BIST 89.900
  • Altın 144,693
  • Dolar 3,6140
  • Euro 3,9061
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 9 °C

AK Parti'yi bekleyen büyük tehlike ve fırsatlar

Ekrem Dumanlı

AK Parti'nin genel kongresinden bir gün sonra yayınlanıyor diye bu yazının günlük siyasete polemik malzemesi yapılmaması ricasıyla başlıyorum söze.

Zira bittecrübe biliyorum ki bu ülkeyi tımarhaneye çevirmek için habire fitne üretenler ne söylense, ne yazılsa onu, fesatlarına alet ediyor. Oysa meseleleri daha ilkeli, daha geniş ufuklu bir çerçevede tartışmak gerekiyor ki faydalı olsun. Acizane ben de onu deneyeceğim...

Türkiye'de bir 'kitle partisi' olmanın en önemli şartı, halkın taleplerinin gerisine düşmemektir. Vatandaş her alanda bir şeyler bekler: Ekonomide kalkınma ve eşitlik, siyasette demokratik ve özgürlükçü yaklaşımlar, sosyal hayatta birleştirici ve bütünleştirici bir rota... Bu beklentiyi kâğıda kaleme dök deseniz vatandaş bunu tastamam ifade edemeyebilir; ancak sezgisi bilgisinin üstesinden gelir ve reformist partileri, halkıyla kavga etmeyen yapıları, can-ı gönülden destekler. Kitle partisi ne zaman halkın beklentisini önemsemez, kendi başına buyruk hale gelirse o zaman film kopar. Peki, gücünü halktan alan herhangi bir parti niçin halka sırtını dönsün ki?

Sebebi çok; ancak birkaçına temasta fayda var sanırım. Sırtını millete dayayarak siyasete ilk adımı atan partiler bazen devlete dayanmayı millete yaslanmaya tercih edebilir. Milletin emanet olarak verdiği gücü, bizatihi kendi kudreti sanan siyasi partiler için çetin bir sınavdır bu süreç. Ancak iç dinamizmin kamuoyu denetimiyle el ele vererek çözebileceği bir süreç. Öteden beri çevre-merkez ilişkisi üzerine söylenen çatışmalar ve o çatışma sonrasındaki yeni iktidar biçimleri sosyolojinin ilgisini bu yüzden çekmektedir.

Siyaset halka daha özgürlükçü bir ufuk vaat ederek iktidara doğru yürür. Bu vaatlerde inandırıcı bir üslup kullanıyorsa; hele bir de biraz mesafe almışsa halk desteği artarak devam eder. Ne zaman reform vaatleri rafa kalkar ve statüko siyasete hakim olursa, o zaman siyasetle halk arasında uçurum oluşur/derinleşir. Ne kadar negatif propaganda yapılırsa yapılsın bir manada çok da önemli değil; çünkü partilerin akıbetini, dış etkenler değil, partilerin iç dinamiği belirler.

Türkiye'deki en reformist partileri bir çırpıda sayın deseniz herhalde merhum Menderes'le bütünleşen Demokrat Parti'yi (DP) listenin başında zikredersiniz. O partiden bugün eser yok. Neden? Çünkü DP'nin vârisleri "Yeter söz milletin!" demeyi unuttu ve 367 krizinde kapalı kapılar arkasında statüko ile uzlaşarak halka sırtını döndü.

Anavatan Partisi (ANAP), darbeci subayların kendi kurdukları bir partiyi işaret etmesine rağmen iktidar olmuştu. Turgut Özal, "Çağ atlamak" vaadiyle halkı ANAP'a davet etti. 'Dört eğilim'i bir çatı altında toplama düşüncesi halkla bütünleşme arzusundan başka bir şey değildi. Halk, darbecilere rağmen destek verdiği ANAP'tan haksızlık ve yolsuzluk dedikodularıyla uzaklaşmaya başlamıştı. Cumhuriyet tarihinin en reformist partilerinden biri olan ANAP'ı 2007 yılında bitiren, yine 367 krizi oldu. Coşkun bir lider, statükoyla işbirliği yaptığında iktidara yürüyeceğini sandı. O büyük partiden geriye tabela bile kalmadı adeta...

Bugüne gelirsek, AK Parti büyük reformlara imza attı. Büyük bir demokrasi mücadelesi verdi ve halk onu onca baskıya rağmen bağrına bastı. İyi de oldu; halk da kazançlı çıktı, demokrasi de. Neredeyse on yıldır iktidarda olması ve her seçimden büyüyerek çıkması 'AK Parti karşıtları'nı ümitsizliğe sevk etti; ediyor. Halbuki partilerin akıbeti her zaman aynıdır: Ya iktidar partisi temel hak ve özgürlükler konusunda halkın gerisine düşecek ya da bir başka siyasi yapı iktidardan daha inandırıcı bir tonla güçlü bir şarkı söyleyecek.

AK Parti dün önemli bir kongre yaptı. Hayırlı uğurlu olsun. Bu kongre sonrasında partinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) gibi etkin organlarından bakanlıklara kadar pek çok mekanizma değişecek. Yeni kadroların bu partiye yeni bir heyecan katması, 'metal yorgunluk' istifhamını da ortadan kaldırabilir. Halkın tamamını kucaklayacak bir anlayışın tekrar ahdini yenilemesi gerekiyor ki yeni kongre, yeni açılımlar manasına gelsin. Sırtını devlete değil millete vererek buralara kadar gelen AK Parti'nin yeni bir reform haritası hazırlaması çok da zor değil. Hem kendi ruh kökünden uzaklaşmayacak hem herkesle yeniden kucaklaşacak hem de Türkiye'nin en az 20 yılını yeniden planlayacak. Çok kritik bir noktada parti; çünkü bu ülkenin insanı daha iyi bir Türkiye istiyor ve bu talep, yerden göğe kadar haklı gerekçelere dayanıyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89