• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 7 °C

AK Parti’nin yeni ittifak arayışları ve Kürt siyaseti -2-

Alper Görmüş

Etyen Mahçupyan, Zaman gazetesindeki köşesinde 4 Aralık 2013’te şöyle yazmıştı: 

“Kürt meselesinin ‘aritmetiği' bugün Kürtlerin hakları ile ilgili değil artık. Herkes bu hakları biliyor ve engellenemeyeceklerini de hızla içselleştiriyor. Mesele PKK'nın ne olacağı… AKP, Kürtler üzerinde hegemonya kuramayacak bir PKK, çoğulcu bir Kürt siyaseti hayal ediyor. PKK ise aksine, Kürt siyasetini elinde tutan, çoğullaşma potansiyelini kendi manevi şemsiyesi altında masseden bir siyasi aktör olarak sahnede kalmak istiyor. Dolayısıyla hükümet, geçiş sürecini zamana yaymanın, çözümü demokratik değişimin içine yedirmenin peşinde. PKK ise reform adımlarının hemen atılmasını, bunun radikal bir farklılaşma olarak yaşanmasını ve böylece kendi denetim ve yönetim gücünün konsolide olmasını hedefliyor.” 

AK Parti’nin, “Kürtler üzerinde hegemonya kuramayacak bir PKK, çoğulcu bir Kürt siyaseti” arzulaması siyaseten hem meşru, hem doğru. 

Fakat “PKK üst yönetiminin başka ülkelere gönderilmesi”, “defolsunlar, nereye giderlerse gitsinler” vb. beyanlar ortaya koyuyor ki, AK Parti’nin PKK’ya dair gerçek arzusu bundan biraz daha farklı... Bence AK Parti, Kürtlerin haklarının iadesi sürecinde PKK’nın da zayıflayacağını, hatta belki Kürtlerin bir noktada PKK’ya “kırmızı kart” gösterebileceğini zihninin bir köşesinde tutmaya devam ediyor. 

İki varsayım da gerçekçi değil 

Bu çerçevede, Kürtlerin bütün hakları iade edilip de PKK’nın üst düzey kadrolarına arzularının hilafına “başka ülkeler”in yolu göründüğünde, PKK’lıların ve Kürtlerin şöyle tepkiler gösterecekleri varsayılıyor olabilir: 

PKK’lılar: “Eh, mademki amacımız ‘Kürt hakları’ydı, artık biz de yavaş yavaş buharlaşabiliriz...” 

Kürtler: “PKK ortaya çıkmasaydı belki biz hâlâ haklarımızdan yoksun olarak yaşıyor olacaktık... Fakat şimdi gerçekçi olma vakti... PKK’lılar fedakârlık göstermeli... Hem zaten  amaçlarına ulaşmadılar mı? Onların amaçları bizim gasbedilmiş haklarımızın iadesi değil miydi?” 

Bunların ikisi de gerçekçi değil... “Kürtler”le ilgili olan varsayım bu yazının konusu değil, fakat PKK’lıların “siyasi fedakârlık” gösterip ellerini eteklerini siyasetten çekebilecekleri varsayımı üzerinde biraz durmamız gerekiyor.

Bu varsayım, ancak bir başka varsayımın geçerli olması halinde ciddiye alınabilir: Meğer ki PKK’lılar iktidar hırsları olmayan, yıllardır dağda zor koşullarda yaşayıp savaşmaları karşılığında kendilerine dair hiçbir şey talep etmeyen derviş ruhlu insanlar olsunlar. 

Oysa değiller... Onlar da insan ve herhangi bir siyasi mücadelenin bütün yürütücüleri gibi, amaçladıkları siyasi-toplumsal düzen gerçekleşme aşamasına doğru ilerledikçe yeni düzen içinde yer alma ve giderek “yönetme” arzuları daha da büyüyor; eşyanın tabiatı... 

Hangi mücadelenin önderleri ve fiili yürütücüleri mücadele sona erdikten sonra kenara çekilmiş ve her şeyi, adına savaştıkları halka bırakmışlardır? 

Murat Karayılan, iki yıl önce bu “realite”yi şu satırlarla anlatmıştı: 

“(...) Kürt sorununun çözümüyle gerillanın birbiriyle çok yakından bağlantısı vardır. Bunu görmeyenler gerçekçi çözüm yolunu da bulamazlar. (...) Ancak ve ancak Kürt sorununun çözümü temelinde bu gücün toplumsal yaşama dâhil edilmesi düşünülebilir.” 

Kürt siyasetine tarihsel bir fırsat 

Fakat AK Parti’nin bütün bu “iyimser” varsayımlarının 17 Aralık’tan sonra gelişen koşullarda fazla bir anlamı kalmadı...

AK Parti, yeni koşullarda Kürt siyasetinin legal ya da illegal örgütlerini, kendisiyle Kürtler arasında izale edilmesi gereken unsurlar olarak görmekten hızla uzaklaşacak, onları ittifak edilmesi gereken güçler olarak görmeye başlayacaktır. 

Bu anlamda, iktidardaki kırılmanın PKK’ya büyük bir avantaj sağladığını rahatlıkla söyleyebiliriz... 

PKK, önüne çıkan bu fırsatı istismar etmez de olgun bir siyasi tavır sergileyebilirse, Kürtlerin ana dillerine ve kendi kendilerini yönetebilmelerine dair temel taleplerinin realize edilmesi beklenmedik bir hız kazanabilir. 

Fakat bu hız, Kürt siyasetinin başlamış görünen çoğulculaşması tamamlanmadan “PKK’nın kendi denetim ve yönetim gücünü konsolide edebilmesi”ni de hızlandırabilir. 

Söylemeye gerek yok: İki yazı boyunca yürütmeye çalıştığım tartışma, elbette AK Parti’nin mevcut krizi atlatıp ülkeyi yönetme kapasitesini yeniden konsolide edebilmesi koşullarında anlamlı olacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89